Giriş
(6)

cocuklara hediye

solenkol
7 ve 12 yasında kuzenimin kız cocukları icin hediye bakıyoruz ama aklımıza bir sey gelmiyor. Nelerden hoslanırlar bu yas grupları? bize gelcekler 1-2günlüğüne ufak bir hediye alalım mutlu olurlar.
7 ve 12 yasında kuzenimin kız cocukları icin hediye bakıyoruz ama aklımıza bir sey gelmiyor. Nelerden hoslanırlar bu yas grupları? bize gelcekler 1-2günlüğüne ufak bir hediye alalım mutlu olurlar.
0
solenkol
(6 saat)
lego olabilir
0
elorelia
(5 saat)
yaşlarına uygun bir kutu oyunu alabilirsiniz. hep beraber de oynayabilirsiniz.

edit: monopoly'den çok carcassonne ve ticket to ride öneririm. da vinci veya goblinden (online veya dükkandan) güvenerek alabilirsiniz.
0
eileengray
(5 saat)
çocuklar ve aileleri nasıl?

muhafazakar bir aile mi?
seküler bir aile mi?
eğitime önem verilen bir aile mi?
çocuklar baya çocuk gibi mi, yoksa ergen gibi mi tavırları giyimleri?
ilgilendikleri bir sanat/spor var mı?

---
ben 7 yaşımdayken barbielere takıktım. 12 iken o tarz şeyleri bebek işi görüyordum. daha böyle cool olsun istiyordum her şeyim. giyimim tamamen değişmişti.

her yaşta monopoly oynamayı severdim, hala seviyorum (29 oldum)

uzaktan kumandalı arabaları da seviyordum.

yürüyen kedim vardı 7 iken.

LEGO çok iyi olur aslında. orada hep beraber yaparsınız.
lego.tr
lego.tr
lego.tr
lego.tr
lego.tr

www.toyzzshop.com

şu oyuncağı baya çocukluğumdan beri istiyorum, hiç nasip olmadı :d ve uzaktan kumanalı arabam da hiç olmadı. erkek kardeşime aldılar o da bana oynatmadı :')

hala kendime ucuz yollu peluşlar alırım yılda 1-2
0
art cat chocolate
(5 saat)
Puzzle olabilir
0
üğpoıuy
(5 saat)
sevdikleri karakterlerin anime vs. peluş oyuncağı
0
gabe h coud
(5 saat)
Hocam oyuncakcilara gidince oyuncaklarin üzerinde cok net yaş araliklari oldugunu goreceksiniz.
Tavsiyem o yas araliklarina uyun. Secimizini uygun yas araligi kumesinden yapin.
0
WithWorth
(2 saat)
(10)

2. el araç satan galericiler nasıl para kazanıyor?

ya ben lan neyse
ucuza alıp pahalıya satıyorlar değil mi? e bu adamların ucuza aldığı yerden ben neden gidip almıyorum? galericilerin özel bir yeteneği mi var arabayı çok ucuza almak için? ya da radar mesafeleri mi bizden geniş?
ucuza alıp pahalıya satıyorlar değil mi? e bu adamların ucuza aldığı yerden ben neden gidip almıyorum? galericilerin özel bir yeteneği mi var arabayı çok ucuza almak için? ya da radar mesafeleri mi bizden geniş?
0
ya ben lan neyse
(22 saat)
Tuhaf tuhaf alıcılarla ve alıcı gibi yapıcılarla uğraşmak istemeyen satıcı, üç kuruş az olsun kafam dinç olsun, o kadar salakla uğraşamam deyip galeriye satıyor.
+4
Mirket
(22 saat)
Emlakçı gibi düşünebilirsiniz bence. Her gün iti kopuğu, can sıkıntısından ev gezmek isteyeniyle vs uğraşmamak için emlakçıya devrediyor insanlar
+3
hakmut
(22 saat)
hepsi olmasa da bazıları aldıkları çürük çarık arabaları allayıp pullayıp 'çıtır hasarlı' diye satıyorlar.
+1
brkylmz
(21 saat)
Emlakçıdan farklı bir durum var bence burada, sonuçta emlakta size uygun bir hizmet var, emlakçı evlerin hepsine sahip ve size satıyor değil, size yönelik bir araştırma yapıp gezdiriyor ediyor, tüm süreçte destek oluyor ama galericinin parası var alıyor satıyor. Üstelik arabaların modeli belli ev gibi çeşitli mahalle, oda, metrekare farkı, cephe, mobilya, aidat farkı vs durumları yok ki. Yani zaten toplam kaç çeşit araba var 100 olsun boyutu, kilometresi, yıl ve bütçenize uyan derken zaten kaldı mı taş çatlasa 10, beğendiğiniz modellere indirgedik kaldı 5 tür.
Tek avantajı nereden aldığını bilmek götürüp geri satmak ya da sorun olursa muhatap bulmak olabilir kimi galerilerin garantisi oluyor ya da kredi kartına taksit ve kredi imkanı oluyor. Onun dışında kusurları olan araçları alıp tamir ettirip satanlar var daha pahalıya. Ama geçen ay araç aldık sahibinden satan kalmamış gibi bir şey, yüzde 80’i galeriydi ve adamlar arabadaki kaza ne bilmiyor, sorununu bilmiyor, ihaleden almış rastgele umrunda değil nasılsa biri alır diyor.
Aracımız perte çıktığı için aynı yıl ve modelden alalım dedik sigortanın verdiği para ile, ama galericilere tahammül edemedik gittik sıfır araç aldık en sonunda, halbuki sahibinden bulsak direkt ikinci alıp konuyu kapatacaktık.
0
kullanıcıadımbuolsun
(21 saat)
arabayı satmak için ilan veriyorsun bir sürü arayan soran oluyor.
kimisi ek iş olarak al-sat yapıyor.
ağzı laf yapıyor, az çok arabadan anlıyor -hatta bazıları bir araba modeli üzerine uzmanlaşmış mesela sadece fiat doblo alıp satıyor.
adam galerici değil ama boş zamanlarında bu işi yapıyor.

sen satılık ilanı verince bu adam gibileri (sayıca epey fazla) arayıp bir sürü şey söylüyor. zaman ayırıp görüşüyorsun, 10 paraya anlaşmışsın bir sürü şey söyleyip 9'a düşürmeye çalışıyor.

sonra başlarım böyle işe diyorsun, elindekini de nakite çevirmen lazım zaman geçiyor, adresi belli bir yere yani galericiye veriyorsun. az paraya alıyor senden belki ama en azından günde 50 defa arayıp soran bir kısmı dolandırıcı olan insanlarla muhattap olmuyorsun. dolandıracaksa adresi belli bir yer dolandırsın diyorsun kısaca.

galerici övgüsü gibi olmasın onlar da az şeytan değiller ama piyasada "abi vallahi son param" deyip de al-sat ile gününü gün eden insanlar da az değil.
0
biseysorcaktim
(21 saat)
insan psikolojisini unutma. Sahibindene ilana 1 milyona koyup, satamayınca galeriye 900 bine satan vardır mesela. Ama ilanı 900'e düşürse yine anında satacak belki, ama çoğu kişi bunu yapmıyor :D Sana o fiyata satmıyorlar yani.

Alış kısmında da, rasgele bi insana güvenmek yerine 1 milyon vereceğime 1100 veririm adresi belli olan yerden alırım diye de var. ¯\_(ツ)_/¯
0
nhk ni youkosu
(19 saat)
ben arabamı az daha galeriye satacaktım.

arabamın durumuna benzer arabaların fiyatlarının ortalamasını aldım, sonra da yaklaşık 50-60.000 liralık bir pazarlık payı da bıraktım.

biçtiğim fiyata 500.000 lira diyelim, vereceğim fiyata ise 450.000 lira diyelim zaten bu enflasyon ortamında parayı hesapta tutsan çevirsen etsen 1 ay geç satılacağına parayı 1 ay çeviririm daha iyi olur dedim.

aga telefonlar gelmeye başladı konuşuyoruz ediyoruz düşebileceğim son rakam 450.000 diyorum bana 400.000 yapsak ama ben 350 versem 2 ay sonra 50.000'i ödesem demeler direkt 300 garibanım demeler sinir hastası oldum gitti. galeri de diyor 400 falan. bununla uğraşacağıma 1 ay parayı faizde altında tutsam zaten fark kapanacak demeye başladım.

en son da yeni araba alacağım bayiye gittim bu arabayı kaçtan sayarsınız bu araba+ yeni araba fiyat farkı dedim arabayı 470.000 liradan saydılar. hemen orada verdim gitti arabayı.

2 hafta sonra benim arabayı bir galerinin ilanında gördüm neredeyse 600.000'e, takibe aldım düştü düştü en son 550.000'e düştü sonra da satıldı.

özet: araba daha 1-2 yıllık ve düşük km'li değilse çekilecek bir çile değil, salak salak pazarlıklar yapılıyor. arabanı ilana koy ve insan kalitemizin nasıl yerler altında olduğunu gör.
+1
denizgonen
(9 saat)
gecen ay arabamı satmak ıcın sarı sıteye koydum. Takas için gelen teklifler

- 2 Tane erkek 1 yaşında sivas kangal köpeği
- Karsta kaz çifliği. Çiftlikte 200 ün üzerinde kaz ve 1 milyon TL nin üzerinde yem ve yatırım varmış.
- 1987 Model boyasız değişensiz Kartal SLX+ bir miktar para
- 2. hafta sonrasına 1 milyonluk müşteri çeki + bir miktar nakit. (dolandırıcı)
- Urfa Siverek te 4+2 Daire üzerine para istiyor. ( Ben İstanbuldayım.) Siverek neresi haritada yerini bulamam.
- 1 Yaşında 2 adet Düve. ( Ne oldugunu bende bilmiyorum.)
-Kırşehir mucur da arsa. üstüne para istiyor.

Bunlarla muhattap olmak istemiyorsan galeriye satıyorsun arabayı.
+1
paudi
(9 saat)
marketlerde bile fiyatlar farklıyken pazarlık payı %10'larda olan bir malın tabii ki alım satımından kar elde edilebilir.
0
gabe h coud
(9 saat)
birkaç teknik var.

paraya çok sıkışmış biri gelir, acil nakit lazımdır aracı ucuza alır.

arabasını yenileyecek biri gelir eski aracını satmakla uğraşmak istemez ve piyasının altına takasa verir.

piyasada felegin çemberinden geçmiş kullanıcının elden çıkaramayacağı aracı çok ucuza alır. onu sanayide bir güzel toplatır. dışardan havalı görünecek şekle sokar ve çok cazip bir fiyat ile hatta vade-senet takas opsiyonları ile satışa koyar.
0
orpheus
(9 saat)
(5)

Bağışı vergiden düşmek nasıl oluyor?

michael_knight
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım. 20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
100 milyon tl ciro yaptım diyelim. Mesela bir kafeyim ben. Hesap kolay olsun diye sayıyı abarttım.
20 milyon vergi ödemeliyim mesela, 10 milyon vergi ödemek yerine bir vakfa 10 milyon bağış yapsam oluyor mu?

Bir büyük şirket veya zengin bağış yapınca sistem nasıl çalışıyor anlamak için soruyorum.
0
michael_knight
(05.01.26)
vergiden düşülecek tutarlar doğrudan vergiden değil, vergiye tabi matrahtan düşülür
+4
kitap arasında kalmış silgi tozu
(05.01.26)
aslında vergiden düşmek olmuyor. işle ilgili tüm masraflar vergiden düşülür. bağış yaptığında işle ilgili olmadığı için vergiden düşülmez. sadece izin verilen yerlere yapılan bağışlar işle ilgili masraflar gibi vergiden düşülür.

vergiden düşmek de arkadaşın dediği gibi matrahtan düşmek. ayrıca matrahın %5'ine kadar bağış kabul edilir. diğer kısmı kabul edilmez.

100 milyon ciro yaptın. işle ilgili tüm masraflarını düşersin. 80 milyon da masrafın oldu diyelim. 20 milyon tl matrahın oldu. şahıs şirketiysen 20 milyon için 7.5 milyon tl vergi ödeyeceksin. 10 milyon tl kanunda yazılı yerlere bağış yaparsan 20 milyon tl'den %5 yani 1 milyon TL düşülür. Vergin 19 milyon tl üzerinden 7.1 milyon tl çıkar.

ilk başta 100 milyon tl ciro, 80 milyon tl maliyet sonrasında 7.5 milyon tl vergi. cebinden 7.5 milyon tl çıkacak.

10 milyon tl bağış yaptın. 7.1 milyon tl vergi de ödeyeceksin. ikinci durumda cebinden 17.1 milyon tl çıkacak.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
@gabe teşekkürler açıklama için.
Doğru anlamış mıyım diye sormak istiyorum;

Yani 10 milyon bağışlarsa şirket sadece 400 bin TL şirketin cebinden çıkmamış olacak.
Yani 10 milyon bağışın şirkete maliyeti 9,6 milyon halen.


E ama zenginler vergi düşük gelsin diye bağış yapıyor gibi bir laf var. O çok yanlış bir anlayış mı yoksa o başka bir şey mi?
0
🌸michael_knight
(05.01.26)
zenginler milyar kar edip 50 milyon bağış yapıyor. o da millete çok geliyor.

yoksa vergiyi azaltmak için bağış yapmak diye bir şey yok.

vergiyi azaltmanın en güzel yolu yaptığın işin teşviğinin olması. mesela elektrikli araç şarj istasyonu yapıyorsun, devlet harcamanın %75'ini sana ödüyor. mesela yurt dışında depo kiralıyorsun, devlet kiranın büyük kısmını sana ödüyor.
+2
gabe h coud
(05.01.26)
Yukarıda güzel anlatılmış bağışı vergiden düşüp kar ediyorlar muhabbeti bir safsata ama şu yönüne bakmak lazım. bir çok şirket kendi kurduğu vakıflara bağış yapar bu sayede para "grup içinde" kalır, sosyal sorumluluk projeleri finanse edilirken vergi matrahı düşürülür. Para dışarı gitmez, sadece kurumun başka bir koluna aktarılmış olur. diğer bir durum da bağışı reklam olarak kullanmaktır. şirketin zaten atıyorum 100 milyon reklam bütçesi vardır, bunun 10 milyonunu doğru yerlere bağış yaparak etkili reklam yapmış olur.
+2
creepy
(05.01.26)
(3)

Sizce bu kredi idare eder mi?

tahirkemalbozoglu
İyi mi diye sormayacağım çünkü iyi değil ama kabul edilebilir bir oran mı en azından…200 bin çekiyoruz198 bin yatiyor 12 ay vadeİlk taksit 15 gün sonra 16 bin liraKalan taksitler 22 bin şekildeGeri ödemesi 261 bin
İyi mi diye sormayacağım çünkü iyi değil ama kabul edilebilir bir oran mı en azından…

200 bin çekiyoruz
198 bin yatiyor
12 ay vade
İlk taksit 15 gün sonra 16 bin lira
Kalan taksitler 22 bin şekilde
Geri ödemesi 261 bin
0
tahirkemalbozoglu
(02.01.26)
%56-57 oranında maliyeti var. Çok iyi değil ama kötü de değil.
0
gabe h coud
(02.01.26)
ihtiyaç kredilerini araştırınca normal gözüküyor. yıllık maliyeti enflasyona göre oldukça yüksek fakat durum bu maalesef. Daha kısa vadede ödeme gücünüz varsa müşterisi olmadığınız bankaların faizsiz kredi tekliflerini değerlendirin derim. Eğer araç için kullanıyorsanız taşıt kredilerinde faizler daha düşük.
0
biravekahve
(02.01.26)
261 bin geri ödemenin 198bin ana paraya nasıl %56 maliyeti oluyor ?
0
gercekdunya
(03.01.26)
(18)

Hayatımızdaki Boxer Adeti

parcaliham
Erkeğim. Dolabımı düzenlerken gözüm boxerlara takıldı. Saydım, tam 32 adet. Fazla geldi bana. Erkeklere sormak istedim; tahminen ortalama kaç boxerınız vardır? Hiç saydınız mı?
Erkeğim. Dolabımı düzenlerken gözüm boxerlara takıldı. Saydım, tam 32 adet. Fazla geldi bana. Erkeklere sormak istedim; tahminen ortalama kaç boxerınız vardır? Hiç saydınız mı?
-1
parcaliham
(31.12.25)
Saymadım ama çamaşır askılığını ve çamaşır yıkadığımda dolaptaki temizlerin durumunu düşünüyorum da muhtemelen 25-30 civarıdır diye tahmin ediyorum.

“Kesin sevişmem donu” sayım bundan daha azdır ama bu sayıya dahil değil.

Çabuk eskiyen ve belki de diğer giysilerden daha sık değişen bişey. Yer de kaplamıyor. “Fazla boxer” bence şöyle 100 taneye falan yakındır herhalde.
+1
lazor
(31.12.25)
sifir boxer, alismadik gotte durmuyor.
slip doncuyuz, 25-30 donum vardir.
-7
cooperr
(31.12.25)
Benim de bu civarda vardır, saymadım. Çorabım da çoktur. Her gün değiştirdiğim ve çok sık yıkadığım çamaşırların sayıca az olmasındansa çok olması gerektiğini düşünüyorum. Bir de bunlar çabuk yıpranan şeyler, yıpranan çöpe gittiği için çok olmasında sakınca yok.
0
10551037
(31.12.25)
tam denk geldi. 40-50 tane diye biliyordum. dün m&s'da indirim varmış, 25 tane daha aldım. sonra hepsini saydım. 66 tane var. hepsi aynı boxer bu arada.
0
gabe h coud
(31.12.25)
8
0
mikahakkinen
(31.12.25)
50+
0
ground
(31.12.25)
20 küsür boxer, bir o kadar da çorap vardır.
0
inheritance
(31.12.25)
30-40 civarı.
0
kumandanim
(31.12.25)
20 civarı
0
mirty
(31.12.25)
Çokmuş. En çok 10.
0
arbre
(31.12.25)
Ben 10 tane aynı tip alıyorum, evdekileri atıyorum, bi tanesi eskimeye başlayınca hepsini atıp yine 10 tane alıyorum. Rahat yetiyor bu sayı.
+1
antihero
(31.12.25)
bir çamaşır makinesi çalıştırma döngüsünde kullanacağım adet + 1 (yedek) kadar.
0
plastic_angel
(31.12.25)
15 seviyesini muhafaza ediyorum ben. 15-20 arasında dolaşır.
0
cay koy geliyorum
(31.12.25)
15 civarı, 8-10 u devamlı giydiğim geri kalanı sıfır. giydiklerim eskirse yenileri rotasyona ekleyip eskiyenleri atarım.
+1
my fault
(31.12.25)
Çok var erkek adam donuna ve çorabına dikkat etmeli.
0
kizil karga
(31.12.25)
25-30 boxerı olanlar ne yapıyor merak ediyorum ya da ayda 1 mi çamaşır makinesi çalıştırıyor :)

10-12 adet var fazlasıyla yetiyor
-1
Mcfly
(31.12.25)
ben yırtıldıkça yeni bir seri alıyorum. az ve öz alıyorum. totalde 12-15 arası var ve fifo'ya göre diziyorum. son yıkananları hep en alta koyuyorum.
0
elektr10
(31.12.25)
saymadım.
20-30 arasıydı ama azaldı sanırım.
paketi açılmamışlar da vardı.

@mcfly ayda bir çamaşır makinesi açmıyorum ama ayda bir makine çalıştırmam gerekirse diye o sayıyı tutturuyordum. bir ara mutluydum ve asker atleti ile don aldım türlü türlü.

finansal durumum iyi oldukça don ve çorap alıyorum. fakirleşmem ile don sayımın azalması paralel ilerliyor. bu da ilginç bir fenomen.

bu arada cidden böyle bir ekonomik gösterge varmış. kedi adıma ben bunu doğruluyorum.
www.dgmusavirlik.com
0
biseysorcaktim
(01.01.26)
(8)

İşsizlik artıyor

artıküyeolmakistiyorum
Duyuruda bugün iki tane işsizlik duyurusu açıldı. Bizim şirket 3 aya yayarak 300+ kişi çıkardı. Eksiklerini hiç hissetmedik bir işe yaramiyorlardi herhalde. Gözüme kestirdigim 5-6 kişi daha var sadece bizim katta. Sizin oralarda durum nasıl?İşsiz kalırsanız planınız var mı?
Duyuruda bugün iki tane işsizlik duyurusu açıldı.
Bizim şirket 3 aya yayarak 300+ kişi çıkardı. Eksiklerini hiç hissetmedik bir işe yaramiyorlardi herhalde. Gözüme kestirdigim 5-6 kişi daha var sadece bizim katta.

Sizin oralarda durum nasıl?
İşsiz kalırsanız planınız var mı?
0
artıküyeolmakistiyorum
(30.12.25)
biz de yakın zamanda 150+ personel çıkardık.Kaç senelik genel müdürü işten çıkardık. Onlarca şube kapattık. İstanbul'daki bir sermaye grubunun İzmir'de çalışan personellerinden 100'e yakınının çıkış işlemleri yakın bir arkadaşıma yaptırıldı. Şirket yemekleri, kutlamalar her şey iptal edildi bu sene.
+2
loch ness
(30.12.25)
ben de bu akşam işimi kaybettim şeklinde bir duyuru oluşturdum. alternatif arayışlara girdim. bizde bir süredir işler iyi değildi. yatırım alamıyorduk. giden arkadaşlar olmuş ve yerlerine kimse gelmemişti. ben böyle bir şey olacağını tahmin ediyordum ama biraz da benim kişisel durumlarım benim işten çıkarılmamı hızlandırdı. bizimki abd merkezli bir startuptı. ne abd'den ne türkiye'den yatırımcı bulamıyor noktasına gelmiştik. fullstack ve mobile/web front-end developer pozisyonundaydım ben.

yakınlarımın çalıştığı otomotiv sektöründeki iki ayrı fabrikada aylardır işçiler çıkarılıyor. o fabrikalardan birinde öncelik çıkmak isteyenleri çıkardılar, sonra fazla izin kullanan/sorun çıkaran işçiler gitti, en sonunda iyi/kötü ayrımı yapmaksızın bir kıyıma gidildi. diğer fabrikada 10 - 15 yıldır çalıştığı için görece yüksek maaşlı çalışanları çıkarıp yerlerine asgari ücret verecekleri elemanlar alarak bir yenileme yapıldı.

global bir daralma olduğu söyleniyor ve bunu görebiliyoruz.

ben biraz birikim yapıp bir süre kendimi idare edecek kadar kenara koymuştum ama evlilik/düğün iptali, başka şehre taşınma, tekrar bir araya gelme falan gibi bir sürü kişisel şeyler yüzünden o birikim de ciddi şekilde zarar gördü ve işsizlik 3-4 ayrı aştığı takdirde sıkıntı çekmeye başlayacağım.
+2
biseysorcaktim
(30.12.25)
şirketler tarafında bütçe kesintileri çok ağır. biri genel merkezde sıcak su yok artık, soğukluğu azıcık kesilecek kadar ısıtıyorlar muslukları dedi (q3 cirosu hayvan gibi net kar gösteriyordu halbuki). vakıflar ve iştiraklerinde de mobing aldı başını gidiyor, 10+ yıllık herkesi yıldırmak için yapmadıkları kalmadı. giden gitti, yenileri inanılmaz niteliksiz geliyor, artık tek düşünülen ucuz çalışan.

sesimi hiç çıkarmıyorum, hiç olmadığım kadar sakin ve temassız iş yapıyorum. en az bir yıl daha bu gerekiyor, ya da kesin iş bulup gitmem lazım. işsiz kalırsam haftaya patlarım.
+2
klassno
(30.12.25)
yüksek faizin sonucu, normal yani.

şimdiye çok daha fazla olması gerekiyordu. faizi çok artırmadıkları için etkisi sınırlı oldu.

yavaş yavaş faiz düşecek, istihdam piyasası da olumlu etkilenir. ancak %8-10 faiz olmayacağı için günlük güneşlik durum da olmaz tabi.

ez cümle beklenen bi durum.
+1
gurur
(30.12.25)
benim çalıştığım yerler hep büyüme odaklı, karlı ve cash cow şirketler oldu.

işsiz kalmam. alanımda benim gibisi çok nadir bulunuyor ve aranan yetkinliklerim var. yani şöyle; spesifik bir yetkinlik ararsan buluyorsun ama şirketler benim alanımda birden fazla konuda yetkin birini bulmak isterse çok az insan çıkıyor karşılarına. başvurduğum her işte short liste alındım bu zamana kadar.

diyelim ki işsiz kaldım ve iş de bulamadım. finansal olarak özgür biriyim. kira ve finansal enstrüman kazançlarımla istersem emekli olurum. maaşlı işim dışında yıl içinde dalgalı kazanç getiren bir şirketim var.
-2
gabe h coud
(31.12.25)
Bizim hizmet verdiğimiz holdingin bir firmasını sattılar oradan 2 bine yakın kişi işten çıkarıldı. Bizim şirkette de kapanan birimler oldu tahminen 50 kişi falan çıkarıldı.
0
mirty
(31.12.25)
beni de çıkaracaklar, 18'ime girdiğim günden beri çalışıyordum ilk kez işsiz kalacağım. tam zamanlı yapılacak, kariyer inşa edilecek bir şey değil o yüzden durum biraz farklı ama neticede işti yani ve bana her anlamda çok geniş manevra alanı sağlıyordu. canım isterse okuyordum, canım isterse aynı anda başka iş yapabiliyordum vs... 30'u geçtim, ilk kez işsizim ve diploma filan da yok.

ne yapacağımı hiç bilmiyorum açıkçası şu an annemin yanındayım, bir şekilde sigara paramı çıkarmaya bakacağım haha. af çıkarsa okula döner, yarı zamanlı amele işi bulur okulu bitirmeye çalışırım belki.
0
der meister
(31.12.25)
Operasyon saha zaten sürekli bir sirkülasyon var. Krizler pek etkilemiyor istihdam ve işten çıkışları/çıkarmaları. Çıkan zaten çıkıyor, çıkartıyan bir şekilde hak etmiştir.

Genel müdürlükteki personel sayısı azaltacaklar deniyor ama bir taraftan artıyor. Bununla birlikte biraz gergin ortam var ben birimde ama sanmıyorum gönderilme veya çıkarma olsun.

Bakayım göreceğiz.
+1
put it in your appropriate place
(31.12.25)
(25)

eski sevgiliye verilen borç

Ecesb
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsa
merhaba eski sevgilimin bana yaklasık 650bin tl borcu var. anlaşamzlıktan dolayı ayrılalı 3 ay oldu ve hic iletişime geçmedigimiz gibi bu konu kapsamında da hiçbir şey yazmadı. karakteri buna müsait değil aslında ama ben eski sevgilim de olsa bi yabancı da olsa bu kadar borc altında düşman bile olsak bi ödeme planım hakkında yazardım. en son ayrılırken ne olursa olsun umrumda degil yazma bana hibçir şey demiştim acaba ondan dolayı mı yzmıyor? ama gönül işlerinin ayrı para işlerinin ayrı oldugunh bilmesi lazım degil mi? ne zaman ve nasıl bir dilde ona yazmalıyım? aslında ilk onun yzmaısnı bekliyorum her ne kadar borc veren ben de olsam bogazına yapısmıs gibi hissetmek istemem. kendisi esnaf. ben beyaz yakayım. 1 yıldır sevgiliydik. cinsiyetim kadın onun erkek. bir erkege bu konuda nasıl yaklasmalıyım? onu düsman görmüyorum sadece anlasamadıgımız icin ayrıldık. tekrar iletisim o kadar kurmak istemiyorum ki :(
0
Ecesb
(25.12.25)
Yarısını alırsan şükret. Geçmiş olsun
+4
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
O paraya çok ihtiyacınız var mı? Geri alamayabilirsiniz de…
0
tan vakti
(25.12.25)
Resmi bir şekilde ara. Acil paraya ihtiyacının olduğunu söyle. İki hafta içinde ödemesini iste. Sakın ne zaman ödeyebilirsin deme.
+1
rodeocu
(25.12.25)
hangimiz sana gerçeği söylesek bilemiyorum ya...o parayı alma ihtimalin %5 falan...

sorduğunda çirkinleşmesi yüksek bir ihtimal. ya da tatlı tatlı en kısa zamanda deyip seni sadece oyalaması. çevremde o kadar çok örneği var ki erkeğe kredi çeken, borç veren kadınların paralarını eski erkek arkadaşlarından geri alamamaları hikayesinin. umarım senin hikayen farklı biter.

bence bir mesajla yokladıktan sonra tersleşirse avukatla görüş mutlaka.
+4
Phoebe
(25.12.25)
bence soğuk su iç. borcunu ödeyen hiç bir esnaf görmedim. hele eski sevgilisine hiç ödemez. soğuk suya alternatif olarak esra erola çıkabilirsin. o program bu vakalarla dolu.
+2
abelardo
(25.12.25)
Ortak arkadaş varsa onunla konuş bu durumu.
0
pembediken
(26.12.25)
borcunun bir belgesi var mi?

yoksa odeyecek adam zaten sana yazardi. 15 bin dolar oyle unutulacak bir borc degil.
+4
antikadimag
(26.12.25)
Mesajla iletişim kurun.
Borcun belgesi yoksa en azından borcu olduğunu teyit ettirin.
Ödemeye yanasmazsa ki, öyle duruyor, müge anlı ile tehdit edin.
Kibarlığı ve naifliği bırakın, karşı taraf hiç iyi niyetli gözükmüyor.
*Paranızı da mutlaka geri alın ki, başka kadınları da tokatlamaya kalkmasın.
+7
parka
(26.12.25)
Eski sevgliye borcunu ödeyen esnaf gördüm öncelikle. Parası olmadığı için hemen ödemiyordu, eski sevgili isteyince kredi çekip o günün kurundan ödedi.
Siz hele bi isteyin bakalım nolacak.
0
benim bir gizli bildiğim var
(26.12.25)
esnaf, erkek, eski sevgili.

sirf su 3 keyword bile adamin borcun ustune yatmak icin taklalar atacaginin kaniti. sen de hala yok karakteri yok arama dedim acaba ondan mi diye kendini avutuyosun.

cok minnossun. cevremdeki 100 erkegin basina boyle bisey gelsin en az 95'i o borcu odememek taklalar atar.
+2
buenosdias
(26.12.25)
Alt tarafı 650 bin tl. Çok lazım değilse unut gitsin, kim kime vermiyor ki onu sonuçta.
-12
yakalayamadığın.ışıklar
(26.12.25)
Demin geri alamayabilirsiniz demiştim ama elinizden geleni yapmak lazım tabii. Avukata danışın sizi o yönlendirsin en iyisi. eğer parayı elden vermediyseniz banka hesabına gönderdiyseniz bu delil bazında avantaj. Bence akıllıca bir mesajla adama “şu tarihte bankadan yolladığım borcu ne zaman geri vereceksin” diye sormak lazım. Adam “ne borcu” falan derse iş sıkıntılı. Ama “vericem işte işler sıkışık” falan derse iş biraz pazarlık ve takibe kalıyor. Başta yazacaktım aslında ama sizi üzmemek için yazmadım ama birisi yazmış: bazı adamların sırf kadınlardan para kopartmak için ilişkiye girdikleri de bilinen bir gerçek ve nitelikli dolandırıcılık türü. Dikkatli olmak lazım.
0
tan vakti
(26.12.25)
kendisi mi istedi bu parayı, sizde olduğunu nereden biliyordu? 1 yıllık sevgili hikayesi öyle uzun bir süre hiç değil, ne ara konu açıldı ve borç verilip alındı; bu önemli doneler verir.
+1
deartheodosia
(26.12.25)
Az para değil bence siz sormalısınız. Ödeyecek olsa ayrıldıktan sonra 3 ay beklemezdi diye düşünüyorum
+1
aligunal
(26.12.25)
Sms ile iletişim geçin derim, bir de 650 bin tlnin para olmadığını söyleyen arkadaşlar için ciddi meblağ nedir merak ettim samimiyetle, laf sokma falan değil.
0
kumandanim
(26.12.25)
bildiğim kadarıyla bankadan gönderirken borç yazmadıysanız bankadan göndermiş olmanızın bir anlamı yok. böyle borç diye para alıp, kredi çektirip ödemeyen erkeklerin hikayeleri o kadar yaygın ki ama maalesef kadınlar utandığı için söyleyemiyor.

ortak arkadaş, aileye vb. bilgi vermek kışkırtabilir, hiç beklemediğiniz çirkinliklerle karşılaşabilirsiniz. ayrıca böyle olaylarda aileler, arkadaşlar da çoğunlukla haberdar oluyorlar yaptığından. ilk etapta kararlı bir tavırla sınır çizerek sorup karşı tarafın tavrına göre de en kısa zamanda bir avukatla görüşün.

düşündükçe kuruldum ya, lütfen peşine düşün emeğinizin ve buraya da gelişmeleri yazın. güzel haberlerinizi bekliyoruz.
0
Phoebe
(26.12.25)
Çok zor bir durum. Geçmiş olsun şimdiden.
0
gabe h coud
(26.12.25)
"ne olursa olsun yazma bana" dediğin için, bir kenarda "borcum da vardı, nasıl ödeyeceğim, tüh bak yazma bana demişti" diye düşüncelere dalacağını hiç zannetmiyorum.

bu kadar düşünceli bir insan, yazmasına gerek olmadan, gerekirse tek seferde,, gerekirse kredi çekerek, imkan yoksa en kötü ihtimal parça parça gönderirdi o parayı. 3 ay içinde mutlaka bir hareket görürdün yani. kesinlikle üzerine yatmayı planlıyor. tedbirini almanı ve daha fazla gecikmemeni tavsiye ederim.
+3
loch ness
(26.12.25)
direkt arayın ve parayı isteyin. üzerine de baskı kurun. o rahatsız olmalı bu durumdan siz degil. duyguları bir kenara bırakıp alacaklı gibi davranacaksınız.
+1
koela
(26.12.25)
iletişime kesinlikle geçin ve arayı fazla açmayın, arayı açtıkça üzerine yatma ihtimali çok yüksek. parayı alma ihtimaliniz çok düşük ama net ve kararlı bir şekilde konuşun insiyatifi ona bırakmayın 'ne durumdasın, ne zaman verebilirsin' derseniz o para uçar. Etrafınızda çekindiği birisi varsa mesela annem, babam, abim yada ortak arkadaşınız ama saygı duyulan bir tip bunlar öğrendi borç verdiğimi sıkıntıya düştüm bir an önce kapatalım bu konuyu beni darlıyorlar, sana ulaşmadan bu konu kapatalım gibi bir konuşma yapabilirsiniz, bu duruma düşmek istemeyip rezil olmama adına ödeyebilir borcu.
Geçmiş olsun umarım alabilirsiniz, bir daha da 1 senelik sevgiliyle bu kadar para muhabbetine girmemeniz için ders olur sizin içinde.
+2
IcedFlames
(26.12.25)
Karakteri buna müsait değil demişsin de doğru düzgün bir erkek zaten sağlık vs dışında sevgilisinden böyle bir borç almazdı, karakteri muhtemelen müsait yani gayet.

Sen sormazsan ödemez. mutlaka mesaj yoluyla sor, ödemezse takip başlatırsın artık.
+1
dfn4
(26.12.25)
parayı geri alma ihtimalin %5. iyi bir avukat bulur ve biraz hazırlıksız yakalarsan %90.
karakteri buna müsait olmayan adam çoktan bir aracıyla, banka yoluyla vs. eline geçtikte borcunu azaltırdı.
0
orpheus
(26.12.25)
2025 yılının sonlarına geldiğimiz bu zamanlarda ne kadar toplumsal cinsiyet rollerini yıktığımızı iddia etsek de, artık ilişkilerde eşitliği gözetsek de kültürümüze kodlanmış bazı şeyler hala hayatımızda yer etmeye devam ediyor.
ortalama bir türk erkeği 1 yıllık sevgilisinden kolay kolay hemen vermemek üzere bir borç falan almaz, alıyorsa da hayat memat meselesi söz konusudur.
ortalama bir insanın tüh ben geçen sene 650.000 lira borç almıştım ama bana bir şey yazma dediğinden dolayı gönderemiyorum demeyeceğini biliyoruz.

miktar ciddi, bir sene önce verildiği gerçeğini de göz önünde bulundurursak 1 milyona yakın bir borç söz konusu. eldeki tüm kanıtlar toplanmalı ve bir avukat danışmanlığında süreç başlatılmalı derim.
0
denizgonen
(26.12.25)
Naptın sen ya :(
0
yenibirgüzelnick
(26.12.25)
beraber olmaya devam etseydiniz bu borç ne zaman geri ödenecekti?
bence uygun ve resmi bir dille hatırlatmanız iyi olur. üstüne yatacağını düşünmesem de hatırlatmanız gerektiğini düşünüyorum.
0
biseysorcaktim
(26.12.25)
(5)

10 üzerinden kaç bencilsiniz?

cambalkon
0 değilse, verdiğiniz puanı vermenize sebep olan davranışlarınız neler örneğin?
0 değilse, verdiğiniz puanı vermenize sebep olan davranışlarınız neler örneğin?
0
cambalkon
(25.12.25)
Sıfır. Umursamam çünkü ben dünyevi şeyleri/duyguları.
0
gobekliraki
(25.12.25)
6/10

-bana faydası olmayan hiçbir ilişkiye girmem fakat ilişkide karşı tarafın çıkarını da gözetirim.
-10-15 yıllık arkadaşlarıma bile borç vermem ve ilişkilerimiz biter. pişman olmam.
-hiç bencil olmadığını düşünen insanları olgun bulmam ve gözlem yeteneklerinin düşük olduğunu düşünürüm.
-zor duruma düşmüş insanları, örüntü hâlinde verdikleri yanlış kararlarının sonucu olarak görürüm ve nadiren yardımcı olurum.
0
fenoksibenzamin
(25.12.25)
0 ile 10 arası kişisine göre değişir.
-1
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(26.12.25)
1-2

Bana kötülüğü dokunana diğer yanağımı uzatamıyorum ama uzaklaşırım. Bir ihtiyacı olursa da ancak ölüm kalım meselesiyse yardım ederim.
0
gabe h coud
(26.12.25)
7 - keyfimi kaçırak hiçbir işe girmem.
0
orpheus
(26.12.25)
(16)

Yaşadığınız Evden Keyif Alıyor musunuz?

eisberg
Merhabalar.Bu aralar ofise erken gitmek veya çıkmak için bir gerekçe yok. Ama yine de erken gidiyorum geç çıkıyorum. Bir arkadaş bugün "geç gitsene evde takıl keyfini çıkar" dedi. Düşündüm de mutfaktan yemek kokuları geliyor, yalıtım çok kötü komşulardaki tüm sesler içerde, üst komşumuz temizlik has
Merhabalar.

Bu aralar ofise erken gitmek veya çıkmak için bir gerekçe yok. Ama yine de erken gidiyorum geç çıkıyorum. Bir arkadaş bugün "geç gitsene evde takıl keyfini çıkar" dedi. Düşündüm de mutfaktan yemek kokuları geliyor, yalıtım çok kötü komşulardaki tüm sesler içerde, üst komşumuz temizlik hastası evde olunca sürekli bir şeyler çekiştiriyor evi süpürüyor vs... 2 - 3 evde değiştim ve benzer sıkıntılar var. Farkettim ki bu sebeplerden evi otel gibi kullanmayı tercih ediyorum. Çok üzücü bir durum gibi geldi bana...

Sizlerde durum nasıl?
0
eisberg
(25.12.25)
Birebir aynı durumdayım ve işin kötü yanı yakın zamanda iki kuzenim taşındı yeni evlerine gittim birkaç gün kaldım oralarda hiçbir sorun yok. Benim taşındığım, yaşadığım evlerde bir kez bu sorun başladı ve 4-5 senedir devam ediyor.
Hadi beş sene diyelim, beş senede 4 ev değiştirdim hala devam ediyor. Bu yüzden ve uzaktan çalıştığım için şehir gezerek ve aylık kiralamalarla hayatıma devam ediyorum. Sırf bu yüzden ahır bile olsa müstakil ev almayı düşünüyorum.

Bu biz azınlığın laneti ve asla geçeceğini düşünmüyorum. İlk eve geç gittiğim günlerin sebebini farkettigim anı yaşadım duyurunda. Kolay gelsin
0
artıküyeolmakistiyorum
(25.12.25)
almıyorum ama evsiz kalıp arkadaşımda kaldığım dönemler olduğundan buna şükür diyorum. keyfimin olacağı bir eve geçsem sorunlarımın en az yüzde kırk dokuzunun çözüleceği kanaatindeyim. ev arkadaşlığı konseptinden bıktım. şu an bu evde mecburen daha fazla vakit geçiriyorum ama lisansta kaldığım evi çok zaman otel gibi kullandım.
0
black holes in the sky
(25.12.25)
Ev ile ilgili ne zaman memnuniyetsiz hissetsem aklıma 6 şubat geliyor şükrediyorum ama insanız işte.. her şey insanlar için ve bir önceki evimizden nefret ediyordum. Bin yıllık sovyet bloğu, iğrenç duvar kağıtları ve üst katta yirmidört saat şarkı söyleyen soprano oturuyordu. Bir ara deliriğ evi yakmayı bile düşünmüştüm. Neyse ki ferah aydınlık bir eve geçtik. Ev insanın ruh hali için gerçekten çok önemli.
-1
suicides underground
(25.12.25)
Evsiz olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen biri olarak (99da yıkılmıştı evimiz, aylarca da olmadi) Evimi çok seviyorum ve tabii ki keyif alıyorum. Evde geçirdiğim vakiti çok seven biriyim. Evimde her şeyi de ona göre ayarladım. Evi ona göre tuttum. İki kişiyiz ama kocaman bir evimiz var. Her duyan hem kiramiza hem büyüklüğüne laf ediyor, iki kişi ne yapacaksınız ki diye. Anlamsız ya da ziyan zarar geliyor millete. Ama ev ya bu. Yaşiyorum ben burada, çok onemli. Kendime ait odam var. Ortak odalar var ;) her odada kitaplığım var, oyunlar var, kedimiz var at gibi koşuyor o da mutlu, çiçeklerim var. Hani büyüklüğüne göre tıkış tıkış da değil. Sade. Ferah. Halı yok. Eşyalarımı değişik yerleştirmeyi seviyorum. Her gelen bı bu kitaplık niye böyle ortada, bu niye şöyle surda değil filan diyor. Herkes bı tane şeye alışmış herkesde de o olacak.

Yüksek kat. Apaydinlik oluyor. Pencereler kocaman, dışarıyı izlemek yağmurda karda çok guzel. Sitedeki diğer evler düzgün konumlandırılmış o nedenle tüm pencereler hep açık kimseyle göz göze gelmiyoruz, bazen yarım çekiyorum tülleri. Komşuları da duymuyorum. Büyük ev olduğu için bizim gibi gençler tercih etmemiş. Yaşlılar genelde.

Ev mühim kısaca. Kimileri böyle yaklasmiyor ama benim için önemli. Küçük olsaydı da farklı olmazdı. Ki küçük evlerin de oldu yine çok guzeldi. Kalkıp sarılasim geldi evime.
+3
a perfect lie
(25.12.25)
Genel anlamda memnunum. Stüdyo tipi dairem var, mutfak ayrı. Genelde yaşlılar oturduğu için sessiz. Bir tek çatı katında oturduğumdan düz duvar yok, her yer eğik. Bi yerden kurtarıyorum diğer yere kafam çarpıyor ve hiçbir yere dolap sığmıyor. Yazın çok sıcak, kışın idare eder bi ısınması var. Bi diğer can sıkıcı şey sabah 5 itibariyle vızır vızır araba sesleri geliyor. Ama bunların dışında memnunum çünkü genel anlamda sessizlik daha önemli benim için.
0
truf
(25.12.25)
Acarkent’teyim.
Burası evimin arka bahçesi.
eksisozluk.com
+2
gabe h coud
(25.12.25)
Ben bir ay kadar önce taşındım. Önceki evimde muhiti sevsem de evin kendisine bayılmıyordum. Şu an taşındığım ev eski bir yapı olduğu için biraz tadımı kaçırsa da çok daha keyif veren bir ev. Hem evin kendisinden, hem de yaşadığım mahalleden memnunum.
0
cay koy geliyorum
(25.12.25)
sırf gürültü yüzünden nefret ettim. geçen yıl alt kata havaalanında çalışan bir çift taşındı. 1 ay gece, 1 ay gündüz şeklinde. gündüz neyse de gece çok sıkıntı oluyor. sabah 7'de yatıyorlar. sabaha kadar onları dinliyoruz. mutfak kapısını hayvan gibi kapatıyorlar. vallahi evden soğudum, hiç gelesim gelmiyor. gidecek yer de yok anasını satayım. kiradayız, ev alabilsek hemen yarın çıkarız ama alamıyoruz:(
0
nothing in my way
(25.12.25)
buradaki evim büyük değil ama bahçemi çok seviyorum.

yılın diğer yarısını ise diğer ülkemde çok sevmediğim bir evde geçiriyorum. orada evde çok takılmıyorum.
0
eileengray
(25.12.25)
evimden çok memnunum. 5 senedir aynı evdeyim, sessiz, manzarası güzel, merkezi bir muhit. evin içinde de ev sahibi biraz masraf yaparak ortalamanın üstünde dizayn yapmış. çok keyifle oturuyoruz yıllardır, her gelen de çok beğenir. tam önümüzde büyük bir çınar ağacı var, en üstü kısmı bizim daireye denk geliyor. gün batımı çok güzel. komşularla hiç bir problem yok. dairelerde aspiratörler ortak bacalı değil, o sebeple koku problemi yok.

ama evimiz küçük 2+1, açık mutfak, 65 m2. aileyi büyüteceğimizden şimdi aynı çevrede 3+1 bakıyoruz. kriterimiz diğer apartmanlardan mümkün mertebe uzak, önü açık, üst kat bir yer bulmak. ayrıca yan daire ile de bağlantısı olmayan evlere bakıyoruz. alt üst kat süpriz ama en azından kattakilerden uzak dizayn edilmiş olsun gibi bir derdimiz var, ya da katta tek olsun gibi. dün bir daireye de teklif verdik, haber bekliyoruz. ama korkmuyor değilim çünkü bina yeni bitiyor. sıfır evin de biraz derdi oluyor. fakat sessiz sokakta, önü komple açık park manzaralı ve yan apartmanlarla bağlantısı yok gibi. bir de çevresinde inşaat yok. illlah geldi 1 aydır yanında inşaat riski olmayan ev arıyoruz, mayın tarlası gibi bizim oralar. konum istanbul göztepe.
0
awlmi
(26.12.25)
Aşırı evcimen biriyim o yüzden yaşadığım ev ve muhit konusunda seçiciyim, bu evi tutarken de ona dikkat ederek tutmuştum. Şehrin en sevdiğim mahallelerinden birinde, ne merkezden uzak, ne keşmekeş olan tam aile mahallesi bir yerde ve toplu taşıma (özellikle raylı sistem) ile ulaşım çok kolay ki en önemli kıstaslarımdan biri buydu.

Evin binası maalesef eski, 4. kattayım ve asansör yok, evle ilgili en büyük eksim bu. Daha uzun süre bu şehirde kalmaya devam edersem bu sebeplerden dolayı evimi değiştirmeyi düşünürüm, normal şartlar altında bu sene taşınacağım gibi bu şehirden.

Eşyalı ev tuttum, evdeki eşyalar öyle öğrenciye verelim diye spotçudan alınmış gibi değil, daha önce aile yaşıyormuş, ona göre orta-üst kalitede eşyalar var. Eski bina olmasına rağmen evin tadilatı falan fena değil. Aynı apartmandaki diğer dairelere bir iki kez girmem gerekti, onlara göre daha iyi durumda. Apartmanda yaşamayı seven biriyim ama tabii komşular da önemli. Apartmandaki hemen herkes 60+ yaş ve hepsi beni evladı gibi sevdi, o açıdan da şanslıyım. İşime karışan eden olmadığı gibi çok gürültü de yok.

Evle ilgili arada ufak tefek sorunlar çıkıyor ama öyle çok sıkıntılı bir şey olmadı neyse ki. Evden zor çıkan, işteyken evimi özledim diye söylenen biriyim. Ev mühim, evde keyif alamayacaksam hiçbir yerde alamam gibi hissederim ben
0
nundu
(26.12.25)
müstakil modern bir evde oturuyorum bahçe de büyük dışarı çıkasım gelmiyor valla.
0
hold the door
(26.12.25)
Keyif abartılı bir tabir olur, ama kendi evim olduğu için memnunum. Yazın gürültüden şikayetçiyim, kışın rahatım yerinde.
0
auroraaurora
(26.12.25)
evimi çok seviyorum. şöyle bi 20 gün daha tam kapanmaya çok ihtiyacım var. ama ses yalıtımı çok kötü. Allahtan köşe dairedeyiz de sadece 1 komşuyu duyuyoruz. onlar da suriyeli ve 3 mü 4 mü ne çocukları var. onların oturma odasıyla bizim yatak odası yan yana. geçen o evdeki adamın horlama sesini duydum, öyle bi ses yalıtımı. evi bir daha boyatacağım zaman o duvara ses yalıtımı yaptırmayı düşünüyorum.
onun dışında bir sıkıntım yok.
0
matilda
(26.12.25)
genelde evden çalışıyoruz bu yüzden evi tutarken kiradan kaçmayıp mutlu edecek bir ev tuttum. muhiti iyi, büyük, ikimizin de ayrı çalışma odası var. balkonumuz var. apartman da bakımlı, huzurlu bir apartman.
0
orpheus
(26.12.25)
hiç mutlu değilim. evimde yapısal olarak olsun genişlik olarak bence bir sıkıntı yok. sıkıntım evim merkezi bir konumda kaldığından ve 1.katta olup sokakla arasında 2 metre anca olduğu için gürültüden, kavgadan pislikten duramamam.

eskiden hafta içi ve gece saatlerinde huzurlu olurken artık 7/24 bir kaos gürültü patırtı var. genel olarak da müstakil bir ev bulmadan, daha huzurlu bir şehire taşınmadan da bir şey değişeceğini düşünmüyorum.

gelecekteki planım en kötü çatı katı ev almak.
0
denizgonen
(26.12.25)
(16)

Kredi kartı puanları ve kampanyalar

nundu
Kredi kartı kampanyalarını takip edip katılıyor musunuz? Puan toplamak için bir uğraşı içinde misiniz? Puanlarla bir şeyleri bedavaya alabiliyor musunuz?Ayda ortalama 40-60 bin lira arası harcadığım kredi kartımla 2025 yılında, 40 lira puan kazanmışım. Kampanya takip etme alışkanlığım hiç yok da esk
Kredi kartı kampanyalarını takip edip katılıyor musunuz? Puan toplamak için bir uğraşı içinde misiniz? Puanlarla bir şeyleri bedavaya alabiliyor musunuz?

Ayda ortalama 40-60 bin lira arası harcadığım kredi kartımla 2025 yılında, 40 lira puan kazanmışım. Kampanya takip etme alışkanlığım hiç yok da eskiden biraz daha fazla birikirdi sanki, 40 lira da dalga geçer gibi bir miktar. Sizde durumlar nasıl?
0
nundu
(25.12.25)
pahalı bir harcama yapacaksam kampanyalara bakıyorum. Çoğu zaman bir şey olmuyor.
Genel olarak bir faydası dokunmuyor.
0
burfak
(25.12.25)
aklıma geldikçe katılıyorum. kartım sayesinde bazı restoranlarda 20% indirim ve otoparklarda (geçmişte havalimanı otoparkı dahil) 50%'ye yakın indirim kazandığım oluyor. kampanyalarla aylık 1500-2000 tl'ye yakın puan biriktiriyorum; o puanları nakit olarak market alışverişlerinde kullanıyorum.
0
eileengray
(25.12.25)
40 lira komikmiş gerçekten. Az önce arabayı şarj ettim, 300 lira tuttu, 60 tl bonus geldi.

Alışkanlık oldu, garanti’nin kampanyalarına her ay katılıyorum, muhakkak bir şeyler denk geliyor, ilk online alışverişe 150 lira, markette 100 lira, yurtdışında 500 lira, temassız ödemeye 100 lira derken hemen her ay birkaç bin lira bonus mutlaka geliyor.
0
orient blue
(25.12.25)
İşbank black kartım var. Akbank ilk kez kart çıkartıp bir ay içinde 60 bin lira harcama yapana 12 bin tl bonus veriyorum dedi. Hemen atladım ve bonusumu aldım. 2.000 TL de chip para verdi. Onu da aldım. Market alışverişi için hem İşbankası'nın hem de Akbank'ın kampanyaları var. Hangisi iyiyse ondan alıyorum.

Kıyafet konusunda kampanyaları takip ederim. Genelde acil bir kıyafet ihtiyacım olmaz, onun için yıllık plan yaparım. Kampanya zamanı sonra giyeceğim kıyafetleri alırım.

İşbank ve Akbank'ın kampanyalarından yararlanabilmek için uygulamadan katıl butonuna tıklamak gerekiyor. Her ay sıfırlanıyor, tekrar yapmak lazım. Hepsine katılırım ay başında.
0
gabe h coud
(25.12.25)
tüm kampanyalara ay başında katılıyorum. arada girip yeni kampanya varsa onlara da katılıyorum. 7 bin puanım vardı geçenlerde. otel rezinde 2 ile çarpılıyor. o şekilde otel tuttum.
0
glamdr1ng
(25.12.25)
Paraf'ın bir kampanyası vardı mesela. 3 ay süreyle 20.000 liralık alışveriş yaptığın aylarda 400 TL veriyor. Yani 3 ayda 1.200 lira. Geçen sene bu kampanyayı yanılmıyorsam 3 kez yaptı.
Ayrıca market, e ticaret, restoran, akaryakıt, küsürat bizden, paraf günüm vs. kampanyaları da sürekli var. Takip edince epey kazandırıyor.
0
Mirket
(25.12.25)
aidatsız kart kullanıyordum yıllar boyu.
world eco idi yıllarca kullandım. bir kaç lira puan veriyordu.
sonra bir sebepten world gold'a geçmek durumunda kaldım. yıllık 600 gibi bir şeydi şimdi değişti mi bilmiyorum. harcamalarımda ekstra değişiklik olmadığı halde verdiği bonus aidatı geçiyor. arada bir kampanya, ekstra taksit vs gibi avantajlar da oluyor.
ama özel kampanyaları takip etmedikçe genelde verilen puanlar öyle çok bir şey değil.
0
biseysorcaktim
(25.12.25)
iş bankası maximum ile baya puan geliyor sağdan soldan. sadece ay başı uygulamadan kampanyalara katılıyorum o kadar. aylık 60-70k arası geliyor kart harcaması. sadece geçen ay 2000 liraya yakın puan geldi mesela.
0
oldtimer
(25.12.25)
Bir kamu bankasının üst segmentteki kartını kullanıyorum. Topladığın puanları kampanya sonunda geri almıyor. Akaryakıt, e-ticaret vb. kampanyalarını takip ediyorum. 12.000 civarında tl vardı kartımda. Kampanyasıyla içerdeki puanı 4 ile çarpıyor ve bu yaz tatile gittim. 12.000 tl ile 48.000 tl’lik otelde kaldım diyelim..
0
yankee jumping
(25.12.25)
bonus'tan geçen ay 6bin lira, bu ay da 8bin lira bonus geldi. genelde yurtdışı kampanyaları iyi puan kazandırıyor. (30binlik otel harcamasına 2500 vs.)

bir de e-ticaret. (30bin tl altı alışverişlerin pek bir getirisi olmuyor)
bana bir de her ay kişisel bi kampanya geliyor. X lira harca 2000 TL bonus gibi.

geçen sene maximum da kullanıyordum fakat bilet alım kısmı ve hizmet bedeli olayı aşırı saçma olunca onu iptal edip komple bonusa geçtim.

genel olarak konuşursam da kartların hiç birinin eski havası yok. takip etmeye değer çok bir durumları da yok. eskiden orta halli bir kartla bile ücretsiz lounge'lara girer, ücretsiz vale hizmeti kullanırdın. şimdi mevduat yatırmazsan bu tarz ekstralar prive kartlar da bile yok.
0
brkylmz
(25.12.25)
kampanyaları takip edip katılman gerekiyor. çoğu kampanyaya katılmadan bir şey alamıyorsun. harcamaları ona göre ayarlaman gerekiyor.

her ay sürekli kazanıyorum bi şeyler. örnek vermek gerekirse bu ay 4*1000 tllik yakıt alımına 400 puan kazandım. %10 indirim hiç fena değil.

başka bankadan restoranlarda geçerli %10 indirim alıyorum.

başka ön ödemelide amazonda geçerli 100 tl indirim aldım 1000 tlye.

bakıp takip etmezsen birikmesi zor. bi de çoğu bankada harcama süresi oluyor ona dikkat etmek lazım.

akbank ve ziraat süresiz puan veriyor direkt istediğin harcamayı silebiliyorsun puanlarla orası güzel.
0
jelly bear
(25.12.25)
Bonus'um var. Özellikle katılmak gerekmiyor kampanyalara. Üç beş bir şeyler kazandırıyor. 40 TL çok az gerçekten. Siz de katılım gerektirmeyen bir kart tercih etseniz iyi olur gibi.
0
auroraaurora
(25.12.25)
@auroraaurora

TEB Bonus Platinum benim de :(
0
🌸nundu
(25.12.25)
bende çok takip ederim ama 1000 liralarca bonusta çok geldi, o kadar takip edip alışveriş yapmıyorum mesela bonus sadece 2k ve üzeri market alışverişine puan veririm diyor ben o kdr şeyi bir arada hiç bir zaman almıyorum alsamda taşıyamam yani..
genel olrak takip ediyorum ama kriterleri sağlamak uğraştırıcı oluyor ben 200-300 falan anca topluyorum aylık.
mesela 4 seferde yakıt al diyor ben hep fullcuyum 4 kere gidemem o benzinciye :/
0
eja
(25.12.25)
benzinle ilgili olanlara bakıyorum. ne ideali bonus genelde.
0
mikahakkinen
(25.12.25)
teb bonus platinum'dan maximiles black'e geçtim, bugüne kadar hiç biriktiremediğim kadar puan birikti 3-5 ayda. mil kullanımım da olduğu için bu kartı tercih etmiştim, iyi ki diyorum şu an. ama söylenildiği gibi kampanyalara katılmak gerekiyor.
0
a7x
(25.12.25)
(14)

Yeni yıldan beklentilerimizi yazıyoruz

baldan kaymak
Ben başlayayım:Toyota Hilux veya Corolla Cross
Ben başlayayım:

Toyota Hilux veya Corolla Cross
0
baldan kaymak
(23.12.25)
Para, akıl sağlığı, vücut sağlığı, para
+2
sekizdokuzon
(23.12.25)
İstiklal Mahkemeleri
+9
redlinetheturk
(23.12.25)
sağlık
istediğim yerde istediğim işi yapabilmek
+1
black holes in the sky
(23.12.25)
yeni şirket kuruluşu ve bir teknokente kapağı atmak. yeni siparişleri yetiştirip. bir tübitak projesi ile hibe almak. edge ai teknolojileri geliştirecek ekibi toplayıp tükiyede en az 2 firma ile teknik işbirliği sağlamak ve 2 yeni uzun vadeli kurumsal müşteri kazanmak.
0
orpheus
(23.12.25)
Sağlık tabii. Her şeyin başı sağlık.

Paso yurtdışı gezisi. Bir bakmışım Amsterdam'dayım, hoop bir bakmışım Madrid'deyim. Oradan hoop Roma'ya gidip gelmişim. Vücumda kandan çok, viskiler, biralar, romlar olsa. Uçaktan inip, uçağa binsem. Komple dolaşsam dursam.
+1
put it in your appropriate place
(23.12.25)
Sadece sağlık, kendim ve yakınlarım için.
Gelecek yıl hastane koridorlarını arşınlamasam yeter.
+1
pro9it9is9
(23.12.25)
sağlık
+1
exlibris
(23.12.25)
Yeni bir iş, para, huzur.
+1
mutekebbir
(23.12.25)
para istiyorum. param olursa diğer sorunlarımı düzeltebilirim. yılbaşı piyangosu bana çıksın.
0
art cat chocolate
(23.12.25)
yurt dışına geziye gidecek kadar para biriktirebilmek ve işe gidecek kadar bir araba alabilmek.
0
mikahakkinen
(23.12.25)
Sevdiğim ve sevildiğim bir ilişki
+1
umutt
(23.12.25)
sağlık ve para
0
inheritance
(24.12.25)
Sandığın bir an önce önüme gelmesi.
Maserati Levante (az kaldı biraz daha alkolü kesip para ayırmam gerekiyor sanırım)
Şuan iş-sağlık-ortam rutinimden memnunum, bu şekilde devam etsem olur.
Belki şehir değişikliği ama olmasada olur.
0
IcedFlames
(24.12.25)
Bir villa + bir yazlık daha :P

Uyku düzeni.

Hibrit iş.
0
gabe h coud
(24.12.25)
(12)

Hayatı güzel yaşamak için kriterleriniz? veya yaşamak istediğiniz hayat

put it in your appropriate place
Hayat güzel be demek için ne olması gerekir sizin için? Kriterler, nelerdir, nedir ve ne değildir size göre? İstediğiniz hayatı biliyor musunuz ve yaşıyor musunuz?Kendim için; yurtdışı gezileri (yurtiçi de olur), farklı deneyimler, kültürel etkinlikler (standup, tiyatro, kitaplar), güzel restoranlar
Hayat güzel be demek için ne olması gerekir sizin için? Kriterler, nelerdir, nedir ve ne değildir size göre? İstediğiniz hayatı biliyor musunuz ve yaşıyor musunuz?

Kendim için; yurtdışı gezileri (yurtiçi de olur), farklı deneyimler, kültürel etkinlikler (standup, tiyatro, kitaplar), güzel restoranlar, bira ile viski tadımı gibi durumlar benim için hayatımı yaşamak oluyor.

Gözüm yükselerde değil. Yurtdışı gezilerinde orta hali basit bir yerde konaklamak yeterli. Gideyim 3-5 gün dolaşıyım geliyim. Bira ile viskide özellikle viski bütçemde giriş seviyesindekilere yetiyor ama bana yeter.

Güzel bir çevrem olsa birde, arada sohbet muhabbet. Arabam yok mesela, olmasına da gerek yok.

Sizde güzel yaşamak kriterleri nelerdir?
0
put it in your appropriate place
(22.12.25)
Bol bol gezmek
Uzun bir tatil
İyi bir yemek
İyi bir şarap
Sevdiğim insanlarla kaliteli bir aktivite
Bolca kitap, bolca resim yapmak
Daha çok sergi gezmek ve konser izlemek
Sabahları iyi bir kahve içmek
Sağlığımın yerinde olması
Kaliteli bir sohbet
-2
suicides underground
(22.12.25)
Güzel soru ama klişeleri aşıp ayrıntılı yazmak zor geliyor. Sağlık ve para. Kalan her şey nasip. Onlarca şehri tek gezersin, çok keyif alırsın ama bir sevgilinle geçirdiğin güzel bir gün ayrı bir şeydir. İnsana hatırlanacak şeyler de gerekiyor. Ya da ne bileyim kendini kültürlü zannedersin ama eğitimin iyi değildir. Yabancı dil bilmeden yaşarsın, tıp mühendislik hukuk eğitimin olmaz, o hayata da iyi demem. Müzik herkes dinler ama çok az insan bir şey çalmayı öğrenir. Çeşitli katmanları var hayatın. İzleyici rolünde olmak da iyi değil. Mesela Ali Koç parası mı yoktu da Fenerbahçe başkanı oldu, en azından elini taşın altına koydu, şampiyon yapamadı ama 2. yaptı. Bu dönemi hatırlar. Hayatı kenardan izlemek yerine içine girmek gerekiyor bazen.
0
arbre
(22.12.25)
Yeterli zamanının olmasıdır. İstediğin şeyi cumartesi pazar ya da resmi tatillerde değil de istediğin anda yapabilmektir bence. Canın deniz kenarında yürümek mi istedi giyinip cikabiliyorsan, ormana gidesin geldiğinde kalkıp gidiyorsan baya iyidir. Yedibucuk beş çalışarak güzel yaşıyorum be denilemez. Ki ben çok güzel hayat yaşıyorum gerçekten istediğim çoğu şeye yetecek param var. Şuan enerji de bulup yapıyorum da ama yorgunum. Oradan oraya sürekli kosturuyorum. Bu sabaha karşı mesela haftasonu gittiğimiz geziden donduk, yedi buçukta işe oturdum. Uyuyup dinlenip uyanıp gordugum yerleri düşünmek bir kaç satır bir şey yazmak isterdim. Ama o an ona vaktım yok. Sonra bir ara yapacagim.

hiç bir istedigimi haftaici mesai saatlerinde yapamıyorum mesela. Saçmalık. Şimdi ben bir çok şeyi yapabiliyor olsam ne olur. Tam olarak anlamlı değil bence.

Canım sıkılıyor.
+5
a perfect lie
(22.12.25)
abd şartlarında yıllık 75 bin dolar kazancın varsa yeterli. daha üstü para yönetme, yatırım stresine giriyor.biz ülkemizde 3,2 milyon yapıyor. ayık 265 bin tl.
istediğim zaman istediğim ülkeye stressizce çıkıp ortalama bir şekilde gezip gelsem benim ekonomime dokunmazsa o zaman istediğim hayatı herhalde yaşarım.
-1
mikahakkinen
(22.12.25)
ABD sartlarinda yillik 75 bin dolara yeter diyen arkadasa ABD'den selamlar. o paraya anca kafaniz suyun ustunde kalir:)
guzel yasamak oncelikle sagligin yerinde olmasi, fiziksel olarak da iyi gorunmek kalan her seyin ucu paraya cikiyor. para mutluluk getirmese bile parasizligin mutsuzluk getirdigi kesin.
0
cairo
(22.12.25)
fiziksel, zihinsel her açıdan sağlık. sevdiklerimin sağlığı. iyi beslenebilmek. iyi, yormayan insanlar, sevdiklerimle çevrili olmak. başımı sokabileceğim, rahatımın yerinde olduğu bir ev. istediğim işi istediğim yerde yapmak. ay sonu kredi kartı ekstresine bakakalmamak.
0
black holes in the sky
(23.12.25)
gecinmek icin zamanini satmak zorunda olmamak. (bende yok)
iyi bir pasaporta sahip olmak. (bende yok)
saglik. (buyuk oranda var)
+1
antikadimag
(23.12.25)
Sağlık, para, zaman.
0
kumandanim
(23.12.25)
Özgürlük. Para. Sağlık. Cinsellik. Şefkat. Sevgi. Yeni tecrübeler. Seyahat.
0
gabe h coud
(23.12.25)
@cairo miktarı ben bulmadım.
www.givingwhatwecan.org
0
mikahakkinen
(23.12.25)
Yaşamak için çalışmak zorunda olmamak.
0
Amaranta ursula
(23.12.25)
yilda 75bin dolar gelirle dunyanin hicbiryerinde sorudaki hayati yasayamazsin, zira daha o paranin vergisini vereceksin, kalan parayla da ay sonunu zor getireceksin.
-1
cooperr
(23.12.25)
(6)

Sözlük ve duyurunun eskisine göre aktif kullanıcı sayısı gerçekten düştü mü?

psmstc
Geçenlerde biri böyle birşey yazmıştı. Gerçekten eskiye göre buraları ıssızlaştı mı :)
Geçenlerde biri böyle birşey yazmıştı. Gerçekten eskiye göre buraları ıssızlaştı mı :)
0
psmstc
(22.12.25)
bir önceki formatta bir çok troll duyuru oluyordu. büyük ihtimal bunları engellediniz veya siz engellemediyseniz de başkaları engelleyince izole kaldıklarından ve etkileşime giremediklerinden daha az yazmaya başladılar.

sözlükte de benzer bir şekilde engelleye engelleye çok daha az bir içerik görüyor olabiliriz.
+4
gabe h coud
(22.12.25)
herkes herkesi engellediği için kimse yok gibi gözüküyor :)
0
koela
(22.12.25)
sub-etha'ya ulaşmayı bile bilmeyen yazarlar var. eskiden kabak gibi ortada olurdu herkes her yere girerdi. ah ah nerede o eski sözlükler :P
modası geçti burasının bence.
+2
neira
(22.12.25)
Bu platformların bu kadar süre ayakta kalması bile mucize gibi bir şey, kendi alanında faaliyet gösteren aynı dönemin projelerinden hiçbiri kalmadı, sözlük ve uzantıları zombi gibi bir şekilde hayatta kalmayı başarabiliyor, bu arada sözlükte kullanıcı sayısının düşmesi gibi bir şey olduğunu sanmıyorum ben tam tersi katlanarak artmıştır ama duyuruda gak desen engelleyen guk desen dünyayı yok et butonuna basan aşırı konformizm düşmanı bir kitle var, sen de böyle biriysen sana da o nedenle kullanıcı sayısı düşmüş gibi gelebilir.
+1
kizil karga
(22.12.25)
duyuru kesinlikle azaldı. sözlük ise ne azaldı ne arttı. bunlar benim öznel düşüncelerim.
0
abelardo
(22.12.25)
Sözlüğü bilmiyorum ama duyuru trafiği tabii ki azaldı. Böyle miydi burası?
0
lazor
(23.12.25)
(7)

İstanbul'da gezilecek yerler

ted
İstanbul'da gezilecek yer denince ilk söylenen yerlerin hemen hemen hepsini daha önce gezdim, işte Sultanahmet, Beşiktaş, Taksim, Balat vs. İstanbul'a geleceğim nereleri gezebilirim? Bazı Milli Saraylara daha önce gitmemiştim onları gezmeyi düşünüyorum. İstanbul'da gezilecek yerler listelerinde kıyı
İstanbul'da gezilecek yer denince ilk söylenen yerlerin hemen hemen hepsini daha önce gezdim, işte Sultanahmet, Beşiktaş, Taksim, Balat vs. İstanbul'a geleceğim nereleri gezebilirim? Bazı Milli Saraylara daha önce gitmemiştim onları gezmeyi düşünüyorum. İstanbul'da gezilecek yerler listelerinde kıyıda köşede kalmış ama gezilmesi gereken nereler var sizce?
0
ted
(22.12.25)
sakirin camii, sali pazari, iluzyon muzesi, tophane i amire, sabanci muzesi, sadberk hanim muzesim, ferikoy bit pazari, bomontiada, uniq istanbul
0
buenosdias
(22.12.25)
üsküdar yazmadığın için üsküdar diyorum. laleli tarafları, eski bizans surlarının olduğu yerler olabilir.
0
hoot
(22.12.25)
Aşiyan
Sabancı Müzesi
0
gabe h coud
(22.12.25)
İstanbul Modern ve İstanbul Resim ve Heykel Müzesi. İkisi de Galataport'ta.
0
auroraaurora
(22.12.25)
adalar
0
bay b
(22.12.25)
Metrobüs
Kadıköy Üsküdar sarı dolmuş
Çengelköyde sabah börekçiden börek alıp çay bahçesine gidip börekle kahvaltı
Kadıköy’de Rulo Ezberbozan Lezzetler’de humuslu falafelli dürüm
İstiklal caddesi Terkos pasajından herhangi bir tişört almak
Okunmadıysa okuyup Masumiyet Müzesi’ne gitmek.
Eminönü Yeni Cami’de güvercinlere yem atmak.
Tahtakale’deki sokaklar ve çarşılarda gezip Çin’den gelen cins cins eşyalara bakmak
Balık ekmek kesinlikle yemek o yendiyse balık dürüm yemek.
+1
michael_knight
(22.12.25)
Koç müzesi
Borusan contemporary

Ve burgazada
0
suicides underground
(22.12.25)
(16)

Bu cüzdan nasıl? (Erkek)

incelikler yüzünden
Erkek arkadaş için bu cüzdan nasıl sizce? Rengi, boyutları vs iyi görünüyor mu, kullanışlı olur mu?Ben çok sevdim ama erkek cüzdanları hakkında hiçbir fikrim yok :Dhttps://www.amazon.es/Timberland-Hombres-Cazador-color-block-Trifold/dp/B00MCW8MGI/ref=mp_s_a_1_11_mod_primary_new?crid=34NZ7V1OD6GR1&di
Erkek arkadaş için bu cüzdan nasıl sizce? Rengi, boyutları vs iyi görünüyor mu, kullanışlı olur mu?
Ben çok sevdim ama erkek cüzdanları hakkında hiçbir fikrim yok :D

www.amazon.es
0
incelikler yüzünden
(19.12.25)
bazıları sadece kartlık seviyor ince ve küçük olması açısından. bunu taşımak bana zor. ama bazısı da göt cebinde böyle cüzdan taşımayı seviyor. eğer öyleyse alabilirsin değilse ince bi kartlık al bence.
0
jelly bear
(19.12.25)
Nakit para taşıyor hep yanında :( o yüzden kartlık ona küçük kalır. Ben de böyle bir şey bakayım dedim, teşekkür ederim
0
🌸incelikler yüzünden
(19.12.25)
Çok klasik, Kötü manada söylemiyorum yani erkek arkadaşınızın tarzı buysa olur tabii ki.

Konudan bağımsız kiç bir erkek göt cebinde cüzdan taşımasın :)
+1
kumandanim
(19.12.25)
Peevv diye bir deri ürünler yapan markadan almıştım. Ben baya memnun kaldım oraya da bakabilirsiniz.
0
Take it away honey
(19.12.25)
Kadın gözüyle beğendim ben. Erkek arkadaşınızın tarzını, beğenisini siz bilirsiniz veya tahmin edersiniz. İçinize sindiyse alın.
0
auroraaurora
(19.12.25)
Benim tarzım değil çok klasik duruyor. Herschel, Rains veya Vespa'nın cüzdanları daha hareketli bence. Ama diğer arkadaşların da söylediği gibi tarzı bu şekildeyse bunu alabilirsiniz.
+2
elektr10
(19.12.25)
Cüzdan işi bitti. Kartlık kullanılıyor. Bu 2000'li yıllara ait bir şey.
-2
arbre
(19.12.25)
Cevaplar için çok teşekkür ederim. Bana da cüzdan risksiz gibi gelmişti :D başka öneriniz varsa link yollayabilirsiniz (:
Aslında hep yanında taşıması için bir şey almak istiyordum, takı hariç . Aklıma başka hediye gelmedi ne yazık ki
0
🌸incelikler yüzünden
(19.12.25)
benim erkek arkadaşım logosuna takılırdı, o yüzden almazdım. rains+1
0
eileengray
(19.12.25)
Artık kartlık kullanıyorum da, cüzdan kullanırken 5 kredi kartım vardı, 5 kart gözü isterdim, iki sürekli göstermek zorunda kaldığım kimlik kartım vardı, iki kimlik gözü olandan isterdim. İki ülke parası kullanıyordum, iki kağıt para gözü isterdim.
Benim için cüzdanın görüntüsü değil, işlevi önemliydi. Bu şartları sağlamayan en klas cüzdan gözümde değersizdi.
Onun için de cüzdan hediye edilmesinden hazetmezdim. Düşünsene, istediğin şartları sağlamıyor ama hoşuna gitsin diye kullanmak zorundasın.
0
Mirket
(19.12.25)
iki renk olması riskli. vakko erkek cüzdanlara bak.
0
archmeister8
(19.12.25)
ben erkek olarak logolu ve çift renkli kullanmam. tek mat renk kullanırım.
0
mikahakkinen
(19.12.25)
hep yanında taşısın istiyorsan seviyosa akıllı saat, sevmiyorsa da normal saat al bence.
0
jelly bear
(19.12.25)
cüzdan yerine kartlık daha mantıklı ya da kartlık içerek telefon kılıfları.

örnek:
www.spigen.com.tr

çok farklı çeşitler var. deriler daha güzel.
0
gabe h coud
(19.12.25)
kartlık +1

secrid diye bir marka var, ben 2017den beri kullanıyorum aldığımı, sağlam ve kaliteli bir marka. kompakt hem de. cüzdan gibi cebi şişirmiyor.

www.trendcuzdan.com

farklı renk ve modelleri var, aynı zamanda içinde nakit para bölümü de var. fotoğraflarda görebilirsiniz.
0
oldtimer
(19.12.25)
secrid' in çok güzel kartlıkları var, bazılarına bir miktar para da konabiliyor.

veya secrid kartlık + moneyband.

secrid.com
0
galahad reloaded
(19.12.25)
(10)

Yurtdışı Tatilinde Günlük Kaç Para Harcıyorsunuz?

lapetitemort
Selamlar.Seneye yaz ayları için bir yurtdışı tatili planlıyorum. Muhtemelen Fransa veya Hollanda olacak. 2 kişi olacağız. Şimdiden ne kadar tutar hesabı yapıyorum. Kişi başı günlük kaç euro'dan masraf hesaplamalıyım sizce? Konaklama hariç. Sadece yeme, içme, gezme, gezerken toplu taşıma kullanma ücr
Selamlar.
Seneye yaz ayları için bir yurtdışı tatili planlıyorum. Muhtemelen Fransa veya Hollanda olacak. 2 kişi olacağız. Şimdiden ne kadar tutar hesabı yapıyorum. Kişi başı günlük kaç euro'dan masraf hesaplamalıyım sizce? Konaklama hariç. Sadece yeme, içme, gezme, gezerken toplu taşıma kullanma ücreti gibi şeyler dahil diye düşünebiliriz.
0
lapetitemort
(18.12.25)
Restoranlarda ortalama menüler 15-25 eur civarı. Fastfood yersen daha düşük tabi. Kahvaltı hariç iki öğün yersen günlük kişi başı 30-50 euro ona yaz. gezme kısmı sana bağlı. louvre gibi bir müzeye gidersen 20-25 euro verirsin. Ortalama müzeler 10-15 euro civarı. disneyland, özel tur vb olursa 80-100 euro civarı verirsin. fakat sadece sokaklarda ve parklarda yürüyerek veya ücretsiz etkinliklere katılarak da bir gün geçirilebilir.
+2
merhum
(18.12.25)
Şu site işe yarayabilir:

www.numbeo.com

Yemeğe az para harcamak isterseniz, otelde kahvaltı varsa öğle yemeği için kahvaltılıklarla sandviç yapabilirsiniz. Marketten de bir şeyler alıp geçiştirebilirsiniz.

Şehre özel turist kartlarını araştırın. Ulaşım ve müzeleri daha ucuza getirebilir.

Müzelerin bedava olduğu günlere de bakın (her ayın ilk pazar günü, vb.)
+2
cosmicstring
(18.12.25)
kişi başı 250+ EUR.
0
gabe h coud
(18.12.25)
müze ve otel paralarını ayırdığımda günlük 40 60 euro arası ortalama bütçe ayarlarım. şehir kartı varsa alırım, ulaşım için uygun kartı bulurum.
ulaşım vs eklenirse. rahat gezi dersen günlük 100 euro nakitle git.
+1
mikahakkinen
(18.12.25)
Otelde kahvaltı.
Gün içi 1-2 defa kahve vs.
Öğlen, öğleden sonra atıştırma + bira, şarap vs.
Akşam güzel bir yemek.

Genelde böyle ilerliyoruz.
İki kişi toplamda günlük 200 euro yu geçmiyoruzdur heralde.
+1
kumandanim
(18.12.25)
almanya için konuşursak günlük biletler 10,60 euro, kahvaltı bakery genelde max 5 euro tutar, öğlen atıştırmalık desen 8-10 euro, akşam da iyi bir yemek 15 euro. e hadi gün içinde kahvesidir birasıdır 10 euro da buffer koyun. toplamda kişi başı 50-60 euro diyebilirim.

siz kişibaşı 60 euro gibi hesap edin bence.
+1
elektr10
(18.12.25)
70 idare eder, 100 ortalama güzel gün geçirtir, 150 falan kafa rahat.
+2
tsubasa
(18.12.25)
Bütçe hesabı yaparken kalınacak gün başına 100 euro diyorum ben. Konaklama ve ulaşım hariç, bu hesaba göre bakıyorum total masrafıma. Genelde aşıyor ama istisnai bişi beğendim satın aldım durumu için geçerli bu, onu da hediye aldım diyorum kendime vicdanımı rahatlatıyorum.
+1
Bruce
(18.12.25)
Amsterdama gidecekseniz çok pahalı bilginiz olsun kişi başı 150€ gibi düşünebilirsiniz günlük. Yani herkesin gezme anlayışı farklı ama şöyle söyleyim ortalama bira 10€, 5 tane içsen günde 50€ yapar. orta üstü iyi sayılacak yerde burger patates ya pizza gibi şeyler 30-35€. 1-2 sigara içseniz 10€. E tatlısıydı gezmesesiydi ohoo.
+1
zozjotejmnk
(18.12.25)
Günlük 100 euro olacak şekilde kendini ayarlayabilirsin
+1
basond
(18.12.25)
(4)

Kesişim

dolantindr
Hayatta bazı kesişimler vardır. O kesişimleri çoğu zaman lehimize çevirmeye çalışırız kendi şartlarımız doğrultusunda. Ama bazen diyorum ki hiçbir şey yapmasak mı acaba o anlarda, yol ayırımlarında akışına mı bırakmalı her şeyi? Tabi hiçbir şey yapmamak, yapmaktan daha zor. Bahsettiğim şey sanırım o
Hayatta bazı kesişimler vardır. O kesişimleri çoğu zaman lehimize çevirmeye çalışırız kendi şartlarımız doğrultusunda. Ama bazen diyorum ki hiçbir şey yapmasak mı acaba o anlarda, yol ayırımlarında akışına mı bırakmalı her şeyi? Tabi hiçbir şey yapmamak, yapmaktan daha zor. Bahsettiğim şey sanırım oluruna bırakmak. Seçimler bir noktaya kadar etkili belki ama burada esas nokta kesişimler. Siz ne düşünüyorsunuz? Bu da soru olsun bari. Soru dedik.
0
dolantindr
(17.12.25)
akıllı seçimler yapılmalı.
0
gabe h coud
(17.12.25)
Filmini yaptılar bunun. Yazgı... Güzel filmdir.
0
antihero
(17.12.25)
Oluruna bırakmak zaten çoğu zaman yanlış anlaşılır. Hiçbir şey yapmamak değildir aslında, zorlamayı bırakmaktır. Yani kontrol edebildiklerinizle edemediklerinizi ayıracaksınız. Çünkü hiçbir şey yapmamak insan için zaten zordur. Zihnimiz boşluk sevmez, illa ki bir şey yaparak kendini meşgul etmek ister. Yani kesişim burada eylemsizlik ya da teslimiyet olarak kendini gösterir. O yüzden de böyle anlarda bence boşlukta durmak yerine @gabe h coud'un dediği gibi bize en doğru gelen şekliyle "akıllı bir seçim" yapmalı.
0
zaman ilac degil insanlar unutkan
(17.12.25)
Bu kadar romantik yaklaşmak yanlış bence.

Sorunun ne olduğuna bağlı, atıyorum eviniz kentsel dönüşüme girecektir. Siz oluruna bırakırsanız zararlı çıkarsınız.

Atıyorum sevgilinizle aranız limonidir, çırpındıkça batıyordur. Oluruna bırakırsınız, uğraştıkça iticileşirsiniz çünkü.

Verdiğim örneklerden de anlaşıldığı gibi konu çok geniş. A senaryosuna uyan B senaryosuna uymuyor. Hayat böyle.

Kendi adıma kesişimlerin ne olduğunu ben anlamadım. Bu sizin anlam yüklediğiniz bir kavram, biraz açıklasanız iyi olurmuş sanki.
0
akhenaten
(17.12.25)
(11)

Bir erkek sırf karşısındaki tutuk diye reddeder mi?

perfectlysplendid
Birileri vasıtasıyla görüştürüldüğüm kişi olumsuz cevap verdi fotoğraflarımızı görüp görüşmüştük acaba gerçekten bu sebeple mi yoksa beğenmediği için mi reddetmiş olabilir?Bana bahane gibi geldi yani kırmamak için bir erkek çok sakin bir kızı beğense bile reddeder mi? Kendisi hareketli bir insan
Birileri vasıtasıyla görüştürüldüğüm kişi olumsuz cevap verdi fotoğraflarımızı görüp görüşmüştük acaba gerçekten bu sebeple mi yoksa beğenmediği için mi reddetmiş olabilir?

Bana bahane gibi geldi yani kırmamak için bir erkek çok sakin bir kızı beğense bile reddeder mi? Kendisi hareketli bir insan
0
perfectlysplendid
(16.12.25)
Her şey olabilir. Takma. Nasip değilmiş.
-2
arbre
(16.12.25)
Olabilir bahane etmişde olabilir
0
basond
(16.12.25)
Bu kadın beceriksiz veya azgın değil diye düşünmüş olabilir
-1
runaway
(16.12.25)
Uyumlu değiliz biz bu insanla diye düşünmüş olması akla yatkın. Sebebin çok da önemi yok boşverin. Çay için
+2
cay koy geliyorum
(16.12.25)
beğenseydi sakin bahanesiyle reddetmezdi.
+4
deartheodosia
(16.12.25)
tipini beğenmedi. gerisi fasa fiso.
+3
yurtsuz john
(16.12.25)
Tutuksan senin onu istemedigini, begenmedigini falan dusunmus olabilir.
+1
matilda
(16.12.25)
Genel durum için beğenmedi üst sebep +1
Dış güzelliği ön plana koymayan biri için tutıkluğun zıttı, güzellik kısmını geri plana atabilir. Ama karşı tarafı etkileyecek başka bir şey yoksa doğal olarak tipe bakar insanlar, böyle olmuş da olabilir.
0
Bruce
(16.12.25)
Evet eder
0
gabe h coud
(16.12.25)
erkek de reddeder, kadin da; insan insani her turlu bahane ile reddedebilir, bazen bahane de yoktur, sadece olmamistir o kadar. takilmayin cok, yapacak bisey yok.

kendisi de cok hareketli demissiniz, belki daha hareketli birileriyle daha uyumlu olacagina inaniyordur kendisi adina.
0
taurina
(16.12.25)
Dejavu yaşadım, süslüde görmüşüm meğerse aynı soruyu… gayet olabilir. Enerjiniz uymamıştır bazen mesajla akıyor gidiyor sohbet ancak yan yana gelince bi uyuşmazlık oluyor sizinki de öyle olabilir.
0
ekimoloji
(17.12.25)
(7)

Sizce artık elektrikli araç alınır mı? Yoksa hâla Erken mi?

psmstc
4’e 1 5’e 1 gibi yakıt tasarrufu oluyor deniyor. Fakat haftada bir avm, ev herneyse elektriğe bağlanması gerekecek. Günde 50 km yol yapan, Ayda 1500 km yol yapan biri için almak akıllıca mı? Yarın üç beş sene içerisinde elektrik fiyatları (yüksek kullanım vs) denerek dizel gibi uçması benzinle eşitl
4’e 1 5’e 1 gibi yakıt tasarrufu oluyor deniyor. Fakat haftada bir avm, ev herneyse elektriğe bağlanması gerekecek. Günde 50 km yol yapan, Ayda 1500 km yol yapan biri için almak akıllıca mı?

Yarın üç beş sene içerisinde elektrik fiyatları (yüksek kullanım vs) denerek dizel gibi uçması benzinle eşitlenme ihtimali de yok değil…

Sizce elektrikli araçlar almak için hala erken mi?

Alınır derseniz stabillik kafa ağrıtmaması adına Tog mu tesla mı bir de?
0
psmstc
(16.12.25)
Erken arkadaşım kendi oturduğu sitesinde aracını şarj edemiyor araç çokluğundan(8araç)
+1
basond
(16.12.25)
Bende Tesla ve Mercedes EQB 350 var.

Otoparkımda iki araçlık yerim var. Wallbox ile gece koyuyorum, sabah full. Olmasaydı, her yer hızlı şarj dolu, alışveriş yaparken doldurursun. Sadece Tesla’da 2025 yılı içinde 93 bin tl yakıt tasarrufum olmuş, Tesla ölçüyor.

EQB’yi satıp 743 km menzilli EQS almak istiyorum.
0
gabe h coud
(16.12.25)
bence erken değil ama herkesin hayatı da bir değil. kısa bir zaman sonra fiyatları el yakacak. o açıdan bence geç bile ama neyse.

tüketimi hesaplayalım;

ortalama bir ev 100 km'de kabaca 15 kwh enerji harcar. ayda 1500 km'den 225 kwh enerji gerekir.

bugünkü fiyatlardan tamamen evde şarj etseniz; 3 liradan 675 lira elektrik harcarsınız. tamamen dışarda şarj etseniz ortalama 12 liradan 2700 lira harcarsınız. ortalama 8 litre yakan bir benzinli olsa aynı senaryoda yaklaşık 6500 lira harcarsınız. yarın elektrikteki 4000 kwh limiti sıfıra inerse (ki inecek muhtemelen) birim fiyat 6 lira olacak, bu durumda da tamamen evde şarj ederek 1350 lira harcarsınız. yani senaryolara göre benzinli 2.4 kat ile 9,6 kat arasında daha pahalı. servis ücreti ve daha yüksek mtv'yi de hesaba eklemek lazım.

bence elektrik fiyatı artarken benzin sabit kalmaz. 2,4-9,6 kat diye verdiğim oranlar benzin lehine değişse bile elektrik her zaman ucuz kalır. benzinle eşitlenmesi için elektriğin yaklaşık 10 katına çıkması lazım ki bu durumda derdimiz arabanın şarjı olmaz çünkü ortalama bir evde günde 6-7 kwh enerji harcanır (ısıtma-soğutma hariç). elektriğin birim fiyatı 30 liraya çıksa aylık 6000 lira elektrik faturası gelir.

bunun yanında ev'lerde ikinci el piyasası birkaç sene öncesi gibi olmasa da tam dengeye gelmedi, hala değer kaybı daha fazla. kapanacaktır ama daha vakti var. o yüzden alacaksanız 2. el alın ve bu dertten kurtulun.

evde şarj imkanı olmazsa olmaz değil ama olması maliyet dışında da çok büyük fark yaratır. sürekli avm'ye sırf şarj için gitmek yorar. yakın çevrenize bakın, çokça istasyon varsa, zaman ayırabilecekseniz olabilir. bugün mesai saatleri içinde bir avm'ye gittim, 20 tane soket vardı ama hepsi doluydu örneğin, evde şarj ettim dönünce.

togg-tesla arasında stabilite açısından elbette tesla ama bu kadar büyük bir araca ihtiyacınız var mı? neredeyse yarı parasına satılan ev'ler yetmiyor mu?
+2
orient blue
(16.12.25)
günde 50km yol yapıyorsan, haftada 1 defa şarj etmen yeterli. haftada 1 defa 20-25 dakika civarı şarj etmek bence çok uzun bir süre değil. büyük şehirlerin hiçbirinde de arj sıkıntısı olduğunu düşünmüyorum. ben memnunum.
0
whatdreamsnevercome
(16.12.25)
Araç hep 100 km çapında şehir içinde dolanıyorsa ve evimde sorunsuz şarj etme imkanım varsa tereddütsüz hemen alırım.

Kendi adıma, Uzun mesafelere ve şehir dışına çok çıktığım, ve de şarj istasyonu yetersiz bir yerde oturduğum için elektrikli almadım. Hibrit araç kullanıyorum ve çok memnunum.
0
yadigar
(17.12.25)
Ev veya işyerinizde uygun fiyata şarj etme imkanınız varsa, ikinci araç olarak kesinlikle alınır. Hemen şimdi alınır.
Tek araç olarak alınabilmesi için ben menzilin biraz daha uzun olmasını isterdim.
0
burfak
(17.12.25)
Dışarıda şarj edilecekse açıkçası şarj maliyeti yine yüksek olacak tamam benzinli kadar olmayacak ama gerçekten tasarruf ediyorum dedirtmeyebilir ama şarj imkanı varsa evden veya işten o zaman olur. yeterli şarj istasyonu var bence de ama dediğim gibi şarjınızın genelini ucuza yapabilirseniz ciddi mantıklı.
0
atom karincanin torunu
(17.12.25)
(4)

Muscletech vs Scitec protein tozu

allahkitapwesli
Muscletech ve Scitec arasında kaldım. 3 sene önce Muscletech almıştım sonra sporu bıraktım tarihi geçti falan anlayamadım kalitesini. Henry Cavill bir ara Muscletech'in reklam yüzüydü, ister istemez güven veriyordu. Scitec de fiyat ferformans ama çok şekerliydi. Üç aşağı beş yukarı hepsi aynı zaten
Muscletech ve Scitec arasında kaldım. 3 sene önce Muscletech almıştım sonra sporu bıraktım tarihi geçti falan anlayamadım kalitesini. Henry Cavill bir ara Muscletech'in reklam yüzüydü, ister istemez güven veriyordu. Scitec de fiyat ferformans ama çok şekerliydi. Üç aşağı beş yukarı hepsi aynı zaten de fiyatlar çok yüksek olunca karar veremedim.

Gönlüm Muscletech'den yana, siz ne diyorsunuz?
0
allahkitapwesli
(15.12.25)
illa 2 marka mı var, muscletech yıllardır reklamı yapılan firma ama bence balon, myprotein kullanıyorum yıllardır memnunum. şekerli tadı ve topaklanma yok
0
nahtoderfahrung
(15.12.25)
Muscletech Nitrotech kurabiye aromalı kullanıyorum. Tavsiye ederim.
0
gabe h coud
(15.12.25)
@nahtoderfahrung

birçok marka var ama çok para vermek istemiyorum. Myprotein Türkiye'de bulamadım.
0
🌸allahkitapwesli
(15.12.25)
Suplementler sitesinde kingsize creatine ile kampanyası var yapıştırdım bi tane. Deneyip göreceğiz.
0
thesomberlain
(15.12.25)
(15)

red flag ve green flagleriniz var mı? Neler mesela?

pembediken
Sb
Sb
0
pembediken
(13.12.25)
sigara içmemek. green
+4
jelly bear
(13.12.25)
Onlar ney?

sekizdokuzon, sen mi geldin? :)

Cevaplardan da anladım anlamlarını. Ben de cevap vereyim o zaman.

Sigaraya, aptallığa, bağnazlığa, her konunun romantiğine, bu romantiklerin fanatiğine, bir fikre takılıp en uca savrulup kendi gibi düşünmeyeni ötekileştirenlere, her tür yaşam tarzı karşıtlarına, bilgiye dayanmayan fikir sahiplerine karşıyım.

Okuyana, düşünene, üretene, spor yapana ise saygım sonsuz.

Ben kara listeme bir iki ilave yapayım.

-Gelecek hazırlama kaygısı duymadan üreyenler,
-Ürettiğine aile terbiyesi vermeyenler,
-Çevre ve temizlik bilinci olmayanlar,
-Çevreye rahatsızlık konusunda yetersizler ve dikkatsizler
+2
Mirket
(13.12.25)
Red flag listemde mansplaining en başta geliyor sanırım, sonrasında;
kaba, annesine aşık, dindar, akpli, kıskanç, özel alana saygı duymayan, toksik maskülen tiplerden kaçarım.
İlk aklıma gelenler bunlar başka gelirse eklerim.

Green flag listemin başında nezaket gelir.
+2
mutekebbir
(13.12.25)
@mirket bir insanda neyi seversin green flag neyi sevmezsin red . Sekizdokuzonluk bir soru :) onun da cevabını beklerim :)
0
🌸pembediken
(13.12.25)
Red flaglarım kendini bişey sanması, bana yedirdiğini düşünecek kadar zeki olduğunu düşünmesi, Kezban olup eyşanı oynaması
0
IcedFlames
(13.12.25)
red, green ve blue flag'larim var, karistirip istedigim flag'i elde ediyorum.
+2
banach
(13.12.25)
Sigara, kötü ses tonu, makyaj, kilo, sporsuzluk, kıvrımsızlık, cahillik, dil bilmemek, dedikodu, kibir.
0
gabe h coud
(14.12.25)
Sigara, hayvan sevmemek, yarı cahillik, cimrilik red flag. Bunların tersi de green flag.
-1
suicides underground
(14.12.25)
red flag:
1) fluid ounce cinsinden hacim ölçüsü yazılan, almanca ve fransızca yazılı deterjan ve kozmetiğe pornografik paralar ödemesi
2) şarjlı dikey süpürke alabilecek kadar müsrif ve cahil olması
3) hava temizleme, nem alma cihazlarına para ödemesi.
4) gıda takviyesi satın alması
5) airfryer kullanması
6) yulaf yemesi
7) stanley termosunun ve filtre kahvesinin olması
8) instagram ya da messenger kullanması
9) iphone ya da macbookunun olması
10) suv sevmesi
11) köpek itlafını desteklememesi
12) psikiyatra psikiyatrist demesi
13) avukat ve psikologları bir bok zannetmesi
14) asker, polis, hakim, savcı ve öğretmenlere sempati duyması
15) camiye gitmesi
16) kilise ve katedral turu yapması
17) pırlantanın para eden bir şey olduğunu zannetmesi
18) sarmısağı sarımsak, melemeni menemen, zaiyatı zayiat, muhatabı muhattap, naifi nahif yazması
19) farazi yerine afaki demesi
20) başat demesi
21) sertifika almaktan bahsetmesi
22) dating yapması
23) annesinin bikini giymesi
-23
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(14.12.25)
Sürekli başka erkeklerle konuşması en büyük red flag ama insan duygularına söz geçiremiyor. Ondan biraz boş buluyorum bu kavramları.
-2
arbre
(14.12.25)
takma kirpik, takma tırnak, sivriltilmiş çene, dudak dolgusu redflag
+1
plastic_angel
(14.12.25)
kozmetik neredeyse herşey.
sigara.

Sosyal içicilik.
Spor.
Yemek
0
baldan kaymak
(14.12.25)
benim için en büyük red flag dindar olması. ailesinin de dindar olması. direkt kaçmak lazım. sevmediğim huyların hep bu tip bastırılmışlıktan geldiğini gördüm. kendi deneyimim bu.
+4
eileengray
(14.12.25)
@karim iceride uyuyor Doğrusu "menemen" ve "zayiat". Nerelisiniz merak ettim:) Bölgesel ağızla konuşuyorsunuz muhtemelen.

Red flag: Adını anmak istemediğim partili olması
Green flag: Hayvan sevmesi. Evde hayvan beslemesine gerek yok. Hayvanat bahçelerine karşı olan da hayvan severdir.
0
gnosis
(14.12.25)
Birisi “En iyi kürt ölü Kürt’tür” demişti. Tiksindim
0
tan vakti
(19.12.25)
(30)

Hediyelerimle dalga geçilmesi

egerbiryolcu
Arkadaşlarıma öğretmenler günü için şöyle kitap ayraçları yapmistim. El becerim sıfırdır heves ettim yaptım. Hayaller hayatlar gibi oldu ama ben çok sevimli bulmuştum yine de:d (üsttekiler benim alttakiler örnek)Neyse bı de öğretmenler günü ile ilgili şekilli kurabiyeler yapmıştım kadın figürlü kalp
Arkadaşlarıma öğretmenler günü için şöyle kitap ayraçları yapmistim. El becerim sıfırdır heves ettim yaptım. Hayaller hayatlar gibi oldu ama ben çok sevimli bulmuştum yine de:d (üsttekiler benim alttakiler örnek)

Neyse bı de öğretmenler günü ile ilgili şekilli kurabiyeler yapmıştım kadın figürlü kalpli çiçekli falan..o konuda iyiyimdir ama o gün onları da çok beceremedim.

Sonuç olarak ortada mükkemel olmayan ama el yapımı emek verilmiş bı şeyler vardı.

Verdiğimde tepkileri çok yapmacık gibi geldi. Ayy canım... Hani anlarsınız ya o samimiyetsizligi. İçlerinden biri de kurabiye için evli olan bı arkadaşımıza küçük çocuğunu kastederek bunları Ali mi yaptı gibi bı espri yaptı. Orda baya rencide edilmiş gibi hissettim herkese karşı. Ayraçlar için de bu ne işe yariyo gibi bı cümle geçmisti.

Sevdiğim bir hocam vardı üniversitede bir paket de ona yapmıştım. Bu kızlar da geldi yanıma hediyemi teslim ederken. Hoca baya mutlu oldu tek tek baktı yorum yaptı sarıldı baya içten tepki verdi. Onlar da görmüş oldu. Orda biraz kendime gelmiştim. Yoksa çok mu sacmalamisim diye kendimden şüphe eder hale gelmiştim.

Yani sırf maddi değeri yok diye mi böyle dalga gecilmesi gerekiyor yanlış kişilere mi değer vermişim ya da çok istediğim gibi olmadılar diye üstüne bu tepkiler gelince de alinganligim mi arttı emin olamadım?

hizliresim.com
0
egerbiryolcu
(12.12.25)
Evet, yanlış kişilere değer vermişsiniz ve 'arkadaşlarınız' hanzo.
+10
auroraaurora
(12.12.25)
ilk bakışta ne oldukları anlaşılmıyor, bu nedir diye sorardım ama kitap ayracı açıklamasından sonra anlamlı geliyor, mutlu olurdum
+4
grimavi
(12.12.25)
Piyasada el yapımı çok iyi şeyler varken bunlar ancak 90 larda göz kamaştırır.
Niyet güzel ama daha iddialı ürünler çıkarmalıydın.
Bi de hediyeyi nasıl sunduğun ve sana karşı öncesinde (geçmiş yaşantılar) ne hissettikleri önemli. Sanırım birbirinizi biraz sinir etmişsiniz. Onun etkisi var gibi.
Bu tür durumlarda hediyelerin üstüne isim yazmak kurtarıcı oluyor. Ayse ye verilen hediyenin üstüne ayse yazmak gibi.
-2
luluki
(12.12.25)
yaptıklarınız cok guzel olmus, cok sevımlıler. ne yazık kı o ınsanlar bu nezaketı dusuncelı davranısı haketmemıs, el emegıne saygı duymayan ınsanları sız de cıddıye almayın bence. kötu bıle olsalar yıne de ınsan tsk eder. yıne de cok uzulmeyın, bır daha yapmazsınız, cok yakınlarınıza yaparsınız bu ıncelıklı davranıslarınızı.
+1
deepness
(12.12.25)
El ile bunları yapmak vakit alan şeyler .
O nedenle zihni tanınmış ürün markarıyla format yemiş , her şeyde elitizm arayan, vakit kaybettiren kişilerden uzak durun.

İncelikten anlamakta bir meziyet .
+2
diyecevaplandı
(12.12.25)
Öncelikle ne işe yaradıklarını söylemeseniz ben de anlamazdım. Belki onlardan çok sizin hoşunuza gidecek tarzda bir hediyedir bu. Yine de, ilgimi çekmeyen/çok beğenmediğim ama emek verilmiş bir hediyeye böyle tepkiler vermezdim, tepkileri biraz kaba geldi. Kabalık dışında, çok değer verilmeyen birinden bu tarz hediye geliyorsa çoğunluk hocanız kadar samimi tepki vermeyebilir bence.
+2
matlii
(12.12.25)
Bok yiyin demek lazım da işte insanlık bizde kalsın. Bugün de öğretmen kalitesizliğine doyduk.
+5
sekizdokuzon
(12.12.25)
kabalığın hiç bir durumda savunması olamaz. ayılık ve ökküzlük.
+4
gabe h coud
(12.12.25)
bence arkadaşlarında sorun var, el emeği verilmiş hediyeler şu dünyada herşeyden üstündür kötü bile olsa, siz kapitalist düzenin yozlaştırdığı insanları takmayın kafanıza, beğenmiyorlarsa kendileri bilir.
şu tip bir insanda olabilir mesela zorla kendine hediye aldırmak isteyen, kendinin değerini aldığı hediye ile ölçen, böyle bir öz güvensizliği varsa hoşuna gitmemiştir tabi.
0
eja
(12.12.25)
Bok yiyin +1

İyi veya köyü ben böyle şeylere daha çok değer veririm. Düşünülmüş emek verilmiş. Bence gayet güzeller
0
Rondak
(12.12.25)
bence gayet güzel olmuş. tebrik ederim.
arkadaşların paçoz. kalitesiz insanlar.
ama yine de şunu demeden edemeyeceğim. el emeği şeylerin değeri eskisi kadar yok. sanayide verimlilik çok arttı, bolca seçeneğe çok ucuza erişebiliyoruz. yani kazak örmek yerine kazak alıp hediye etmek daha avantajlı olabiliyor. tasarım, teknoloji, kalite, maliyet konusunda el emeği eskisi gibi cazip değil.
el emeği ürünleri sadece çok yakınlarımız ile paylaşmak daha doğru olabilir.
+1
abelardo
(12.12.25)
hediye diyelim ki gercekten güzel degil, kimsenin kimseye hediye vermek gibi bir zorunlulugu yok, tesekkür eder gecersin. begenmedim demezsin. dalga gecmezsin. "düsünmen yeter" diye lafimiz var. senin icin emek verilmesine, düsünülmüs olmana saygi gösterecek insanligi barindirmiyorsan bile nezaket adina, kalp kirmamak icin cok tesekkür ederim der isine bakarsin. sonra istersen kullanma. cöpe at. baskasina ver.

deger verdiginiz kisiler düpedüz hödük. nezaketsiz ve saygisizlar. bir daha bu varos tipler icin vakit, emek ve para harcamayin. ögretmeni böyle olan toplumun bu hale gelmesine sasirmamali.
bir sonraki sene hediyemi begenen o tek kisiye hediye hazirlar ve onlarin yaninda verirdim. digerlerine hicbir sey vermezdim. nezaketsizliklerinin derecesi hakkinda bir fikir sahibi olurlar belki böylece.
+3
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.12.25)
Bugün de buna sinir oldum :/ bacım adres veriyorum bana kargola hakkını veririm dsfdsdf

Emeğine sağlık çok da güzel olmuş bazı insanlar böyle baltalı ilah gibi. Heves kırmak için fırsat kolluyorlar
+3
kullanicadi
(12.12.25)
ben beğendim, güzel ayrıca beğenmiş olmam da bir kriter değil. çevrendeki öküzleri temizle.
0
kisa
(12.12.25)
Tatlış bence ya üzülme
-1
arbre
(12.12.25)
bence bir paket daha yap ve içine şöyle kocaman kalın bir dildo koy.
bu ne işe yarıyor diye sorarlarsa açıklarsın.
+2
deranzo1
(12.12.25)
Çok tatlı görünüyorlar elinize sağlık.
Her zaman gelen hediyeleri beğenmeyebiliriz tamam ama bunu belli etmek çok ayıp.
Hak etmeyen insanlara bu kadar ince düşünmeyi bırakın ya boşverin.
+1
mutekebbir
(12.12.25)
Emeğinize sağlık. Kabalık edilmiş net olarak. Beğenmeseler bile usulen teşekkür etmeli, ne işe yaradığını anlamasalar bile nezaket göstermelilerdi. Normal olan budur. "Daha iddialı" hiçbir şey yapmak zorunda değilsiniz.

Mesajınızdan dahi ne kadar hevesle bir çaba içerisine girdiğiniz yansıyor. Hevesinizi körelten, çabanızı hak etmeyen insanlar için canınızı sıkmaya değmez.
0
dediysem dedim
(12.12.25)
Bana vermiş olsan ben çok coşkulu bir tepki verirdim. Beğenmesem de hiç belli etmezdim. İnsanlar kötü kalpli bence.
0
Gradient_tabanlı_mor
(12.12.25)
nezaketen hiçbir hediyeye laf edilmez birincisi. ayriyeten bu bir el emeği, eşdeğer her seri üretim ürününden kat kat değerli. burun kıvıranlar anladığım kadarıyla öğretmen? eğer böyleyse ülkedeki öğretmenlerin bu kadar temel eğitimden eksik olmalarına çok şaşıracağım. görgüsüz insanlar nasıl bireyler yetiştirecek? ülkede varoş çok var, o yüzden tepkiye şaşırmadım ama bu insanların öğretmen olma olasılıkları beni hayrete düşürdü.

bu arada cevabım emeğinizden bağımsız ancak fotoğraftakiler bence çok tatlı.
+1
eileengray
(12.12.25)
Samimiyetle çok çok özür dilerim peşinen ama öyle arkadaşın amına koyayım.
+2
kumandanim
(12.12.25)
şu hediye verme olayını salt ihtiyaca, alanında iyi olan markaya, maddi değerine, işlevselliğine indirgeyenlerin iticiliğini tarif etmenin imkanı yok.

HİÇBİR ZORUNDALIĞI olmayan biri gelip emeğini, vaktini, parasını güzel düşüncelerle harmanlayıp ortaya bir şey çıkarıyor ama paşalarımız/prenseslerimiz sanki kendilerine hediye vermekle şereflendirilmişiz de bu "basit" hediyelerle o şerefi lekelemişiz gibi davranıyorlar, gel de delirme!

@dediysem dedim +1
+2
m e b
(12.12.25)
Kendileri yapamadığı ve düşünemediği için kıskanmışlar. Bok yesinler gayet de güzeller ellerinize sağlık.
0
suicides underground
(12.12.25)
Çok güzeller, ellerine sağlık. El emeği benim için çok değerli. Bu tarz hediyeleri küçümseyen biri karakterini belli eder.
+1
Kahvedesu
(12.12.25)
çok güzeller elinize emeğinize sağlık. o insanlara ne bir hediye verin ne de bir hediye alın bu saatten sonra. sizin değerinizi anlayamamışlar.
0
koela
(12.12.25)
El becerinin sıfır olduğunu söylemişsin ama bu sıfır haliyse ben bir şey demiyorum :)
Şahane olmuş, eline sağlık. Laf söyleyen arkadaşlarına da söylenecek çok şey var da boşver.
+2
rock n roll
(12.12.25)
Bence "düşünülmek" çok güzel ve çok kıymetli bir şey. İlk bakışta nedir bu diye sorabilir insan, kitap ayracı olması çok mantıklı geliyor sonra. Ürünün ne olduğundan ziyade sırf o kişiyi düşünerek bir şey yapman, üstelik el emeği bir şey yapman bence çok kıymetli. Yanlış insanlara verilmiş +1 Dünya hassas kalpler için cehennemdir:)
+1
huzurlarinizda huzursuzluk
(12.12.25)
Çok güzel olmuş. İnsanlari fazla ciddiye almayin
+1
topkapiaksaray
(12.12.25)
Evet yanlış kişilere değer vermişsin, evet alınganlığın artmış, evet kendine güvenmediğin bir alandan ürün vermemelisin. İyi yaptığın şeyleri öne çıkarmalısın. Kimin insan kalbi taşıdığı artık belli değil çünkü.

Ek: örneği gördüm hiç de başarısız veya çirkin falan değil. Kendi hakkını da yeme bir zahmet.
0
muhayyer divan
(12.12.25)
ilk bakista kitap ayraci olduklarini anlamadim ama bence gayet guzeller.

bu kisilerin ogretmen olmasina ayrica uzuldum. pedagojik formasyonun geldigi noktaya bak.
+1
Sour
(13.12.25)
(12)

Taciz :(

beyaztenlikiz
Merhaba. 3 aydır görmediğim normal erkek arkadaşımla iş yerimde görüştüm. İkimiz vardık akşam o ortamda. Bana sarılırken elini belimin altına doğru götürdü. Otururken elini bacağıma attı.Çok rahatsız oldum :( Kendimden iğrendim. Ben nasıl tepki vereceğimi bilemedim :( Çok da sevdiğim bir insan. Ne y
Merhaba. 3 aydır görmediğim normal erkek arkadaşımla iş yerimde görüştüm. İkimiz vardık akşam o ortamda. Bana sarılırken elini belimin altına doğru götürdü. Otururken elini bacağıma attı.Çok rahatsız oldum :( Kendimden iğrendim. Ben nasıl tepki vereceğimi bilemedim :( Çok da sevdiğim bir insan. Ne yapacağımı bilemedim. Neden tepki vermedim diye kendime kızdım. Kendimi kötü hissediyorum:( Böyle durumlarda nasıl tepki verilir? Ne söylenir? Bir daha görüşmeme kararı aldım
+3
beyaztenlikiz
(12.12.25)
Elini bacağınıza koyduğunda elini tutup kenara koyup, hiçbir şey olmamış gibi sohbetinize devam etseydiniz herşey olması gerektiği yola girerdi.
Bir hareketinizi yanlış olarak davet gibi algılamış olabilir. ilişiği kesmektense mesafeli olun bir süre. Anlayacaktır.

Ayrıca, kendinizi de suçlamayın. Böyle ani bir ayılık karşısında, insan ne yapacağını şaşırıp tepkisiz kalabiliyor. Normaldir yani.
-10
Mirket
(12.12.25)
"hayirdir??" deyip kaşları çatmak, uyarmak lazim.

"hiçbir şey olmamış gibi sohbetinize devam etseydiniz". >> katılmıyorum. hicbisey olmamıs gibi yapmayı boyle insanlar "rıza" olarak anlıyor.
+6
sttc
(12.12.25)
kendinizden iğreneceğiniz bir durum yok. kendinizde "suç" aradığınız bir soru girdabına kapılmayın. karşı tarafı olumlamaya, davranışlarını anlamlandırmaya çalışmayın.

mesela tepki vermediğinizi zannediyorsunuz, ancak kalakalmış olmanız da bir tepkidir. karşınızdaki "insan"sa, olumlu cevap vermediğinizi anlayıp bir daha size dokunmaya yeltenmez. ek olarak akşamki samimi hareketlerin hoşuma gitmedi bir daha olmasın diye mesaj da gönderebilirsiniz.

ama karşınızdaki "insan" değilse malesef adamına göre, anlayacağı dilden tepki vermek gerekiyor. bunun doğrusu yok. fitratınıza ne uyuyorsa.
+5
tnz
(12.12.25)
çek ön patilerini de, anlayacaktır.
0
galahad reloaded
(12.12.25)
Donup kalma çok yaygın bir tepki. Bu konuda kendinizi hiç üzmeyin ve suçlamayın.
+3
auroraaurora
(12.12.25)
erkekler ne yazık ki karşı tarafın samimiyetini hep yanlış anlıyorlar. sanıyorlar ki gel gel yapıyor. gerçi bizim toplumla da bunun alakası olabilir. kadınlar da hiç bir zaman gerçekten istediğini söylemiyor. nazlanıyor ki hafif yada kolay kadın diye anlaşılmasın. bu yüzden erkekler hep adım atmak zorunda kalıyor. karşı taraf isterse güzel istemezse taciz oluyor.

sizin durumda yapmanız gereken arkadaşlık seviyesine göre o anda uyarmak yada bu noktadan sonra uyarmanızdır. sadece arkadaş olduğunuzu betimlerseniz muhtemelen anlayacaktır. yoksa zaten ilişkiyi kesin.
-3
gercekdunya
(12.12.25)
Sorsan sen gel der gibiydin falan deyip kendini haklı görecektir.

Daha görüşmemeyi istemekte haklısın
+1
basond
(12.12.25)
üzme kendini. sende ne hata var ki üzülüyorsun.

yapabileceklerin:
1. olayları çok büyütmeden kapatmak için; bir sonraki görüşmede oto pilottan çık ve hareketlerini izle. benzer bir davranışını yapmadan önce durdur ve daha önce bir şey söylemedim ama bu tavrın çok yakışıksız diyerek cevap vermesini bekle. yanlış anladın, kusura bakma gibi bir ifade gelirse, peki ben yanlış anlamışım de. özeti, utanması lazım böyle bir tepkide ve ya senden uzaklaşır ya da artık bu davranışını keser.

2. olayları bir tık büyüterek, risk de alarak (karşı tarafın yükselmesi, başkalarının müdahil olma ihtimali) çözmek için; bir toplantı odasında kısa bir 1-1 görüşme iste ve direkt şu gün yaşananları benim gözümden anlatmak istiyorum sonra da seni dinlemek isterim diyerek yaşananları ve hissettiklerini fazla duygusal olmadan anlat. görüşme başında ne konuşmak istediğini ve ne beklediğini güzelce anlatırsan sakin kalınabilir.

3. olayları kabul etmeyerek, sıfır tolerans ile çözmek; ik'yı ve yöneticini, farklı kişiyse arkadaşın yöneticisini konuya dahil etmek ve çözüm için onları beklemek. ne çözüm beklediğini de açıkça belirterek.

bana sorarsan, bu resmen bir taciz ve sıfır tolerans olmalı.
+5
gabe h coud
(12.12.25)
erkek tarafı haklı. adam kendi kız arkadaşının poposunu ellemeyecekse kiminkini elleyecek. şikayet edilecek bir durum yok. belli ki konu sekse getirilmek istenmiş.
-10
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(12.12.25)
Kendini suçlama, çoğu kadın benzer durumu yaşayıp konduramadığı için ya da acaba yanlış mı anladım diye düşünerek tepki veremiyor.
+3
ekimoloji
(12.12.25)
ben temastan çok hoşlanmıyorum diyip elini itebilirdin. sonrasında da mesafe koyardın. ama donup kalman da normal beklemediğin bir şey çünkü. kendini suçlama. suç karşı tarafın.
0
archmeister8
(12.12.25)
o an tepki verememeniz, nasıl tepki vereceğinizi bilememeniz son derece insani, normal. bu konuda kendinize yüklenmeyin.

çok sevdiğim bir arkadaşım dediğinize göre birbirinizle bir hukukunuz, görece yakın bir arkadaşlığınız var gibi anlıyorum. şayet böyleyse ve karşıdaki kişi 25 yaş üstüyse yaptığı şeyin sınırı aşmak, sizin sınırlarınızı ihlal etmek olduğunu bilir. yani bu durumda da işgalci ve rahatsız edici bir tavır.

hiç bir şey olmamış gibi davrandığınızda hani böyle küçük bir söküğe müdahale etmeyince genişledikçe genişler ya, öyle davranacağına ya da bu konuda ben rahatsız oldum diye ona belirttiğinizde üste çıkmak için her şeyi yapacağına adım gibi eminim. belli bir yaşın üstündeki bütün kadınlar bilir bunu ve artık bu davranışın geleceği ortamın havada kokusunu dahi alabilmeye başlar.

Edit: görüşmemek doğru tercih, moralinizi de bozmamaya çalışın zira bu gibi konularda maalesef bu ülkede deriniz kalınlaşmak zorunda...
0
Phoebe
(12.12.25)
(3)

takım elbise kravat sorunu

nathanieltroy
merhaba, önemli bir toplantım var iş için, üst düzey bürokratlar vs gibi bi toplantı. hiç takım elbise giymediğim için uzun zaman sonra ilk kez alıyorum. hiç de anlamam böyle şeylerden :) slim fit bir takım ama öyle çok spor durmuyor tabii. buna uygun kravat almam lazım, ince ve kalın kravatlar var
merhaba, önemli bir toplantım var iş için, üst düzey bürokratlar vs gibi bi toplantı. hiç takım elbise giymediğim için uzun zaman sonra ilk kez alıyorum. hiç de anlamam böyle şeylerden :) slim fit bir takım ama öyle çok spor durmuyor tabii. buna uygun kravat almam lazım, ince ve kalın kravatlar var bunlardan hangisi uygun olur? ince kravatlar moda mı hala veya çok spor kaçan bi şey mi? ne ince ne kalın kravat da satılıyor mu? kalın olanlar da aşırı kalın geliyor gözüme.
0
nathanieltroy
(11.12.25)
Network istediğin gibi ne ince ne kalın. En makbulü budur. Sitesinden bak istersen.
0
gabe h coud
(11.12.25)
Hocam ince kravat güzeldir de fiziğiniz de önemli, kiloluysanız ince kravat çok abes durabilir, belirtmek istedim.

Bunun haricinde ; Network +1.
0
kumandanim
(11.12.25)
slim fit hem modasi gecti hem de her ortama uymaz. daha standart bir kesim al. ince kravat da demode - ortasini al.

illa giyime ozen gosterilecek bir etkinlikse ayakkabi da onemli bu arada.
0
hot potato
(11.12.25)
(5)

2026 yılbaşı hediyeleşmesi

emfuzi
bu yıl yılbaşı hediyeleşmesi yapmıyor muyuz?kimler ister bir ses etsin hele.
bu yıl yılbaşı hediyeleşmesi yapmıyor muyuz?

kimler ister bir ses etsin hele.
0
emfuzi
(11.12.25)
bende bunu merak ediyordum, az bir süre kaldı ama yapılırsa ben varım.
0
IcedFlames
(11.12.25)
Katılanlar arasında kura çekilecek ve belki sen, sana çıkan kişinin engel listesinde olacaksın ve bu da iletişim kuramayacağın için hem imkansız olacak hem de çok negatif bir enerji olacak.

Bu yılbaşı hediyeleşmesi eskide kalan bir duyuru geleneği olsun, güzel hatırladığımız.
+6
rock n roll
(11.12.25)
biz o işi duyuru telegram grubunda yaptık valla.
-5
kibritsuyu
(11.12.25)
Duyuru Telegram oyun grubu demek istedin herhalde patron 😊
0
gabe h coud
(11.12.25)
ben isterdim. ancak görünen o ki uzun zamandır ilk defa yapılmayacak sanırım
0
kitap arasında kalmış silgi tozu
(11.12.25)
(18)

Domuz yemeyen inançsız var mı?

michael_knight
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı? Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum. Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
İnanç dışında bir sebepten domuz yemeyen insanlar da var mı?
Normalde domuz yiyen toplumların kültüründe yetişmiş kişiler için soruyorum.
Ve tabi veganlık gibi tüm etleri reddetme değil de sadece domuz.
0
michael_knight
(11.12.25)
dünyada adım atmadığım bir kıta kalmadı. at eti bile yedim ama pembe domuz yemedim. acayip iğreniyorum pembe domuzdan. bu benim inancımla alakalı bişey değil.
0
Fodera
(11.12.25)
Olmaz mi? Tadini sevmeyen tanidim, saglikli bulmayan tanidim.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(11.12.25)
Var tabi niye olmasın.

Domuz pis bir hayvan eti de kokuyor çoğu yemekte. Hele kızartmalarda falan yağlı da genel olarak herkese hitap etmeyebilir.
0
chicha_v2
(11.12.25)
Koku iğrenç geliyor bana
0
basond
(11.12.25)
Kokusu igrenç geldigi için yemeyen hristiyan tanıdıklarım vardı. Sıgır eti yiyorlardı sadece. bana sorarsan ne gerek var tecrübe varken
0
limonlu eksi
(11.12.25)
ben yemem. tadını sevmiyorum ve tenya konusu tedirgin ediyor.
0
gabe h coud
(11.12.25)
koyun kuzu ve domuz yemezler bir çok (müslüman ve yahudi olmayan) insanlar. çünkü farklı bir kokusu var, biraz ağır ve yağlı hepsi de. et diye sadece sığır, dana eti yiyorlar.
+1
ground
(11.12.25)
20 yıllık ateistim, çok yurtdışında bulundum ve bir çok kez domuz eti denedim-yedim ama bana hiç lezzetli gelmedi, kırmızı et varken domuz eti yemek bana göre absürt bir durum.
0
say something loving
(11.12.25)
Ben denk gelmedim.
Bu arada domuz etinin hastası olmasam bile domuz şarküterisi, sosisleri vs efsane ürünler. Yoksa hayatımda kimsenin dana biftek ile domuz eti karşılaştırdığını görmedim, fiyat olarak bile aynı yerde değiller. Bana göre domuzun efsane olduğu yer şarküteri. Misal bir jambon de bayonne, porchetta, speck delle alpi.
0
logisticsmanager
(11.12.25)
logisticse katılıyorum. italya'da parma ham yerim, almanya'da sosis yerim, hamburger içinde bacon yerim ama gidip de az pişmiş domuz eti ya da steak tarzı bir ürünü dana eti varken yemem.
0
awlmi
(11.12.25)
Şarküteri domuzu benim için de bir numara +1. istanbul’dakilere eataly’nin mortadellasını öneririm. tiftik pulled pork (özellikle bbqda) ya da japon mutfağında ramenlerde kullanılan chashuyu da seviyorum.

rosto için vs. domuz eti sevmem. baby back ribs de çok sevmem. gerçi ben kurban etini de yemem.

edit: aslında normal bir et türü, "yiyecek kadar düşmek" vb yorumlar bu konunun nasıl bir social construct olduğunu çok iyi ele veriyor. bunun soru olması bile inançsızlar arasında nasıl bir tabu olduğunu gösteriyor. kimse keçi eti için yemese bile böyle yorumlarda bulunmaz. "inançsızların" domuz eti için de aynı nötrlükte olması gerekmez mi?
0
eileengray
(11.12.25)
kuzu yemeyen inançlıda var.
0
duyuruuser
(11.12.25)
"yetismek"ten kasit nedir bilmiyorum ama 20'li yaslarimdan beri yurt disinda yasiyorum. su an 40'a yaklasiyorum. ateistim. domuz eti yemiyorum. sadece sevmiyorum. tadini sevmeme veya saglik nedeniyle yemeyen cok insan vardir diye dusunuyorum. alkol de kullanmiyorum mesela. ustelik alkol kullanmadigimi soyledigimde turkler hemen sizi bir sinifa sokuyor, yobaz, akp'li, bilmem ne. halbuki ben saglikli olmadigi icin icmiyorum. halbuki konustugumuzda inancli olduklarini ama alkol kullandiklarini soyluyorlar. bu daha tuhaf bir durum degil mi? :) ateist olmanin sartlarindan biri alkol (veya domuz) tuketmek degil ama musluman olmanin kurallarindan biri bunlari tuketmemek.
0
Sour
(11.12.25)
inanç hassasiyetim yok ben de de domuz + alkol tüketmiyorum. domuz 1 kere yedim mideme çok ağır geldi sindirmekte epey zorlandığımı hatırlıyorum, o yüzden dana varken neden domuz yiyeyim +1 diyorum. bu arada koyun etini de sindiremem bu yüzden koyun da yemiyorum. alkol de mideme iyi gelmiyor alkol de alamıyorum :)
0
Sadece soruyorum
(11.12.25)
Hocam domuz etine türkiye'de çok acayip bir önem yükleniyor. Hem muhafazakar kesimde, hem daha modern beyaz yakalı tayfada çok acayip bir konu türkiye'de bu.

muhafazakarlar yalandan bile bu kadar korkmuyor.
kendini modern görenler de domuz yemeyi çok önemsiyor, özellikle beyaz yakada bununla övünenler falan var çok komik.

İşin özü batı ülkelerinde de domuz eti tüketmeyen bir kitle var.

Çünkü domuz düşük kalite bir et. Elbette şarküteri anlamında iyi ürünler yapılıyor. Ama Premium et yemeklerinin çoğu sığır etinden yapılır.

Domuz eti biraz daha fast food, orta- orta alt sınıfın, mavi yakalının sevdiği bir lezzet. Ha elbette tüketen var, elbette lüks restoranlarda da servis ediliyor.

Ama şey gibi düşünün, et döner vs tavuk döner. Tavuk döner daha ucuz, daha öğrenci işi, daha zayıf bir lezzet.
+1
anten
(11.12.25)
Çiftlik domuzu değil ama yaban domuzu özellikle pistikten sonra sığır etine baya benziyormus.

Tr'nin yarısına bence dışarda kebap döner hamburger yiyorum diye bunu yedirmislerdir :) hele büyükbaş krizi vs varken affetmemistir Yurdum anadolu irfanina sahip esnafı :))

Kişisel olarak kültürel bir alışkanlık, koku, damak tadı, önyargı vs sebeplerle yemem. (Çünkü hakikatten les gibi kokuyor piserken çiftlik domuzu)
0
makbur
(11.12.25)
duz domuz eti bizim damak tadimiza ters, ayrica kalite olarak da dandik bir et.
bir islemden gecirilmesi lazim yiyebilmemiz icin, ya tutsulenecek, ya marine edilecek, vs.

dini bir kaygim sifir derecesinde ama tadi ters geldigi icin jambon/sosis karisimlari haricinde almam/yemem.
0
cooperr
(11.12.25)
var, ben. o kadar dusmedik cok sukur.
0
banach
(12.12.25)
(22)

Hayatta sadece bir kez sevmek

mermaidd
Sorum özellikle duyuru erkeklerine ama herkes cevaplayabilir elbette :)Hayatınız boyunca kaç tane ilişki yaşarsanız yaşayın aklınızın ve kalbinizin 1 kadında takılı kaldığı doğru mu yoksa etrafta dolaşan bir uydurma mı? Son zamanlarda sosyal medyada bu konuyla alakalı çok fazla içerik görmeye başlad
Sorum özellikle duyuru erkeklerine ama herkes cevaplayabilir elbette :)
Hayatınız boyunca kaç tane ilişki yaşarsanız yaşayın aklınızın ve kalbinizin 1 kadında takılı kaldığı doğru mu yoksa etrafta dolaşan bir uydurma mı?
Son zamanlarda sosyal medyada bu konuyla alakalı çok fazla içerik görmeye başladım. Yok "1 erkek 1 kez sever" vs. gibi ve sormak istedim sizlere.

DİPNOT: Bu benim görüşüm değil sadece dikkatimi çeken bir durum olduğu için sormak istedim.
0
mermaidd
(09.12.25)
Doğru değil.
0
gabe h coud
(09.12.25)
Doğru değil. Birden çok kez sevebilir insan. Hiç bitmez sandığın sevgi yok oluyor/ediliyor ya da aşkın etkisi geçiyor. Aslında o kişiyi değil, o zamanki heyecanını, sende bıraktığı etkiyi seviyorsun. Bir de hayat bu kadar romantik değil. Millet evlenip bir kişiyle 20 30 yıl geçiriyor. Bu bence çok zor bir şey. Bir kere sevme olayı garip aslında.
0
arbre
(09.12.25)
psikoloji, kültür, çevre etkileri nedeniyle bazı insanlar hayatta duygusal olarak takılı ve takıntılı kalabiliyor fakat genelleyemeyiz
+4
grimavi
(09.12.25)
Erkek duygularını bastırarak büyütür, ayrılık sonrası yasını erteler, sonra da "unuttum" zanneder. Ama bilmez ki işlenmeyen duygu geçmez, sadece donar. Bir de hafızanın seçiciliği var tabii, o ilişkideki zorlukları, çektikleri sıkıntıları değil de, sadece güzel anıları hatırlayınca ne olur? Buyrun size "yanındakiyle yaşar, aklındakiyle ölürsün" başlıklı saygısız bir gönderi daha...
+1
zaman ilac degil insanlar unutkan
(10.12.25)
Henüz 1.80 sarışın Rus’a denk gelememiş bir erkek uydurması olarak görüyorum bu tarz lafları. Karşim bu erkek nasıl sadece 1 kez aşık olabilir ya
+1
olaylar olaylar
(10.12.25)
Bende 1 kez sanıyordum.

Sevmeyi seviyorsanız cevabı 1 den fazla.

Kadınların sanmaları yüzünden erkekler fena dağılıyor.

hele günümüzde.

The true north +1
0
baldan kaymak
(10.12.25)
Aşık olmamış ya da önceki aşkının duygusal bağımlılığından çıkamamış birinin genellemesi. Kendi başı ağrısa herkesin başının ağrıdığını da zannediyor olabilir.
Şu da var, yaşadığı aşkın o zaman hissettirdiği hisler ile şimdiki aşık halinin yaşattığı hisler birbirinden farklı olabilir. Bu sebeple öyle zannediyor da olabilir.
0
kisa
(10.12.25)
Kadın içinde erkek içinde doğru değil.
Uzun zaman önce birine karşı bende böyle düşünmüştüm nasıl seviyorum ama deli gibi tasma taksın gezdirsin diyorum :)
Aradan yıllar geçti bir yerden telefonuma ulaşmış aradı, çok şaşırdım tabi ama hissim yok olmuş tamamen, sonra mesajlar attı görüşmek istedi hep bahanelerle istemedim, açıkça söyledim istemediğimi en son yine durmadı engelledim. Geçmişe dönüp bakınca ne kadar toy ve boşmuş, iyi ki tasma taktırmamışım :)
0
IcedFlames
(10.12.25)
çok slogan bir söylem bence; bu kadar genellenemez. derecesi fark etmeksizin gerçekten sevdiğimizi söyleyebildiğimiz insanlar birden fazla olmuşsa -ki bende öyle-soruna şu şekilde cevap verebilirim:

öyle veya böyle, gittiğinde sende bıraktığı boşluk dehşet seviyede oluyor; hayatındayken ise bir şekilde daha kendin gibi, sanki oyundaki en güzel güçlendirme veren itemi inventory ne atmışsın da her zorluğu kolaylıkla aşabilecekmişsin gibi hissediyorsun.
0
lüzumsuz adam
(10.12.25)
Hayat çok uzun, zaman çok güzel siliyor her şeyi.
0
antihero
(10.12.25)
Doğru değil.

Ergenliğin heyecanı
20'lerin heyecanı
30'ların olgunluğu
40'ların boşvermişliği
hepsi apayrı hepsinde de ayrı bağlanıyoruz, tutulu kalıyoruz. İlk terk edildiğimde ölüyorum sanmıştım, terk ettiğimde de dünyanın en suçlu insanı gibi hissetmiştim.
onsuz yapamam dediğim insanı/insanları yolda görüp kafa çevirdiği de oluyor insanın.
takılı kalıyorsanız o kişiye olan sevginizden değil, kendinizde olan sorunlardan dolayıdır. O ilişkinin bitmesi size yetersiz hissettirdiği için tekrar dönmek istiyorsunuz, kendinizi kanıtlamak istiyorunuz. vb nedenler.

sağlıklı yetişkin takılı kalmaz. bitmesi gerektiği yerde de biter. hayat herkes için devam ediyor. iki iyi insan mükemmel bir ilişki yaşayacak diye bir kural yok. Maalesef olmayabiliyor.
0
croswell
(10.12.25)
aşırı derecede bir uydurma. üniversite zamanında 5 yıllık ilişkim oldu, ilk ciddi ilişkimdi ve aşırı seviyorduk birbirimizi ilk 18-20 yaşların heyecanıyla ama olmadı ayrıldık. sonra başka bir uzun ilişkim oldu, evlendim, 1 senelik evlilikten sonra ayrıldık :) şimdi 5 yıllık başka bir ilişkimle evliyim 1.5 sene oldu evleneli ve gerçekten mutluyum, yaş da 40'a geliyor. öncekileri sokakta görsem sadece gülerim, ne yaşadığımı bile unuttum öyle söyliyim :D
0
awlmi
(10.12.25)
Şöyle diyelim hayat boyu değil belki ama... İnsanların hayatlarında belli kırılma dönemleri oluyor ve karakterleri ona göre şekilleniyor.

O dönemlerde unutamadıkları insanlar oluyor muhakkak.

Yani 30 bir dönüm noktasıysa bir insan için 30'larında yaşadığı bir ilişki 30-40 yaş arası dönemde unutulmaz olabiliyor.
0
anten
(10.12.25)
38 yaş olarak 3 kişiye aşık oldum şu ana kadar. aralarındaki süreler oldukça fazla tabi. birini unutmadan baskasına aşık olmadım hiç.
0
archmeister8
(10.12.25)
Bu 14-15 yasindayken dusundugum bir seydi ama artik degil.
0
hot potato
(10.12.25)
Büyük konuşmak istemem ama insan bir kere sevmeli, evlenmeli.

Evlendin, bir kaç sene içinde eşinle anlaşamadın, ayrıldın. Tabii ki yeniden evlenebilirsin.
Ancak evlendin, çocukların oldu, bir 10-15 sene sonra eşin vefat etti. Yeniden evlenmemek bence en güzeli. Ben tercih etmem diye düşünüyorum.

Ama evlenilmesi de ayıp veya yanlış değil. Kişisel tercih.

.
0
kartallar yuksek ucar
(10.12.25)
9-10 defa "sadece bir kez sevdim" dediğim birlikteliğim olmuştur.
0
kizil karga
(10.12.25)
gündüz soruyu görmüştüm şimdi antitez olarak geldim. ben gerçekten sanki bir kez gerçekten sevdim, sevildim. 35 yaşındayım sonrası hep onun kadar sevebileceğim birini aramakla geçti umarım bulurum
0
rajkoothrapali
(10.12.25)
@rajkoothrapali umarım bulursun 🙏🏻

Hepinize dönüşleriniz için teşekkür ederim
0
🌸mermaidd
(10.12.25)
doğru değil. hatta bunu söyleyen insanın hiç de olgun olmadıgını, çok deneyimsiz oldugunu, iddalı sloganvari cümlelerin peşinden sürüklenen duygusal olarak zayıf birisi oldugunu düşünürüm.
-2
abelardo
(12.12.25)
@ruzgarr örneğinde görüldüğü gibi hiç şaşmaz

www.eksiduyuru.com

duygusal olarak zayıf insanlar ancak hayatta sadece bir kez sevilebileceğine inanır
+2
abelardo
(14.12.25)
Sevemedim güvenemedim. Hatalar yaptık şimdi piyasada düzgün kız da kalmadı.
0
civa
(07.01.26)
(23)

Eski Partner İle Fotoğraflar

Aydan Dustum
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok te
Dün bir konuşmada geçti sizlerin de fikrini merak ettim. Eski partnerinizin fotoğraflarını saklar mısınız? Eşinizin galerisinde sizle tanışmadan önce onlarca yüzlerce eski sevgilisi ile fotoğraflarını görseniz ne tepki verirsiniz? Ben başka bir ilişkiye yelken açtı isem geçmişe dair ne var ne yok temizlerim şahsen. Ya sizler?
-1
Aydan Dustum
(09.12.25)
Unuttuğu işin hala fotolar duruyorsa sorun yapmam biraz dalga geçip silerim.
Bilinçli şekilde tutuyorsa benimle olan fotolarını silerim. sonraki kadına sorun olmasın shflsjsj.
+3
Gradient_tabanlı_mor
(09.12.25)
Kskdkd geçen sene eski fotolarimda bir tane gördüm kalmış ki uzaktan tarihi bir yerin fotosunda yani, direkt profil falan değil. Tabiki saklamıyorum, gereksiz yer kaplamasina gerek yok fotolarin zaten eğer kişinin dönüp baktığı yoksa ki o zaman daha sıkıntı.
0
logisticsmanager
(09.12.25)
saklarım. onlar benim kendi fotoğraflarım. benim eşimin benden önce sevgilisi olamaz ama oldu diyelim, o zaman bir şey diyemem. hatta birlikte bakarım.
-12
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(09.12.25)
Biri hayatımıza girince geçmişi öyle yokmuş gibi silinmiyor elbette ama kalmasına da ne gerek var?
+1
Amaranta ursula
(09.12.25)
Yıllar önce bir flörtum olmuştu. Bana sevgili olduğu kızların tüm fotolgraflarını sırayla göstermişti. İlk defa böyle bir şeye şahit olunca çok gatipsemistim. Ama sonra düşününce geçmişe takıntılı biri değildi belki sadece yasadigi her şey bir hatıra olarak görüp öyle saklama gereği duyuyordu diye düşündüm. En çok merak ettiğim evlendikten sonra sildi mi acaba:)
+1
egerbiryolcu
(09.12.25)
Fotoğraflar Google photosda duruyor, ne saklayayım diye çabam oldu ne de sileyim diye.
Mutfak robotu değil ki tezgahta yer kaplasın da bana engel olsun.
+1
kisa
(09.12.25)
Saklamam.
Sakladığını görürsem hiçbir şey söylemeden ilişkiyi bitiririm.
0
rock n roll
(09.12.25)
kisa +1

tek tek bir de onu mu ayıklayacağız google photosdan ?
0
jülsezar
(09.12.25)
Telefona kızarım. Onun da sürekli bakmayacağı bir yerde kalabilir.
-1
arbre
(09.12.25)
Saklıyorum, şu an hayatımda biri yok; varken eskilerinki hdd’de duruyordu. Geçen gün niyeyse aklıma düştü; saklamanın çok anlamsız olduğuna karar verdim. Elimin boş olduğu bir zaman sileceğim.
Eşim varsa, tozunu bile bırakmam şahsen.
0
lil siztah
(09.12.25)
silmem ama samimi fotoğrafları, videoları gizlerim ve sonradan dönüp bakmam.
+1
gabe h coud
(09.12.25)
ben bir süre saklıyorum, ara sıra fotoğraf denk geldiğinde eski partnere ne kadar da hissizleştiğimi görüp seviniyorum. bu bana unutabilme, ilerleyebilme kabiliyetimi kanıtlıyor.
0
loch ness
(09.12.25)
Gecmisteki bi iliskinin izlerinden bu kadar korkmak garip. Silmem, yeni partnerim de bunu sorun ederse garip bulurum. Sonucta o seyler fotograf silinse de silinmese de yasandi, gecmiste o iliski yasanmamis gibi yapmiyoruz. Fotograflari tutmakla o doneme ozlem duymayi insanlar belki ayni saniyor ya da o iliskiyi unutulmasi gereken bir hata/pismanlik olarak goruyorlar ama dogru degil bence bu bakis.
+1
ghilleinthemist
(09.12.25)
telefonda saklanmaz ya da durup durup bakılmaz. arşiv yapacaksa yapılır ama o fotoğraflarla hayat devam etmemeli.
0
Başka
(09.12.25)
Yedek arşivlerde kalan unutulmuş fotoğrafları sorun etmem. Elinin altında galeride duran fotoğrafları sorun ederim.

Eşimle tanışma, flört, nişanlılık vs. derken hala nasıl galerisinde durabiliyor zaten o da ayrı konu swh.
0
akhenaten
(09.12.25)
üzülürüm, göz kırpmalarım artar. soru sorma krizlerim şiddetlenir.
0
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(09.12.25)
Silerim, geçmişe dair hiçbir şey tutmam
+1
kestane gürgen palamut
(09.12.25)
20 li yaşlarımın başında sorun ederdim bunu. Azıcık kıskançtım. Düşündüm de şimdi umrumda olmaz böyle bir şey. Sürekli açıp açıp özlemle bakmıyorsa, benimle olan ilişkisi hakkında kafamda soru işareti yoksa gerisi önemli değil. Kaç yaşında insanlarız elbette herkesin yaşanmışlıkları olacak
+1
kullanicadi
(09.12.25)
Saklamam. Bitmiş bitmiştir ne yapacağım benim için artık elin herifi olmuş adamların fotoğrafını.
0
suicides underground
(09.12.25)
muhtemelen galerimde 10000 fotosu falan duruyordur silmeye üşenirim ama benim huylandigim şey numarasını silmemek olur foto çok uzun iş.
+1
ala09
(10.12.25)
evlenene kadar arkadas kontenjanindan sakladigim basilmis fotolar vardi, evlenince hepsini yokettim.
0
cooperr
(10.12.25)
2020'den öncesindeki flört veya sevgililerin fotoğrafları yok. diğerlerinin var. ciddi bir ilişkide bulunmadıkça silmem.
0
rain when i die
(10.12.25)
silerim, silinmesini beklerim. insan eski sevgilisi ile olan fotoğrafları niye saklar ki? anlamsız.
+1
elorelia
(10.12.25)
(8)

Neye/ kime/ nasıl/ hayır dersiniz?

egerbiryolcu
Günlük hayatınızda iş yaşamınızda eş dost akraba aile ortamlarında hangi durumlarda hayır diyorsunuz, ısrarcı insanlara tutumunuz nasıl, hayır deyince karşıdaki kişinin tutumu ne oluyor somut örnekler var mı hayatinizdan?Mesela;Arkadaşınız şunu yemeye gidelim dedi siz hayır ben sevmiyorum şuraya gid
Günlük hayatınızda iş yaşamınızda eş dost akraba aile ortamlarında hangi durumlarda hayır diyorsunuz, ısrarcı insanlara tutumunuz nasıl, hayır deyince karşıdaki kişinin tutumu ne oluyor somut örnekler var mı hayatinizdan?

Mesela;
Arkadaşınız şunu yemeye gidelim dedi siz hayır ben sevmiyorum şuraya gidelim.
İş yerinde müdür işiniz olmayan bir şey yaptırdı. Hayır dediniz. Bu benim görevim değil.
Toplu taşımada otururken kadının biri geldi ben ters oturamiyorum midem bulaniyor yer degiselim mi/ hayır dediniz.
Çok emek verdiğiniz bir ödevi yakın arkadaşıniz rica etti seneye kendi odevi diye kullanmak için. Ben çok emek verdim. Hazira konulsun istemem dediniz.

Bunun gibi somut şeyler. Çok basit bir şey de olabilir çok büyük bir şey de. Fark etmiyor.
0
egerbiryolcu
(08.12.25)
iş yerinde yasal olmayan durumlara hayır derim. rüşvet, kayıt dışı işler, vergiden kaçmak gibi. onun dışında işim değil diye hayır hiç demedim.

uzun bir sıra varsa önüme geçmek isteyen birine hayır derim. market değil de konser sırası gibi ya da devlet dairesi sırası gibi. herkesin zamanı önemli, benden sonrakilerin hakkına girmem. (trafik kuyruğu hariç. orada ciddi bir boşluk varken önüne geçilmesine kızmam, diğer insanların hayatında bir değişiklik yaratmadıysa)

yakın arkadaşlarımla emek verdiğim bir şeyi paylaşırım, istemese bile paylaşmaya açık olduğumu belirtirim.

dedikoduya hayır derim. bir başkasını bana çekiştireni kibarca uzaklaştırırım.
+1
gabe h coud
(08.12.25)
Merhametli ve ters tarafım var. Hangisine denk gelirse. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.
-1
arbre
(08.12.25)
İşte de özel hayatımda da eskiye nazaran çok daha rahat hayır diyorum. İçime sinmeden, kendimden ödün vererek dediğim her evet iç huzurumu kaçırıyor. Varsın uyumsuz, geçimsiz, bencil desinler. Ben kendimden memnunsam ötesine pek fazla kafa yormuyorum. Bu demek değil ki nezaketi, yardımseverliği elden bırakacağım. Ama bu tercihi kendim yapmak istiyorum. Başkalarını hoşnut etmeye çalışmıyorum ve bol keseden 'iyi niyet' dağıtmıyorum. Zaten daha çok saygı gördüğümü fark ediyorum her şeye evet demedikçe.
+1
auroraaurora
(08.12.25)
hafta içi akşam buluşmalar bana uygun değil. buna hep hayır derim.

o ödev olayına da hayır demiştim zamanında.

iş konusunda... benim işim olmayan 3-5 iş geldi yaptım, baktım daha da geliyor yöneticimle konuştum o da bu işleri kabul etme dedi. artık kabul etmiyorum. yardımcı olayım deyip birkaç kez yapınca işler üstüne kalıyor.

sevgilimle hep evde buluşmuşsak son zamanlarda, yine eve çağırırsa hayır derim.

annemin benden istediği bir şey bana uymuyorsa ona da hayır derim.

birisi bir filmin veya şarkının güzel olduğunu söyleyip ısrar ediyorsa, ben sevmemişsem bence değil derim.
+1
art cat chocolate
(08.12.25)
iş hayatında çılgın fikirlere genel yaklaşımım;
youtu.be

Ne zaman bir satışçı falan böyle fantastik lojistik fikirleri ile geldiğinde "olmaz canım çünkü şu bu" ya da birinin fantastik bir SAP fikri olduğunda "olmaz çünkü şu bu" demenin hastasıyım. iş hayatında anladığım gate keeping yapmazsan millet kafayi yiyor.

Onun dışında günlük hayatımda böyle biri değilim.
0
logisticsmanager
(08.12.25)
borç isteyen herkese hayır derim. kefil olmamı isteyenlere, arabamı isteyenlere, sinsi sinsi sohbete başlayıp bir şey satmaya çalışan herkese, son anda çağrıldığım her yere ya da sana geliyoruz yoldayız vs diyenlere hayır diyorum. bir de kendince bir şeyler anlatırken ikide bir bana dönüp "değil mi" diye onay isteyenlere de hayır derim.
0
ground
(08.12.25)
eskiden 20 30 yaş arasında hayır demekte zorlanan, bana fark etmez diyen bir insandım. insanları kırmamaya çalışıyordum. ancak bunun beni yorduğunu ve strese soktuğunu fark ettim. en sevdiğim insanlara, aileme, dostlarıma da gayet hayır diyorum. iyi insan olmasam da olur, bana bir katkısı olmadı.
ısrarcı insanlara ne kadar ısrar ederlerse etsin, hayır derim devam ederse geçiştirir ve kaçınırım. iş arkadaşım ve arkadaşlarımla da net olarak sınırlarımı belirlerim. bazen gerçekten gereksiz bir sertlik olsa da hayır derim.
+1
mikahakkinen
(08.12.25)
- bir arkadas bana yalandan referans ol dedi, 10 sene once beraber calismisiz, ben onun ekip lideriy misim falan gibi bir hikaye salladi, red - eleman bana kustu hahaha.
- hanim yilbasinda tatile gidelim dedi, para yok dedim, red.
- patron "cam mukavemeti" uzerine ders al dedi, isim olmaz ugrasamam dedim, red.
0
cooperr
(08.12.25)
(11)

Zıt Kutuplar Birbirini Çeker Mi?

lapetitemort
Romantik ilişkiler için görüşünüz nedir?
Romantik ilişkiler için görüşünüz nedir?
0
lapetitemort
(08.12.25)
Evet çeker.
Çünkü tadını bilmediğin lezzetleri bilen ve bakmayı bilmediğin pencerelerden bakan bir insan, sana benzeyen bir insandan çok daha ilginçtir.
0
michael_knight
(08.12.25)
çekmez ama insan bilinçli olarak tercih edebilir.
+2
gabe h coud
(08.12.25)
Cazibesi vardır. Ama uzun vadede doğru bir ilişki türü olduğunu pek sanmıyorum. Politik görüş, inanç, hoşlandığı/hoşlanmadığı şeyler, ... bir çok kriter var. Bunların bir kısmı zıt olduğunda belki hoşgörü ile, fedakarlık ile görmezden gelinebilir. Bir kısmı da (örneğin fiziksel görünüş, sarışın/esmer ayrımı vs. gibi) olumludur bile. Ama birlikte keyif alacağın ortak noktan yoksa o zıtlık bir süre sonra çatışmalara dönüşebiliyor.

Bu biraz zıt olunan konunun sende yarattığı genel algıyla alakalı. Yani normalde tahammül edemeyeceğin bir politik görüşe sahip biriyle birlikteysen bu tahammül toleransını biraz genişletiyorsun başka şeyler için (seks gibi). Sonra o başka şeyler normalleştiğinde tolerans sınırların eski haline geliyor ve tahammülsüzlük başlıyor.
+1
himmet dayi
(08.12.25)
Çeker. Kendimizde olmayanı , bir başkasında gördüğümüzde ilgi duyarız.
Kim bilir ? belki de bu zıtların çekimi karşımızdakini kendimize benzetme çabasına da dönüşebiliyor.
+1
diyecevaplandı
(08.12.25)
Yok. Aynıysa ilişki olur.
+1
arbre
(08.12.25)
zıt kutuplar birbirini çeker ama bunun kişilerin geçmiş yaşantılarında, özellikle çocukluk döneminde yaşadıkları travmalarla ilgisi var, romantik bir boyutu yok benim gözlemlerime göre. mesela kaygılı bağlanma şeması olan kişi gider ısrarla kaçıngan bağlanma şeması olana tutulur, bu dışardan yaaa ne ponçik biri daha duygusal ve çekingen, diğeri daha aşık vesaire diye anlatılır. ailesinde koşullu sevgiye alıştırılan kişi gider kendisine köpek muamelesi çeken, sevmek için koşullar dayatan kişiye kapılır, köpek muamelesi çekilenin o edilgenliği dışardan ne kadar aşık ve fedakar diye yorumlanır. ev içi iletişimde çatışma temelli iletişim kurmayı iletişim yöntemi olarak öğrenmiş kişi gider baskın, agresif, bağırıp çağıran kişiyi partner seçer, yine dışardan bak x'in sakinliği y'nin agresifliğini ne güzel dengeliyor, dream match vesaire denir.

birebir aynılıktan bahsetmiyorum ama 10 birim üzerinden 6-7 birim kadar kesişen küme yoksa o ilişki sürdürülebilir olmuyor. o 6-7 birimin ne olduğu da önemli. örneğin iletişim kurma yöntemleri, gündelik yaşam pratikleri (uyku düzeni, yeme düzeni, sosyal ilişkiler vb.) vb. konular çok önemli.
+1
Phoebe
(08.12.25)
Cekse de sonu toksik iliski.
+1
duster
(08.12.25)
İnsanın kendini ikna etmek için uydurduğu bişey bu etkilenmişse çeker der etkilenmemişse aman benim tam zıttım biri bu der oralı olmaz.
+1
basond
(09.12.25)
Chatgptye bu soruyu yazınca şöyle diyor ve cevabına katılıyorum.

"Bilimsel özet:
Evrimsel olarak insanlar, tamamen zıt fiziksel özelliklere değil, daha çok genetik çeşitliliği artıran belirli biyolojik zıtlıklara (örneğin bağışıklık sistemi genlerindeki farklılıklara) çekilebilir. Ancak genel araştırmalar, fiziksel veya kişilik özelliklerinde benzerliğin çekiciliği ve ilişki uyumunu daha güçlü şekilde belirlediğini göstermektedir.

Kısacası: Bazı biyolojik zıtlıklar çekiciliği artırabilir, ama “zıt fiziksel özellikler daha çok çeker” şeklinde genel bir bilimsel kural yoktur."
+1
psmstc
(09.12.25)
ergenlikte çeker. karakteri oturmuş birisinin kendisiyle zıt karakterde birisi ile düzgün bir ilişki yaşaması imkansıza yakındır. "zıt kutuplar birbirini çeker" lafı anlık heveslerde geçerlidir veya ergenlikte inanılan safsatalardan birisidir.
+1
abelardo
(12.12.25)
beni cekmez.
kendime benzeyenle ortak hayat kurabilirim sonucta.
hayattan bekletilerim, aile yasantim, dünya görüsüm benzemeli. hayatima kendi tercihlerimle zorluk sokmam. zit kisi = zorluk.
uc örnek oalcak ama: "böyle ortam görmedim, ne ilgincmis" diye menzil tarikatindan biriyle cekim var diye düsünen biri ahmak falandir mesela.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(12.12.25)
(9)

Tatil fotosu gösteren arkadaş

Mirabel
Arkadaşıma ziyarete gittim. Açıp telefondan japonya fotolarını gösterdi. Neredeyse 40 dk sürdü ve bitmedi. Aşırı sıkıldım ve heykel fotosu, avm fotosu, ışık, çiçek fotosu falan gösterdi. Yarısında işim var deyip çıktım. Gerçi kocasının çektiği fotoları da istedi bi de ordan gösterecekti.Devam etseyd
Arkadaşıma ziyarete gittim. Açıp telefondan japonya fotolarını gösterdi. Neredeyse 40 dk sürdü ve bitmedi. Aşırı sıkıldım ve heykel fotosu, avm fotosu, ışık, çiçek fotosu falan gösterdi. Yarısında işim var deyip çıktım. Gerçi kocasının çektiği fotoları da istedi bi de ordan gösterecekti.
Devam etseydi en az 1.5 saat sürecekti. Başta ilgimi çekti gerçekten sonra çok sıkıldım ve iş bahane edip çıktım. Ayıp oldu mu sizce? Çok sevdiğim bir kişi. Bu devirde kim kime dakikalarca seyahatte çektiği fotoları gösterir anlata anlata?
+3
Mirabel
(08.12.25)
Ayıp olmamıştır da bu tip durumlarda en iyisi çat diye konu değiştirmek veya lavabo bahane edip gitmek sonra telefonla görüşüyor gibi yapmak.
+1
gobekliraki
(08.12.25)
5-10 dk olsa neyse 40 dk uzun sürmüş tadını kaçırmış
+1
HellKeePer
(08.12.25)
Tanıdıklarla iletişimde bazı hususları gözden kaçırıyoruz. Böyle sevincini dakikalarca anlatanlardan çok parasızlığı veya hastalıklarını "uzun uzun" anlatanlara denk geliyorum. uzun uzun konuşmalarla da bu rahatsızlıklar giderilmiş olmuyor. Karşıdakinin de yapacağı çok çok tavsiye vermek
ya da üzülmüş görünmek .

Arkadaşınız anladığım kadarıyla büyük görünen ama hala içinde bir çocuk saklı. Doğrudan kendisini ilgilendiren konularda pek bütünü göremiyor ve zamanı yönetemiyor olmalı. O nedenle bir konudan diğerine geçemediğinden bir fotoğraftan diğer fotoğrafa geçiyor.
O 40 dakika oldukça uzun bir süre.
Benzeri durumda ben olsaydım arada ,
- bir bardak daha çay alabilir miyim?
- kolonya var mı ?
apartmanın temizliği, mantı tarifi gibi şeylerden bahsederdim sanırım.

Soruya cevap :
Ayıp olmadı . Onun Japonya'yı değil de misafirini düşünmesi, anlaması lazım.
Yine de size iade- i ziyaret yaptığında o kalın aile albümünü diğer odadan getirmeyin .
+1
diyecevaplandı
(08.12.25)
Ayıp olmuş. İş bahane edip çıkacağına alternatif konuşulacak konu yapılacak aktivite söyleseydin ya da boş ver fotoğrafları zaten instagram'da paylaşırsın oradan görürüm, gel şunu anlat deseydin.
+1
gabe h coud
(08.12.25)
20 senedir aynı sorunlardan şikayet ediyorsun sen arkadaşlarına arkadaşların da sana alışmıştır artık ayıp olmaz.
+2
kizil karga
(08.12.25)
tamam ya yeter sıkıldım sonra gosterirsin gel bir şeyler yiyelim ya da sunu yapalım demek cok mu zordu :)
+2
koela
(08.12.25)
Bence ayıp olmamış, ben de yapardım. Hem de işi bahane etmişsin dümdüz sıkıldım da dememişsin. Sözlü olarak istediği kadar anlatsın şurda başımıza şu geldi, şöyle geleneği varmış şaşırdık, şurasına sen bayılırsın vs. gibisinden ama ekrandan o kadar uzun süre kimse katlanamaz (bu yüzden story'ler 15 saniye)
Burda sayıp sövenlere de aldırma, onlar 15 saniyelik story'leri bile sonuna kadar izlemeden kaydırıyolar.
+1
megalomaniac
(08.12.25)
görgüsüzlük bu ya. düğün fotolarını da gösterseydi. empatisiz düşük arkadaşlardan uzak dur. onun yaptığı görgüsüzlük. bir daha ararsa açma.
+1
mikahakkinen
(08.12.25)
Okurken darlandım 40 dk nedir 10 dk bile çok arkadaşın ayıp etmiş
+1
basond
(09.12.25)
(13)

Ne düşünüyorsunuz aşağıdaki foto hakkında?

Kahvedesu
https://eksisozluk.com/img/tafdf2wa
-1
Kahvedesu
(07.12.25)
Kısıtlı bir kesim için böyle ama genel olarak katılmıyorum, yani instagram'da ya da tv'de gördüğümiz birbirinin benzeri insanlar (estetik makyaj vs) toplumun genelini kapsamıyor, etrafımızda "normal" insan çok var.
+1
kizil karga
(07.12.25)
İki gün önce Bostanlı'da dolaşırken kafama takılan şeyin birebir resmini yapmışlar valla.
0
Mirket
(07.12.25)
Bunu yapmak istediler ama başaramadılar bence. Çünkü bu bir ekonomik rahatlık gerektiriyor ve o rahatlık bizde yok 😍
-2
muhayyer divan
(07.12.25)
Düz fön terörü işte. Düğünlerde gelin hariç herkes bu şekilde.
0
ground
(07.12.25)
Doğruluk payı var ama abartılı biraz.
+1
etna
(07.12.25)
Fön değil olay. Dudaklar, makyaj, saçlar hep aynı. Takım elbise gibi. Giyersen bizdensin. Bu da human suit.
+1
gabe h coud
(07.12.25)
Doğru değil. 90'ların da bir modası vardı, görselde ima edilen yanlış. Her dönemde belli bir eğilim var, ama kimse de tek tip değil. Bu muhabbetler bitmiyor ayrıca... antik çağda bile bu tarz şeylerden yakınan insanlar var.
0
akhenaten
(07.12.25)
romanya'da yaşıyorum ve hiç bir kadın birbirine benzemiyor. çok değişik tipte kadınlar var partiye gitsen de bükreşte metroya binsen de.
0
rain when i die
(07.12.25)
goz onundeki ve parali insanlar icin buyuk oranda dogru.
goz onunde olmayan ve cok da parasi olmayan ortalama insan icin ise kismen dogru diyebiliriz.
0
cooperr
(08.12.25)
Belli sosyokültürel ve maddi seviyenin üzerindeki kişiler için doğruluk payı var.
0
onyx
(08.12.25)
%100 dogru bir görsel
0
koela
(08.12.25)
Sokakta gördüğüm insanlar böyle değil +1 Çeşit çeşit insan var.

Sosyal medyada böyle olabilir onu bilmiyorum kullanmadığım için.
0
peki madem
(08.12.25)
türkiye için yarı geçerli. Yurtdışı için geçersiz.

sık gezen biri olarak söylemek isterim, bu kadar estetik operasyon türk ve arap kadınlarına özel bir şey.
0
galahad reloaded
(08.12.25)
(12)

Bütün okul hayatı boyunca başarılı olmuş insanlar

pembediken
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
Sonrasında başarılı ,hayatında doğru kararlar alan, mantıklı düşünüp hareket eden vb. kişiler mı oluyor?
0
pembediken
(06.12.25)
Okul başarısı akademik zekanın iyi bi göstergesi ama duygusal zekanın değil. Okul başarısına ek olarak duygusal zekası da fena değilse iyi kararlar alır. Değilse ne olduğunu bile anlamadan kuyuda bulabilir kendini.
0
benim bir gizli bildiğim var
(06.12.25)
Tanı konmamış ADHD'li çocuklar var mesela, planlı programlı düzenli okul yıllarında çok başarılı oluyorlar. Zamanlarını daha serbest düzenleyebilecekleri üniversite ve sonrasında bütün sistem çöküyor, iş hayatında bocalıyorlar.
+2
kobuzchu kiz
(06.12.25)
Kobuzchu kiz +1
Okul hayatım başarılıydı ama iş hayatına girdiğimde en çok bu konuda zorlanmıştım. Özmotivasyon ve zaman yönetimi yeteneklerimi geliştirmek için hala uğraşıyorum.
0
Bruce
(06.12.25)
ortaokul/lise tayfasina bakiyorum da, bu cocuk iyi yerlere gelecek dediklerim cogu ya beyaz yaka kole oldu, ya da bir baltaya sap olamamis sekilde dolasiyorlar.
bundan bir bok olmaz dediklerimin de cogu zengin oldu, patronluk yapiyorlar.
ozetle, akademik basari=para denklemi patlayali cok oldu, bitti o is.
okullar robot yetistiriyor, yetistirdekleri robotlar da kalitesiz isin kotu tarafi.
0
cooperr
(06.12.25)
Okul başarısı kişiden bağımsız bir çok koşula bağlı. Aile ortamı, ekonomik durum, sağlık gibi kişinin elinde olmayan başarı üzerinde etkili birçok değişken var.

Günümüzde okul başarısının ilerideki hiçbir davranışla veya parayla pek ilişkisi kalmadı. Herkes kendine göre bir üniversite veya bölüm bulabiliyor. Türkiye'de bulamayan parasıyla avrupada okuyor.

Benim gördüğüm fazla okul takıntısı gerçek hayattan koparıyor. Adam bir bölüme girmiş iş bulamamış bulma şansı da yok ama halen zorluyor. Bir zanaat edineyim demiyor. Falanca teknisyen veya ticaret yapan okumamış bu aptal falan diyor.
0
michael harddd
(06.12.25)
Evet öyle oluyor. Aksini iddia edenler istisnaları sayıyor/görüyor.
-3
gabe h coud
(06.12.25)
Herkes başarılı olacak diye bir kural yok ama kendi çevreme baktığımda doğru bir önerme olarak görüyorum bunu.okul arkadaşlarımdan başarılı olanların hayatada aynı şekilde devam ettiklerini gördüm.beraber büyüdüğüm iki yakın arkadaşım farklı okullarda başarılı bir eğitim hayatları oldu.birisi ülkedeki en büyük holdinglerden birisinin yönetim kurulunda,diğeri en bilinen bankalardan birisinin gmy pozisyonundan yurtdışına gitti.geriye gm olarak gelmesi bekleniyor.

Ama buradaki başarı kıstasımız kurumsal hayatta bir başarı,iyi maaş gibi gözüküyor.ben buna çok sıcak bakmıyorum.corporate hayatlar çok benlik değil.kıskandığım iki arkadaşım var.birisi lisede dans ediyordu ,hala dans etmeye devam ediyor.diğeride bütün hayatını sporla uğraşarak geçirdi.çok güzel işlere imza atıyor.

Burdan yola çıkıp asıl önemli olan istikrar demeyi tercih ederim.
0
duptıs
(07.12.25)
turkiye'nin en iyi anadolu liselerinden birinde okudum. herkes kendi sosyal sinifindan devam etti. orta ust sinif cocuklari ya yurtdisinda okudu, ya da tr'de guzel kariyerleri oldu. mutevazi ailelerden (ogretmen, memur vs) doktor olanlar kuyrugu dik tuttu, digerleri sallantida. alt siniftan ufak istisnalar disinda bir yol olan gorulmedi.

okulda alinan puanlar ile hayat basarisi arasinda dogrudan bir iliski oldugunu sanmiyorum. sosyal beceriler en az zeka kadar onemli hayatta bir yerlere gelebilmek noktasinda.

zaten siniflara gore insanlarin basarili olma sebebi de bu. ust siniftan geliyorsan ailenin tanidigi ve sana is imkani vs verecek insanlarla dogrudan bir network'un icine doguyorsun. okuldan mezun olunca is bulamazsan babanin tanidigi ayarliyor en kotu bi mulakat. alt siniftan gelen kisi kendi networkunu olusturmak zorunda kaliyor yoksa isi zor.
0
antikadimag
(07.12.25)
Türkiye'de akademik başarının hayatta başarının garantisi olduğuna inanılıyor. Yok öyle bir şey.

Çok basit bir ölçeği var bunun. türkiye'nin en prestijli okullarının en prestijli bölümlerinden mezun olanlara bakın. Koç economics, Boğazisi işletme, hacettepe tıp...

Aynı dönemde aynı sınıftan, aynı not ortalamasıyla mezun olan insanların bile çok farklı yaşamları var.

Aynı bölümden aynı sene mezun 2 doktoru alın mesela.
Doktor a bölüm birincisi,
doktor b ortalama altı bir öğrenci.

Ama notları düşük olan doktor b gider nişantaşı'nda ve dubai'de estetik kliniği açar. Botox yapa yapa porsche alır kendine.

Notları yüksek olan doktor a kredi kartı ekstresine bakıyordur asgariyi mi ödeyeyim, tamamını mı diye.

Bir insanın hayattaki başarısını (maddi, manevi, artık nasıl belirliyorsunuz o başarıyı fark etmez o size kalmış. Ona siz bakarsınız) belirleyen bir sürü faktör var:

-Akademik başarı
-Aile
-Maddi durum
-Kişisel network
-Bilişsel yetenekler
-Duygusal yetenekler
-Öngörü
-Cesaret
-Genel kültür
-İletişim becerileri
-Psikolojik durum
-Kişisel finansman yönetimi

Akademik başarı bunlardan sadece biri. Önemli. Ama tek başına yeterli değil.
+1
anten
(07.12.25)
Hayır bu iş öyle olmuyor. Daha doğrusu böyle bir korelasyon kurmak mutlak bir veri vermez bize.

akademik hayatı çok iyi olup iş hayatında çakılan veya silik sıradan bir tip olan çok insan gördüm. Tam aksi olupta, okuldaki akademik becerileri vasat olup iş hayatında çok başarılı ve parmakla gösterilen kişileri de.

Akademik başarı mutlak iş/hayat başarısını getirmez. Getirmiyor. Biraz da Kendimden biliyorum.
0
ezkaza
(07.12.25)
31 yaşındayım, annemle yaşıyorum, hiçbir başarım yok.

herkes benim gibi değil tabii, istikrarlı bir şekilde hayatta başarılı olup iyi yerlere gelenler de oluyor hatta bunların çoğunluk olduğunu söyleyebiliriz ama okul başarısı dünyadaki en abartılmış şeylerden biri. çünkü en başta günümüzün ekonomik gerçekliğiyle ve iş hayatının dinamikleriyle uyuşmuyor.

adam çok zeki veya çalışkandır, gider manyak bir mühendis olur filan evet iş hayatında da başarılı olur ama özellikle sosyal bilimlerde öyle bir şey yok. zaten bu tür bölümlerde spesifik bir alandaki beceri/eğilim insanı çok fazla öne çıkarabiliyor. ben dilciyim mesela her zaman çok başarılı bir öğrenciydim, lisede arkadaşlarımın b1 ingilizce bildiği yerde ben 8-10 sayfalık hikâye çıkarıyordum, üniversitede başka bir dili öğrendim ve orada da bölümün en iyilerindendim vs. ama sonuçta diploma bile alamadım.

alıp çok iyi yerlere gelen arkadaşlarım da oldu ama ben alsam bile bir şey olmazdım muhtemelen. bilmiyorum yani belki ben yanlış düşünüyorumdur, belki "zaten hiçbi şey başaramadın konuşmak senin ne haddine öküz" dersiniz ama ben okul başarısının gerçekten çok abartılı bir kıstas olduğunu düşünüyorum ya.

tabii bir de başarı kriteriniz nedir, o önemli. kimi insan var bir alanda doktora yapıp kıt kanaat geçiniyor. hiçbir şeyi yoksa "ben bu alanda uzmanım" diyebiliyor. kimisi var ki okulu hocalara daha fazla zorluk çıkarmasın diye ZORLA mezun edilerek bitiriyor, işlek yerde tekel işletiyor. şimdi hangisi başarılı, kime göre ve neye göre?

ilkokulda çok yaramaz, cips vermediği için başka bir arkadaşımızın kafasında o cips paketini parçalayan bir arkadaşım yönetmen olmuş mesela. ben bunu televizyonda adamın klibini izleyince gördüm. ben parmakla gösterilen bir öğrenciydim, bi bok olamadım. çünkü istikrarsızım, çünkü disiplinsizim, çünkü sosyal becerilerim yeteri kadar kuvvetli değil.

benim çok iyi bildiğim birkaç şey vardı, öğrencilik hayatım bu sayede çok rahat geçti ama okuldan çıktığımda ya da okul gerçekten zorlaştığında bunun için bir çözümüm, alternatifim vs. yoktu.

çocuklara disiplinli olmak ve çaba göstermek öğretilmeli bence en başta. zihinsel, fiziksel engeli olmayan her insan yeteri kadar disiplinliyse bir yere varır çünkü. benim gibi kendini rockstar zanneden tek yönlü sığırlar da bir yerde duvara toslar, hayatı boyunca başka hiçbir şey görmediği için ne yapacağını bilemez.

velhasıl okulda başarılı olmuş insanların bir kısmı gerçekten çok donanımlı, zeki, yetenekli kişilerdir ve hayatlarının geri kalanında da başarılı olurlar. bir kısmı ise oyunu kolay modda oynuyormuş gibi takılır, 8-16 yaş arası için "çok güçlü"dür ama ondan sonrası için hiçbir fikri ve donanımı yoktur, onlar çakılır.
0
der meister
(07.12.25)
cok sevdigim bir hocam 4.0 ortalamali insanlar icin "hasta bunlar, insan bir kez olsun kotu gununde olmaz mi?" derdi, onu hatirlatti bana bu soru.
0
banach
(08.12.25)
(11)

Yağmurlu havada spora gider misiniz?

slm ben yalnız komando yasin
Araba yok. Ulaşım yürüyerek yağmurlu havalarda spor salonuna gider misiniz?
Araba yok. Ulaşım yürüyerek yağmurlu havalarda spor salonuna gider misiniz?
0
slm ben yalnız komando yasin
(06.12.25)
hayvani bi yağmur değilse giderim
+1
nolmus yani
(06.12.25)
Ben giderim. Gitmediğim gün kendimi mutsuz, huzursuz hissediyorum.
+3
Mirket
(06.12.25)
Kar yağarken havuza gittim. Giderim.
+1
arbre
(06.12.25)
canın istemiyosa bugun de gitmeyiver. yamurda evinde keyfini yap film kahve vs. dünyanın sonu değil gün eksik spor yapmak :)
0
f02561
(06.12.25)
Giderim, gidip geldim hatta az önce
+1
pislick0
(06.12.25)
tam evden çıkmak üzereydim, başlığı gördüm. deli gibi yağmur yağıyor ve yürüyerek (13 dk) gideceğim. spora gitmek işe gitmek gibi, zorunlu ama ekstra zevk alıyorum. biraz ıslanalım, ne olacak ki?
+1
hadi ya la
(06.12.25)
eve yürüyerek 3 dakika spor salonum. hayvani yağıyorsa gitmem herhalde ya. 2-3 senedir düzenli sayılacak şekilde gidiyorum spora, spordan zevk alma, yapmayınca huzursuz ve mutsuz hissetme aşamasına gelmedim. Spordan keyif alanların yalan söylediğine inanmaya devam ediyorum :d

Arada kendime kaçamak hakları tanıyorum yani tanımasam hiç gitmem muhtemelen. Bazen gitmemem, hiç gitmememden daha iyi
0
nundu
(06.12.25)
Giderim. Kar yağarken de giderim.
0
gabe h coud
(06.12.25)
Kar yağsa gidenlerdenim. Üşenirim ama yine de giderim
0
euteamo
(06.12.25)
hayvani bi yağmur değilse giderim +1
0
put it in your appropriate place
(07.12.25)
Tamamen modunla ilgili.
0
gobekliraki
(07.12.25)
(15)

Duyurularıma cevap verilmemesi hakkında?

mikahakkinen
Mesela bunun gibi cevap alamayıp sildiğim 10 duyuru vardır. https://www.eksiduyuru.com/duyuru/1616517/almanya-sehirlerini-ve-bolgelerini-anlatan-kaynak-onerisiKonu hakkında bilgisi olan olmadığından mı?Sevilmeyen duyurucu olduğum için mi?Cevapsız bir duyuru olduğu için mi?
Mesela bunun gibi cevap alamayıp sildiğim 10 duyuru vardır. www.eksiduyuru.com

Konu hakkında bilgisi olan olmadığından mı?
Sevilmeyen duyurucu olduğum için mi?
Cevapsız bir duyuru olduğu için mi?
-3
mikahakkinen
(05.12.25)
sevilmeseydin engellenirdin. soruna yanit insanlarda olmadigi icin yanitsiz kaliyordur.
+5
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(05.12.25)
Abi bunlar çok spesifik konular değil mi normal yani fazla cevap gelmemesi, benim Almanya bilgim BundesLiga ve Hitler'le sınırlı ama sorduğun soruyla ilgim olsa kesin cevaplardım.
+9
kizil karga
(05.12.25)
bilgim yok + sevmiyorum. bilseydim söylemeyebilirdim.
-3
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(05.12.25)
Bilmiyoruz:) Bazen de araştırmak zor geliyor olabilir.
Benim de cevapsız kalan duyurularım var. Beni kimse sevecek ya da sevmeyecek kadar tanımıyor burada.
+1
gnosis
(05.12.25)
duyuru her gün kontrol ediyorum, küçük & büyük demeden elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. bilgim olsa kesin yazarım.

bu durum benim de dikkatimi çekti, ben de yaşıyorum. eskiden daha önce sorulmuş ve cevaplanmış sorular için "aramaya inanın" vs yazarlardı veya link atarlardı. belki de bu nedenledir.
+2
MtKrt
(05.12.25)
Ben bilmediğim soruya cevsp yazmıyorum. Bazen tahminim olsa bile yanlış yönlendirmemek için yazmadığım da oluyo.
+2
Sadece soruyorum
(05.12.25)
hocam ben gördüm bu duyurunu. almanya hatta uzmanlık alanım ama senin istediğin bilgiye ben sahip değilim maalesef. ondan cevaplayamadım mesela. sevilmeme durumu değil bence. benim de bazı duyurularım cevaplanamıyor çok niş olduğu için.
+1
elektr10
(05.12.25)
herkesin bileceği bir şey sormamışsın. sen de bilmiyorsun mesela bak biri sorsa cevap veremeyecekmişsin :D tavsiyem, cevap bulamadığın soruları AI a sorarak çözümle. hatta ilk oraya bile sorabilirsin. hepimizden çok şey biliyor kerata.
+5
neira
(05.12.25)
ilişki konuları hariç burada kafa yorulan tutan pek başlık yok. o yüzden gayet normal.
-1
Başka
(05.12.25)
Konularla ilgisi oluyor cevapların daha çok soru zorsa, kolaysa sevmiyor, seviyor, sevmiyor, seviyooooo.
-1
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(05.12.25)
spesifik bir soru sormuşsun bilen çıkmamış gayet normal. bilsek yazardık.

ama bazen kullanıcılarda şunu görüyorum basit bir google araması yapmak yerine buraya yazıyorlar. onlara bilerek cevap vermiyorum
+3
gercekdunya
(05.12.25)
spesifik bir konu, net bilgisi olan dışında kimse cevaplayamaz. almanya'nın şehirleriyle ilgili bilgi/tavsiye sorsan tatile giden, yaşayan birileri fikirlerini yazabilir. sen doğrudan kaynak sormuşsun, hem de almanya'yı bilenlere sormuşsun. kaynağı sağdan soldan duymuş olup almanya hakkında fikri olmayanları da dışarıda bırakmışsın. o yüzden cevapsız kalmış.

sevmeyip de cevap vermeyen de çıkar elbet ama asıl sebebinin bu olduğunu sanmıyorum.
+2
kibritsuyu
(05.12.25)
Bilmiyorum
+1
mezzosprite
(05.12.25)
Bak nasıl veriyoruz
+1
gabe h coud
(05.12.25)
sizin sorunuzu gördüm ama açıkçası zaten benim yapacağım araştırmayı siz yapmışsınızdır diye cevap vermemiştim. küfürbaz veya sık sık hakaret eden birisi olmadığınız sürece sizi niye sevmesin ki insanlar? sizi o kadar tanımıyoruz bile :)

Aklıma gelmişken mesela siz tanışmak istediğiniz insanlar sorusuna beni de yazmıştınız ama öyle bir cevaptı ki acaba ironi mi diye düşünmekten kendimi alamamıştım. sizin mantıkla beni sevmiyorsunuz sanırım diye düşünmem mi gerekiyor? :)
+1
eileengray
(06.12.25)
(11)

İstifçilik sendromu (hoarding disorder) sorunu hakkında yardım

10551037
Yan komşumda istifçilik sendromu olduğuna dair şüphelerim var. Şüphe diyorum çünkü elimdeki verilerin hiçbirisi tek başına istifçilik sendromunu ispatlamıyor ancak bir arada değerlendirildiğinde istifçilik sendromu ya da benzer bir sorun olduğunu gösteriyor. Biraz uzun olacak, önce elimdeki verileri
Yan komşumda istifçilik sendromu olduğuna dair şüphelerim var. Şüphe diyorum çünkü elimdeki verilerin hiçbirisi tek başına istifçilik sendromunu ispatlamıyor ancak bir arada değerlendirildiğinde istifçilik sendromu ya da benzer bir sorun olduğunu gösteriyor. Biraz uzun olacak, önce elimdeki verileri aktaracağım. Uzun yazacağım, bu nedenle zaman ayıracak olanlara şimdiden teşekkür ederim. Uzun yazmamın nedeni ise, ben bir istifçilik sendromu olduğunu düşünmeme karşın başka ve benim düşünemediğim bir sorun da olabilir, belki benzeriyle karşılaşmış biri nokta atış teşhisi koyar.

Kendisi 60-70 yaşlarında. Muhtemelen 2-3 sene önce taşındı, daha eski değil. Ev sahibi değil, kiracı. Eşinin vefat ettiğini biliyorum (Bunu biraz sonra açacağım). Yeni taşındığı zaman eve ara sıra gelen bir beyefendi vardı, evime girip çıkarken ancak kendisi uzun zamandır yok, en azından hiç denk gelmedik. Bu beyefendinin de yaşı az değil, oğlu/yeğeni olması pek mümkün görünmüyor (Münasebetleri nedir hiçbir fikrim yok, zaten konu hanımefendinin özel hayatı da değil. Aralarında bir gönül birlikteliği, arkadaşlık ya da akrabalık değil de bir iş yapıyorlarmış izlenimi almıştım ilk başta ancak yanılmış olabilirim. Neyse, bu detayın çok bir önemi yok sanırım. Beyefendiyi şimdi görsem yüzünü hatırlamam, epeydir yok ortada ya da bana denk gelmedi). Bir kızı olabilir, bir kere evden çıkarken karşılaştık ve asansöre birlikte bindik. Kendisini sadece bir kere gördüm. Taşındıktan kısa süre sonra sokakta bir köpek buldu ve sahiplendi, sanırım dairesinde köpek ve kendisinden başka daimi yaşayan canlı yok (Umarım yoktur, kemirgen varsa vay halimize).

Dairesine hiç girmedim, kapısını da çalmadım. O da aynı şekilde. Haftada 1-2 kere karşılaşıyoruz ve selamlaşıyoruz. Hiçbir gerginlik yaşamadık. Saygılı bir insana benziyor, en azından bana karşı doğrudan bir saygısızlığı olmadığını açıkça söyleyebilirim.

Bizim katta 3 daire var. Benim dairem ortada. Bir uçta sorun yaşamadığım komşum, diğer uçta bu komşum komşum ve asansör mevcut. Asansör kapısıyla komşumun dairesinin kapısı yan yana.

Bu hanımefendi taşındığından bu yana bazı gariplikler gözlemliyorum.

1. Dairenin kapısı sık sık açık oluyor. Anadolu'da küçük ya da orta büyüklükte ve komşuluk ilişkilerinin sıkı olduğu bir apartmanda yaşasak bunu çok garipsemem ancak İstanbul Şişli'de 20 dairenin olduğu büyük denilebilecek ve komşuluk ilişkilerinin özellikle kiracılar arasında görece az olduğu bir apartmandayız. Ben iri sayılabilecek bir erkek olarak kapımı açık bırakmaya asla cesaret edemezken bu hanımefendinin kapısını bir alışkanlık olarak açık bırakması bana hiç normal gelmiyor. Hadi cesaret kısmını geçtim, bizim apartmana sıkça kedi girer. Özellikle garaj kapısından bolca kedi girer ve apartmanda dolaşırlar. Bunlar biraz yüzsüz arkadaşlar, eve de dalarlar, başıma geldi birkaç kere. Sadece kedi girmesi riski dahi kapımı kapalı tutmak için yeterli ki garaj denen yerde zaman zaman fare olması da bana garip gelmez.

2. Kapı bazen sonuna kadar açık, bazen de uzaktan bakıldığında kapalı olduğunu düşünülecek kadar örtülü oluyor. Kapı eskiden sonuna kadar açık olurdu, son zamanlarda açık olduğu zamanlarda ise hep örtülü. Kapı sonuna kadar açıkken ben, kardeşim ve annemin farklı zamanlarda gördüğümüz kadarıyla, antrede yığın halinde çeşitli ve bizce garip eşyalar vardı. Bazen kırpıntı denebilecek tekstil artığı kumaş parçaları (bizim sokakta bol miktarda ufak çaplı tekstil atölyeleri mevcut), bazen onlarca çift ayakkabı (buna tanık olduğumda dairenin antresinin ışığı kapalı olduğu için ayakkabıların eski mi yeni mi olduğunu göremedim, bir de dairenin içine dik dik bakmak istemediğim için anlık bakıp şaşırıp kafamı çevirdim.) bazen çok sayıda koli/paket (bunları gördüğüm zaman yukarıda bahsettiğim beyefendiye de denk geldim, bu paketleri birlikte satıyorlar diye düşünmüştüm), bazen kocaman bir çalışma masası ve kanepe (daire taş çatlasa 70 m2, yani küçük bir daire ve antrede kanepe var) gibi dairenin doğal dokusuna uymayan, sanki dışarıdan getirilmiş gibi duran, daireye sığması pek mümkün olmayan garip eşya kümeleriyle karşılaştık.

3. Şunu mutlaka söylemem lazım: Elinde az ya da çok fark etmez, ilk bakışta garip gelen eşyalarla daireye girdiğini görmedim ancak oldukça geç (geceyarısı 2, bazen 3) saatlerde zaman zaman asansörün bizim kata geldiğini ve komşumun kapısının açılıp kapandığını duyuyorum (Eğer gerçekten istifçiyse, 20 daireli büyük bir apartmanda elinde garip eşyalarla içeri girerken mümkün olduğunca dikkat çekmemek için bazı taktikler geliştirmiş olabilir ancak ben kendisinin istifçi olduğundan yeni yeni şüphelenmeye başladığım için giriş çıkış seslerini bu düşünceyle takip etmedim ve değerlendirmedim). Arada elinde bez torbalarla geldiği oluyor ancak bunların içinde ne olduğunu bilmiyorum.

4. Sokağa köpeğini gezdirmeye çıkıyor ancak yanında eski bir bebek arabası oluyor. Biraz korku filmi tadında olduğunun farkındayım ancak meraklı görünmemek ve garip durmamak adına cesaret edip de bebek arabasının içine bakmaya fırsatım olmadı, bu nedenle arabanın içinde bir şey olup olmadığını bilmiyorum.

5. Yakın zaman önce annem bendeydi. Annem evden çıkarken hanımefendiyle çıkarken karşılaşmışlar ve kısa bir sohbet yapmışlar. Hanımefendi anneme "Eşimin vefatından sonra böyle oldum." demiş. "Böyle oldum" lafına dair bir açıklama yapmamış, annem de sormamış.

Bu ilk 5 maddede beni rahatsız eden bir durum yoktu ancak yaklaşık 1,5 senedir beni rahatsız eden ve komşuluk denen kavram dikkate alındığında yaşanmaması gereken olaylar yaşanmaya başlandı.

6. Köpeği evde tek başına bırakıp dışarı çıkmaya başladı ve köpek hanımefendinin evde olmadığı saatler boyunca havladı. Bu durum birkaç gün boyunca devam etti. Sıkça evden çalıştığım için bu duruma ilk elden tanık oldum. Birkaç gün sabrettikten sonra hem köpeğe üzülmem hem de köpeğin gürültüsünün çalışma ortamımı bozması nedeniyle kapısına bir not yazarak köpeğin gün boyu havladığını belirterek köpeği evde tek başına bırakmamasını rica ettim. Bu durum bir daha tekrarlanmadı.

7. Yakın zaman önce zaten dar olan merdiven sahanlığına bir çalışma masası konuldu. Oturduğum katta 3 daire olduğu için bunu hangi komşumun yaptığından emin değilim ancak şüphelerim bu soruma konu olan komşuma yöneldi. Hemen aksiyon almak yerine bir süre beklemeye karar verdim. Aslında hemen aksiyon alsam yanlış bir şey yapmış olmazdım çünkü bu masa hem sahanlığı ciddi anlamda daraltıyordu, hem de benim kapımın dibine itilmiş vaziyetteydi. 3-4 gün bekledim. Masa yerinden kıpırdamadı. Yine doğrudan bir tartışmaya girmemek adına bu sefer apartmanın girişindeki panoya ve asansöre bir not yazarak masanın sahibinin masayı ortak alan olan apartman sahanlığından kaldırmasını rica ettim. Masa ertesi gün kaldırılmıştı.

(Bu noktada iki olay için de neden doğrudan konuşmak yerine not yazdığım sorulabilir. Bunun birkaç temel gerekçesi var: İlki, ben bekar bir erkeğim ve hanımefendi de en azından annem yaşında bir kadın. Akıl sağlığı/dengesi ve muhakemesi ne durumda olduğunu bilmediğim biriyle, hele erkek olarak bir kadına şikayetimi iletmeye cesaret edemedim çünkü nasıl tepki vereceğini bilmiyorum. İkincisi köpek olayında sesin nereden geldiği belliydi ancak masa olayında masayı kimin bıraktığından emin olmadığım için, kimin yaptığını bilmeden doğrudan şüphelendiğim komşuma gitmek doğru olmazdı. Bir gerekçe daha var, bunu 9 numaralı maddede açıklayacağım ve en önemli sorun da o zaten.)

8. Rahatsızlıklarımın arttığı ve artık komşuluk ilişkisi bakımından işin katlanılamaz hale gelmesinden korktuğum olayların başlangıcını anlatayım: 6-7 ay önce komşum kısa aralıklarla tavada birkaç kere balık kızarttı. Bu kızartmalar sırasında daire kapısı açıktı. 10 katlı apartmanın daracık sahanlığını korkunç bir balık kokusu kapladı. Ben balık severim, kızarmış balık kokusu bana pek koymaz ancak bu öylesine korkunç bir kızartmaydı ki asansörden inip dairemin kapısını açana kadar gerçekten perişan oldum. Bu kızartma fasıllarından birinde annem ve babam da bendeydi ve onlar da oldukça rahatsız oldular. Neyse ki kapımın etrafında güzel bir conta var ve bu conta kokuyu çok iyi izole ediyor. Balık kokusu dairemin içine hiç girmedi diyebilirim. Bu nedenle sadece apartman sahanlığında maruz kaldığımız kızarmış balık kokusuyla, yani görece düşük bir hasarla meseleyi atlattık.

9. En sıkıntılı konuyu sona sakladım. Komşum yaklaşık son 6 aydır dairesinin kapısını sonuna kadar örterek açık bırakıyor. Kapı örtülü olduğu için içeride ne var ne yok bilmiyorum ancak sorun şu: Daireden gerçekten kesif ve kötü bir koku geliyor. Komşumun kapısıyla asansör yan yana. Asansörü çağırdığım zaman, eğer kapı açıksa asansörün kapısının önünde beklemek imkansız, öyle kesif bir koku geliyor. Bu durumda birkaç adım geri atıp, asansör ve komşumun kapısından 2-3 metre uzaklaşıp, asansör kata geldiğinde burnumu kapatıp hızlıca asansöre binmek zorunda kalıyorum (Ne yazık ki, ben de kokuya karşı fazla hassasım hoşlanmadığım kokular beni herhangi bir insana göre çok daha büyük bir hızla kusma seviyesine getiriyor). Bu arada, bu koku öyle ölü hayvan kokusu falan değil, ondan neredeyse eminim. Nasıl bir koku derseniz elbette tarif etmesi zor ama muhtemelen çok uzun süre temizlenmeyen bir ev, içindeki çok sayıda gereksiz (hatta belki de çöpten toplanan) eşya ve evde yaşayan köpeğin kendi kokusundan oluşan, bilmediğim başka şeylerin de kokusunun eklendiği ve kronikleşen bir kokudan bahsedilebilir sanki (Bu arada hep aynı kokudan bahsediyorum. 1 hafta önce başka 2 hafta önce daha başka bugün başka bir koku değil). Buraya kadar yazdıklarım doğrudan bir istifçilik sorununu tek başına ispatlamasa da özellikle koku meselesi bana istifçilik ya da benzeri bir sorun olduğunu düşündürüyor. Bu koku meselesi komşumun kapısını çalmamam için en önemli gerekçe çünkü o koku beni en fazla 15 saniye içinde kusma noktasına getirir.

Şimdi gelelim benim derdime, sınırlarıma ve olası (ya da olamayacak) çözüm önerisi taleplerime:

Sorunlar:

1. Komşumun evinde ne yaptığı beni rahatsız etmediği ve komşuluk nezaketinin dışına çıkmadığı sürece umrumda değil. Beni ilgilendirmez. Ancak gerçekten istifçiyse bazı riskler var tüm apartman için. Bunların en önemlisi yangın. Okuduklarıma göre yangın riski denen istifçilik sendromundan muzdarip insanların evlerinde (çöp ev) herhangi bir eve göre çok daha yüksek ve bu durum oldukça riskli.

2. Elektrik ve su tesisatında çıkabilecek olası sorunlar: Buna dair çok yeni bir haber yapılmış, çok tatsız tecrübeler mevcut: www.milliyet.com.tr

3. Koku. Şimdilik komşumun dairesinin kapısı kapalı olduğu sürece neredeyse sorun yok (hafif bir koku geliyor ama katlanılamayacak gibi değil) ancak kapı açıkken gelen koku, menzili şimdilik düşük olsa da etkisi yıkıcı.

Olası çözümler ve sınırlar

1. Dava yolu ile tahliye etmek: Hukuken mümkün ancak son derece zor. Ayrıca sağlayacağı yarar da son derece düşük çünkü dava oldukça uzun süreceği gibi, ben de kiracı olduğum için yarın bir gün bu evden taşınma olasılığım var. Kendim bir avukat olarak, bu sorunun mevcut yargı düzeni içinde çözülmesini pek mümkün görmüyorum. Ha dava kazanılır ama o kadar uzun sürer ki davayı kazandığımıza değmez. Hele şu ekonomik şartlarda koku en azından sadece beni, belki bir de bulunduğumuz kattaki diğer komşumu rahatsız ederken, diğer dairelerin bu durumdan haberi bile yokken böyle bir hukuki mücadeleye girişecek enerji ve para ayıracaklarını hiç düşünmüyorum. Bu seçeneği doğrudan eledim.

2. Konuşmak: Kendisiyle konuşmak yararsız olacaktır. Bu insanlar gerçekten psikiyatrik desteğe ihtiyaç duyuyorlar ve bu desteği benim sağlamam mümkün değil. Hanımefendinin adını bile bilmiyorum. Zilde yazmıyor. Yeni taşındığında gelen bir beyefendiden bahsetmiştim, aylardır görmedim. Kızı olduğunu düşündüğüm bir kadın vardı, onu da aylardır görmedim. Bu seçenek de çıkmaz sokak.

3. Konuyu apartman yöneticisine götürmek: Yöneticimizi çok az tanıyorum ve kendisi bu topa girecek biri değil. Hoş, yönetici ben olsam ben de tek başıma bu topa girmezdim. Bu konunun apartman içinde konuşulması ve yöneticiye bu konuda kat maliklerinin desteğinin verileceğinin söylenmesi için kat maliklerini toplantıya çağırmak gerekir ancak bu toplantıdan çıkacak sonuç da en iyi ihtimalde yargı yoluna başvurmak olacaktır, bu yol yukarıda anlattığım gerekçelerle çıkmaz sokak. Kaldı ki kat malikleri de yumurta kapıya dayanmadıkça harekete geçmeyecektir.

Bu konuda biraz okuma yaptım, bazı ufak araştırma/belgeselimsi videoları ve psikiyatri uzmanlarının yorumlarını izledim. Biraz da haber okudum. Durum sıkıntılı, böylesine bir sorunu çözebilen bir komşuya rastlamadım. Tüm haberlerde bir lanet etme ve isyan mevcut.

Sorum şu: Böyle bir durum yaşayan kimse var mı? Varsa, ne gibi yöntemler izlediler? Bu yöntemler neler oldu, başarılı ve başarısız yöntemleri benimle paylaşır mısınız?
-8
10551037
(05.12.25)
bi önceki yaşadığımız apartmanın en alt katında böyle bi hoarder vardı şüpheye yer bırakmayacak şekilde. çöpe bişey atardık, eski eşya vs. giderdi alırdı 5 dk içinde. Sokaktan görünüyordu dairenin içi, yürümeye yer kalmayacak şekilde doluydu. Orda yaşadığımız süre boyunca korktum o daireden çünkü yangın tehlikesi de oluşturuyormuş bu hoarding olayı.
apartman grubundan çıkmayı unutmuşuz, geçen bir mesajlaşma oldu o dairenin içinin boşaltıldığıyla ilgili, taşınma gibi değil de çöplerin çıkarılması.
Yangın tehlikesi olmasından hareketle acaba belediye aranabilir mi?
0
turk kizi
(05.12.25)
Neden eksi vermişler onu anlamadım. Çok ilginç bir durum bence. Üstelik yangın ve istifçilik bağlantısı aydınlanma yaşatti. Yeni bir şey öğrendim. Çözüm için o kokudan yola çikilarak apartman sakinleriyle yöneticiye danisilamaz mi acaba. Yazı uzun olduğu için gözden kaçırmış olabilirim üç daire sanırım kalabalık bir apartman değilse sizden başka şikayetçi olan yoksa onu bilemedim. Ama bir kişi bile varsa ortak hareket edilebilir belki.
0
egerbiryolcu
(05.12.25)
belediyeye şikayet et.

uzun uzun ve düzenli tertipli yazmışsın. helal olsun bro.
+1
gabe h coud
(05.12.25)
Ben olsam önce apartman yönetimine sorarım, buradan kokular geliyor, komşunun garip garip huyları var, iti de sürekli havlıyor derdim. Bence yöneticilerde o dairede oturan kişiyle ilgilenen kimsenin telefonu da vardır, şikayeti ona iletirler. Baktım ilgilenen yok, direkt belediye melediye neresi yetkiliyse gider şikayet ederim.
0
lamborcini
(05.12.25)
Komşu istifçi sen obsesif ters denk gelmişsiniz.
+3
mikahakkinen
(05.12.25)
Avukat olduğunu söylediğin için daha iyi bilirsin ama elinde somut bir delil var mı? Bana bunların hepsi şüphelere dayanan tahminler gibi geldi. Mesela hiç bir bahaneyle kapısını çalıp bir şey ikram ettiniz mi eve göz ucuyla bakabilmek için? Yani elinizde bu durumu ispat edebileceğiniz net bir şey var mı?

Onun dışında o pis koku hemen hemen her yaşlının evinden gelen bir şey. Benim alt komşum da 90larında olduğunu tahmin ettiğim bir hanım, yanlız yaşıyor ama her kapıyı açtığında burun yakan bi rutubet kokusu yayılıyor evden. Onun bir altında da 80lerinde olduğunu düşündüğüm bir bey yaşıyor onun evden de benzeri ama daha hafif bir rutubet kokusu geliyor (+ yasal dozda olduğunu düşündüğüm kenevir kokusu ama bu konu dışı :D).

60-70 arası henüz tam anlamıyla yaşlı kategorisi sayılmaz bana göre ama yaş giderek ilerledikçe genel anlamda bir biriktirme hobisi gelişiyor çoğu insanda. Bazen eskiye özlem, bazen vefat eden yakınlarını yanlarında hissetmek için, bazen de çoluğu çocuğu torunu annesinin/anneannesinin evlerini depo gibi kullanmasından ötürü eşya birikimi olabiliyor.

Şüpheleriniz mantıklı ama somut bir şey var mı elinizde şikayet ettiğinizde gösterebileceiniz?

Ben de öncelikle apartman yönetimine durumu bildirip toplantı yoluna gidilip başkaları da bu şekilde şüphe etmiş mi ne yapılabilir diye tartışma ortamının yaratılmasını daha mantıklı buluyorum ilk adım olarak.
0
truf
(05.12.25)
@turk kizi: Bir arkadaşım belediyenin müdahale ettiğine dair daha detaylı bilgi verdi, belediyeyle görüşeceğim.

@egerbiryolcu: Apartman kalabalık, 20 daire var. Eksi verenlerin neden eksi verdiklerini ben de bilmiyorum, gelip delikanlı gibi açıklama yaparlarsa anlarız. "Rezalet puanı" denen eşikleri yüksek olabilir, gelen koku bu kadar uzun soru sormaya değmez diye düşündüler herhalde, en azından aklıma gelen ilk şey bu oldu.

@gabe h coud: Rica ederim. Belediye önerisi yoğunlaşıyor, görüşeceğim.

@lamborcini: Yönetici durumun farkındadır, farkında olmak zorunda çünkü kendisi her ay aidat topluyor. Kapıyı her çaldığında evden gelen kokuyu almaması imkansız. Ancak aidatı havale vs yoluyla komşumun bir yakını ödüyorsa durumdan haberi olmayabilir.

@mikahakkinen: Obsesyon nedeniyle hiçbir şey yapamaz hale gelen birini ve tedavi sürecini yakından gördüm. Herkesin bazı sorunları elbette var ancak obsesyondan bahsedilmesi için bu obsesyonun kişinin günlük hayatına zarar vermesi gerekir. Kendimin ve etrafımdakilerin görebildiği kadarıyla bende günlük hayatıma zarar veren bir obsesyon yok. Kaldı ki davulun sesi uzaktan hoş geliyor, kapısından gelen kokuyu alsan ondan sonra anlarsın ben mi obsesifim yoksa burada sıkıntılı bir durum mu var.

@truf: Yaşım ve hayat tecrübem gereği bu kokunun öyle her yaşlının evinden gelmediğini kolayca bilebilecek konumdayım. Bizim de yaşlı akrabalarımız ve eşimiz dostumuz var ve evden gelen koku, herhangi bir koku değil. Hele öyle herhangi bir rutubet kokusu falan hiç değil. Evine gidip bir şey ikram edebilmem söz konusu değil çünkü o kokuya ben dayanamam. Yakın zaman önce bu kokuya benim tarafımdan tanık olan başka kişiler de oldu ve kokunun dayanılır gibi olmadığı hususunda oybirliği ile hemfikiriz. Elimde kokudan başka somut bir veri yok ancak hanımefendinin taşındığı sürenin başından itibaren gözlemlediğim hususlar bir anomali olduğunu ortaya koyuyor, bunu da sorumda detaylı bir şekilde ifade ettim. Derdim de sadece evin temizlenmesi ya da son kertede komşumun tahliye edilmesi değil çünkü bunlar yapılsa dahi sorun çözülmüyor, sadece öteleniyor ve başkalarının sırtına yükleniyor.
0
🌸10551037
(05.12.25)
Önce yönetimle konusun. Ardindan durumu belediyeye bildirin. Belediyelerin psikososyal destek birimleri vs de var. Yardimci olabileceklerini tahmin ediyorum.
Ayrica yazi diliniz cok akici, hikaye okuyormusum gibi akti okurken. Tebrikler.
0
chihirovekohaku
(05.12.25)
Alakasız anlatımınız çok hoşuma gitti, rodingot vs gibi kelimeler de olsa hiç şüphe etmeden bu metnin bir dostoyevski romanından alıntı olduğuna ikna olabilirdim :) onun için artı oy verdim;

Yalnız millet niye bu kadar eksilemiş anlamadım. Hasta bu insanlar :))
-1
makbur
(05.12.25)
@chihirovekohaku: Teşekkürler. Belediye ile görüştüm biraz önce. Düşündüğüm gibi sorunu tamamen çözemiyorlar (öyle bir beklentim de yoktu elbette) ancak beklentimin aksine, olumlu yönde daha fazla adım atabiliyorlarmış. Ben açıkçası belediyenin de hiçbir şey yapmayacağını düşünüyordum ama yanılmışım. Başvuru halinde evdeki çöpleri atıyorlarmış ancak temizlik yapmıyorlarmış. Temizlik yapılmaması ne yazık ki son derece anlaşılır, öyle bir temizlik için ciddi emek/saat tahsis edilecek ancak o ev en kısa sürede eski haline geri gelecek. Belediyede bu işi ben yönetsem, ben de temizlik işine girmezdim sanırım.

@makbur: Teşekkürler. Rus edebiyatının vazgeçilmesi olan kavram ve sözcükleri de kullanabilirim ancak sorunu son derece basit ve duygulardan arınmış bir şekilde anlatmama karşın sessiz bir tepki alıyorum. Biraz daha edebi bir tarafa kaysam buradaki Tiktok insanları muhtemelen uzun yazı zehirlenmesi geçirir, tedavi olarak aralıksız 5 gün Tiktok, Reels ve Shorts izlemek zorunda kalırlar ancak yine de kalıcı hasar riski devam eder :)

Eksi verenler azıcık delikanlıysa neden eksi verdiklerini yazsınlar. Ciddi bir şey yazıyorlarsa, ben bu yazıda bir hata yaptıysam açıkça söylesinler ben de üzerinde düşüneyim hatalıysam hatamı kabul edeyim. Yok, buna bile zaman ayırmaya değmeyecek bir durum varsa uğraşmasınlar beni engellesinler. Bu soru nedeniyle beni kimse engellememiş, önceden engelleyen sadece 1 kişi vardı ve engelleyen sayısı artmamış. Eksileyenlerin kim olduklarını bilsem, bu teklifim üzerine makul bir süre içinde (mesela 1 hafta) eleştirilerini bana iletmemeleri halinde hepsini engellerim ama kim olduklarını bilmiyorum.
+1
🌸10551037
(05.12.25)
Belediye durduk yere müdahale edemez. Babamın hâlâ yaşadığı apartmanda cidden çöp eve dönüşmüş bir daire var. Apartman yönetiminin topladığı imzalarla belediyeye şikâyet edildi, belediyeden görevliler gelip "şikâyet var, böyle yapma" dediler ama sadece ortak alandaki eşyalara (apartman eskiden sobalıydı, bodrum katta bir koridor boyunca her dairenin depo olarak kullandığı kömürlükler ve bu koridorda kadının saçma saçma eşyaları vardı) müdahale yetkileri var. Tekrar tekrar şikâyet edildikten sonra (yanılmıyorsam belediye tarafından) dava açıldı, dava biraz sürdü, dava sonuçlandıktan sonra belediye ekipleri daireyi boşaltmaya geldiler. Ama öncesinde "şu tarihte geleceğiz" diye bildirim gönderdikleri için kadın o sırada kendince kıymetli bulduğu şeyleri evden çıkarıp bir yerlere tıktı. Evden kamyonlarca çöp çıkmasına rağmen kısa zamanda yine doldurmuş diyordu diğer komşular.

Hastalığı çeken için de çok zor, böyle biriyle komşu olmak da çok zor. Kolay gelsin. Bence yöneticiyle görüşüp öyle ilerleyin, "o toplara girecek biri değil" diye bir şey yok, yöneticinin ilgilenmesi gereken bir konu nihayetinde.
+2
kobuzchu kiz
(05.12.25)
(2)

Kredi kartı ile fiziki altın alabileceğimiz güvenilir bir site var mı?

Bartebly
sb
sb
0
Bartebly
(04.12.25)
Nadir Gold
Tuğrul Kuyumculuk
Ahlatçı

Ben Ahlatçı'dan alıyorum. PTT ile geliyor.
+1
gabe h coud
(04.12.25)
Nadir Gold'tan 3-5 defa aldım. Bir sorun çıkmaz orda. Bilezik türü şeyler diyorsan, Çiçek Dede'nin hep oralardan aldığını söylediği 3-5 yerin listesini verdiği bir video vardı. Onu bul istersen.
0
Mirket
(04.12.25)
(9)

Bir ilişki için kendinizden ne kadar ödün verirsiniz?

Kahvedesu
Ne kadar düşersiniz? İlişki de değil, hoşlanıyorsunuz diyelim.
Ne kadar düşersiniz? İlişki de değil, hoşlanıyorsunuz diyelim.
0
Kahvedesu
(02.12.25)
0
0
gule gule
(02.12.25)
Kadın erkek farklı ya. Erkek olduğum için biraz yüzsüzlük oluyor. Çok ödün vermem.
0
arbre
(02.12.25)
0.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(02.12.25)
Ödün vermek çok genel bir ifade.
0
gabe h coud
(02.12.25)
Ödün vereceğim konunun ne olduğuna bağlı. Bir de karşı taraf da yeri geldiğinde benim için ödün verir mi onu bilemem.

Zannetmiyorum ya, kimse için ödün vermem. Fedakarlık yapan da çok sevilmez zaten.
0
rock n roll
(02.12.25)
insanın kendisini aptal hissettireceği kadar ödün veriyorum/verdim.
0
rakicandir
(02.12.25)
karşı tarafın güzellik derecesine bağlı.
0
hold the door
(02.12.25)
mesela çok beğendiğim bir kadın var benden 3 yaş büyük hemen hemen.
gezip, tozar, gayet evlenirim.
hatta ciddi bir ilişki istese, sadece beni sevse dünyanın en mutlu insanı olabilirim.
ama kadın çocuk istemiyor.
o yüzden iyi ki beraber değilmişiz diyorum.
0
rain when i die
(03.12.25)
Ben zamanında çok düştüm o yüzden başına gelmeden 0 yazanlara bakma insan başına gelmeden bilmez. Önemli olan ders çıkarmak belki gene düşerim aşık olma dereceme bağlı
0
mirty
(03.12.25)
(9)

İlk izlenimde ezik algılanmamak için

egerbiryolcu
Bu kelimeden nefret ederim ama sanıyorum ki insanlar tarafından böyle algilanabiliyorum ve bu durum da artık gına getirdi. Beni yıllarca tanıyan insanlar az çok fikir sahibidir hakkimda. Ama onlar bile beni tam tanımıyor bence. Kimi sessiz biri olduğumu kimi nazik biri olduğumu laf arasında dile ge
Bu kelimeden nefret ederim ama sanıyorum ki insanlar tarafından böyle algilanabiliyorum ve bu durum da artık gına getirdi. Beni yıllarca tanıyan insanlar az çok fikir sahibidir hakkimda. Ama onlar bile beni tam tanımıyor bence. Kimi sessiz biri olduğumu kimi nazik biri olduğumu laf arasında dile getirir. Ama eskiden kırıcı şeyler de duyardım. Garip olan şey ise beni çok kısa süredir tanıyan bir insan bile "sen öyle biri değilsin sen tartismazsin ama ben yaparım ederim" gibi kendini güçlü konumlandirdigi cümleler kurabiliyor. İş yerinde mesela mobinge ugramistim. Mobinge ugramamin sebebi ise müdür yardımcısına karşı hakkımı savunmak, benim için skandal bir düşünce yapısına sahip olduğu için bunu dile getirmek olmuştu. Ben bu durumdan bir yıl muzdarip oldum bunu sorguladığımda ise insanlar bana sen sessizsin işte o yüzden üstüne gelmiş diyolar. E ama aksine kimse sesini çıkarmıyordu ben hakkımı savundum diyorum daha ne yapayım. Yakın zamanda üniversitede bir hocam beni fazla tanımadığı halde arkadasimla beni kiyaslamisti o senden daha zeki diye. Bunu ona düşündüren tek şey arkadaşımla daha önce iletişimde olması, arkadaşımın o hocaya hediye vermesi ve ortak projemizi direkt hocaya arkadaşımızın anlatması yani "yoğun girişkenlik"ti. Zira diploma notum, kpss puanım ve hocanın bayildigi proje fikrinin tamamen bana ait olması ortada. Üstelik bilen bilir duyuruda kendime yukleniyorum diye uzunca bir yazı yazmıştım. Tüm bunları yaşayıp sorumluluklarının bilincinde, hayallerime hayal katmaya devam eden bu yolda kimseyle uğraşmayan ama her ne sebeple insanların sıklıkla incitici söz ve davranışlarına yoğun şekilde maruz kalan biriyim. Dün gece mesela maruz kaldığım kabaliklardan biri aklıma geldi ve ağladım. Kimin ne hakkı var ki beni uykumda üzmeye.

Arkadaş ortamlarında şoyleyim. Samimiyet hissettiğim yerlerde kendimi açarim esprili biriyim herkesin sadiginin aksine konuşmayı anlatmayı da çok severim ama eğer rahatsız olduğum şeyler varsa kabuğuna çekilirim sessiz kalırım. Rahatsızlıktan kastım kötü şeyler değil sadece, mesela diyelim herkes aşırı konuşkan ben kimsenin sözünü kolay bölemem veya eskiden daha çok yapardım bunu biri bana bir şey sorarsa laf atarsa konusurdum. Bunu tabii astım ama yine de herkes o kadar hararetli konuşuyor ki lafa bir türlü giremiyorum.

Eskiden insanları çok alttan alırdım kendim kirilsam da onlar kırılmasın diye sineye çektiğim çok şey olurdu. Bu durumu da aşmaya baaladim. Hayatımdan insan cikarabiliyorum çok sevdiğim bir insan bile olsa baktım ki beni aptal yerine koymaya başlıyor artık yine çok kırıcı olmadan defteri kapatıyorum. Ağır şekilde üstüme gelenlere ise ona göre ben de karşılık veriyorum. Eski affediciligimi bilen insanlarda şok etkisi yarattığına şahit oldum.

İş meslek hayatı olarak ise çaliskan biriyim. Bunu baskalarindan da duyardım ama çok dillendirmeden fotograflamadan videolamadan yuruturdum calismalarimi (öğretmen). Hiç ders işlemeyen bir öğretmen bana "bu sene bı tık daha aktifsin" gibi bir cümle kullanmıştı şok olmuştum. Kendisi branş dersimizde çocuklara hiçbir şey yaptirmiyordu benim sınıfındaki çalışmalar duvarlarda bariz belli velilerin olumlu donusleri belliyken.

Okulda da kimseyle çok konuşmazdim dediğim gibi ilişki kurmakta zorlanır ve tek takilirdim. Bu kız niye hiç gülmüyor diyeni bile duydum.

Yani canımı sıkan o kadar çok şey yasamisimdir ki bunlar ilk aklıma gelenler. Takildigim şey kendi halimde olan ama gayet zeki çalışkan insan ilişkilerinde de nazik kavgacı olmayan biri olmak. Bunların sonucu zorbalanmayi mi hak etmek oluyor?

Ben de diyorum ki artık insanlara başka yüzümü göstereyim kimse hafife almasin haddini aşamasın. Mesela bu bir yeni arkadaş veya iş ortamı olabilir. İlk izlenimde böyle algilanmamak için nasıl davranışlarda bulunulmalı. Belki hiç yapmadığım farkındalığımın artacağı şeyler önerirsiniz.

Teşekkürler simdiden.
0
egerbiryolcu
(02.12.25)
En başta öz güvenini arttır. Bunun başı spor. Haftada 1 gün yüz. Duruşun düzelir. Bazı kızların duruşu çok kötü. Dik yürü. Ağırlık çalış.

Biraz ukala olmayı dene.
0
arbre
(02.12.25)
Duruş bozuklugum var evet yoksa fiziğim boyum çok iyi onu asmaliyim.
Ukala olmak bunun üstüne de çalışmam gerek sevdim bu öneriyi. @arbre
0
🌸egerbiryolcu
(02.12.25)
ben de ayni sebeplerden terapiye basladim, bana cesitli sebepler saydi boyle olmamiza neden olmus olacak. henuz aktif olarak bir degisimde bulunmadim kisa suredir yaptigim icin fakat farkindaligim artti, bu da degisimin ilk adimi gibi dusunuyorum. iplenilmemek konusu bazen cok canimi sıktığı için yakın zamanda en yakın arkadaşıma yakınıyordum (benim onu iplediğim kadar onun beni iplememesi konusunda), ters tepti, alıştığı insan farklı birşey söylemiş olunca resmen çıldırdı ve gerçek yüzünü görmüş oldum.

çare aktif olmak, başkaları ne der diye düşünmemek, bu da özgüvenin daha sağlam olmasına bağlı, kendine ne kadar inanırsan başkalarını o kadar az takarsın. uzun yıllarda oluşmuş karakterin hızlıca değişmesini beklemek gerçekçi olmaz ama, baby steps.
0
mirafiori
(02.12.25)
sen normalsin de sana şöylesin böylesin diyenler anormal olmalı. kendini değişitirmen gereken bir durum yok. insan şöyle birine dönüşmeliyim diyerek o kişi olamıyor. sadece tavırlarını ve insanlara yaklaşımını değiştirebilirsin o kadar. hem onlara kendini ispatlamak zorunda degilsin.

gora da ceku diyo ya arif ben dünyaya ayak uydurabilecek miyim? bırak dünya sana ayak uydursun diyo o misal.

dert etme sen öyle de güzel bir insansın.
+4
koela
(02.12.25)
İs hayatında karşılaştığın zorbalıklar meslektaşlarımızın genelinin düşük IQ lu olmasından kaynaklanıyor. Ben de genelde zorbalanırdım öğretmenler odasında. O kısmı mümkünse kafana takmamaya çalış. Diğer alanlarda neyi nasıl halledersin bilemiyorum, terapi yardımcı olabilir.
+1
sekizdokuzon
(02.12.25)
mutlak sevdiğin, sevildiğin bir insan sana gözlemlerini iletecek ve sen de bunları süzgecinden geçireceksin. ablama dişlerini yaptır ablacım derim. kardeşime de saçlarını kısa kestirme derim. başkasına demeyeceğim şeyler bunlar. yoksa herkesin bir çıkarı var ve samimi değiller. mutlaka sebebi dışarıdan belli oluyordur, farkında olmanı sağlayacak insanlara danış.
0
gabe h coud
(02.12.25)
daha az empati yap. daha fazla kendini sev. önceliğin kendin olsun. yüksek enerjili ol. bu otomatikmen özgüvenini arttıracak. sonrasında baskın taraf haline geleceksin ve bu sorunları yaşamamaya başlaycaksın. bu hayat sporunu yapmak istiyorsan pr'ını reklamını iyi yapacaksın bir de.
0
archmeister8
(02.12.25)
@arcmeister8
O kadar doğru bı şeye değindin ki gerçekten aşırı empati kuruyorum dediğim gibi eskiden beni aglatsalar bile karşılık versem onları uzmekten cekinirdim. Halbuki yalnızlığı seven de bir insanım ama dışardan kendime bakınca sanki insanlar benden vazgecmesin diye her şeye katlaniyorum. Halbuki öyle değil. Empati olabilir sebep.
+1
🌸egerbiryolcu
(02.12.25)
ukala falan olmayı kesinlikle deneme herkes nefret eder senden.

bu tamamen özgüvenle alakalı. sakin ol. her şeye atlama, dinle, ortama adapte olunca sen de hafif hafif kaynaş.

güzel giyin, gerekirse bi tık daha fazla harca görünümüne, bakımlı ol, saç sakal vs. güzel kok.

biraz spor yap, duruşun düzelsin vs.

ama ukala asla olma.

kibar ol, ufak iltifatlar et.

vs. vs.
0
gurur
(02.12.25)
(8)

Siz de kötümser misiniz?

gnosis
Ülke ve dünya gündemi, gelecekle ilgili kaygılar, hastalıklar, yolunda gitmeyen işler derken son yıllarda iyice kötümser birine dönüştüm. 2026’nın 2025’ten daha iyi olacağına pek inanmıyorum. Sonuçta her şey algıyla ilgili ama objektif olarak bakınca gidişat kötü değil mi? Aksine inanmak da biraz Po
Ülke ve dünya gündemi, gelecekle ilgili kaygılar, hastalıklar, yolunda gitmeyen işler derken son yıllarda iyice kötümser birine dönüştüm. 2026’nın 2025’ten daha iyi olacağına pek inanmıyorum. Sonuçta her şey algıyla ilgili ama objektif olarak bakınca gidişat kötü değil mi? Aksine inanmak da biraz Pollyannacılık gibi geliyor.

Kötümser: dünyada iyi şeylerden çok kötü şeyler olduğuna inanan, gelecekten umudunu kesen, her şeyin sonunu ya da belli bir işin sonunu kötü gören (kimse).
0
gnosis
(02.12.25)
bazı arkadaşlarım bana çok kızıyor ama kurt yediği ayazı unutmaz misali geçmişte yaşadığım sıkıntılardan maddi problemlerden vb. dolayı her şeyin en kötüsünü düşünür ona göre hazılanırım ama duruma göre hareket ederim. bu bence realist olmaktır. dediğin gibi ülkemiz ve hayat şartları çok bi polyyannacılık oynanılacak gibi değil. realist olup ayağımızı yorganımıza göre uzatmazsak, b planı c planı yapmazsak işimiz zor.


geçen bir youtube videosu daha doğrusu reklamı izledim. hayvancılıkla uğraşan bir adam yakında para geçmeyecek hayvanı olan hayatta kalacak diyordu. hak vermemek elde değil.

1 yumurta 10 lira başka sözüm yok.
0
Fodera
(02.12.25)
(git: 1613457) nolu duyuruya verdiğim cevabı kopyalıyorum:
——alıntı——
Türkiye'deyim. Tadım hiç kaçık değil şu sıralar. Çok kaçtığı zamanlarım da oldu. Bu biraz sizinle de alâkalı.

Hep söylerim, her çeşit kriz ortamında (sağlıksal, ekonomik, sosyokültürel, afet vs. ve hatta savaş) gerek ekonomik olarak büyüyen, gerek maddi/manevi üretebilen insanlar hep var olmuştur. İdeal koşulların oluşması için çok beklememek, adapte olmak, pozitif yaşamayı öğrenmek lazım.

Bugün 42 oldu yaş. Hayattan öğrendiğimden biri budur. Sakın "memleket güllük gülistanlık" anlaşılmasın. "Samanlığı seyran etmek" bahsettiğim şey.

Türkiye'den çok beter ve çok güzel yerler bolca mevcut dünyada.

Psikolojide dış etkenlerin katkısı bir ise, iç dünyamızın on...
——alıntı——

Kötümser olmamak, mevcut koşullarda pozitif şeylere odaklanmak lazım. Kendimizi kandırmaktan bahsetmiyorum. İnsanoğlu toba felaketinde bile yaşamayı başarabilmiş. Adapte olup mücadele etmek lazım. Şu anda dünya 2. Dünya savaşı yılları kadar kötü değil mesela. Ama güllük gülistanlık da değil. Karamsarlık insanı mutsuz ve işlevsiz yapar. Umut ve mücadele lazım.
+1
yadigar
(02.12.25)
hep kotumserim, cunku eninde sonunda (bkz: murphy's law)
youtu.be
0
cooperr
(02.12.25)
hersey yolunda diye yillardir kendimi uyutuyordum. taa ki gecen sene 2 ay yurtdisinda yasayincaya kadar. dondugumde aslinda herseyi sadece idare ettigimiz gercegini idrak ettim. yok marmariste yasiyorum, yok param var, evim var, arabam var, sporumu yapiyorum, manitam var vs.. hepsi sadece makyaj. gun sonunda sokaga cikip trafikte bagiran, lokantada kaziklayan, apartmanda kavga eden, televizyonda zirlayan tipleri gorunce birim anlaminda yasam kaliten dusuyor. kotumserlik bana gore degil cok saglıksız. polyanna da sayilmam. her kotu olaydan bir ders, ders yoksa motivasyon yukseltme firsati olarak gorurum. kotumser olan yada guzellemesi yapan biriyle asla isim olmaz. kotumser olunca noel baba catidan gelip oyuncak vermeyecek.

www.youtube.com
+1
buenosdias
(02.12.25)
sıfır kötümserim. %100 iyimserim demek değil. küçük şeylerin tadını çıkarıyorum ve azla mutlu olmayı becerebiliyorum. az da denmez. elimdekiyle.
+2
gabe h coud
(02.12.25)
Kötümser olmayanlar her şeyin iyiye gittiğine ve düzeleceğine mi inanıyor? Mesela ben yukarıda değinilen toplumsal sorunların da her geçen yıl daha kötüye gittiğini ve gideceğini düşünüyorum. Seneye daha çok çatışma olacak, daha çok çocuk işçi ve çocuk suçlu olacak, dolandırıcılık olayları ve uyuşturucu kullanımı artacak, işyerlerinde daha çok ölümlü kaza olacak...

Bugün beni mutlu eden şeylerden olabildiğince keyif almaya çalışıyorum. Çünkü yarın çeşitli nedenlerle onlara erişemeyebilirim ya da onların da tadı kaçabilir.
0
🌸gnosis
(02.12.25)
Herseyi sosyal medyaya baglayan dallama olmak istemiyorum ama bana biraz sosyal medya etkisi gibi geliyor. 80'ler 90'lar guzellemesi biraz nostalji, burada gereksiz tartismalara da girdik daha once cok detaya girmeye gerek yok. Turkiye toplumunun durumunda dert edecek birsey yok demiyorum, kesinlikle var ama ne yapabiliriz.

Uzun zamandir Facebook'a girmiyordum. Birkac gruba bakayim derken aliskanlik oldu gene. Neyse omurgasiz zuckerberg oyle seyler gosteriyor ki hem sinirleniyorum hem bagimlilik yapiyor. Mesela hep damarima basacak turden, vay efendim Turkler ne kadar da barbardi, bizi oldurduler temali seylere denk geliyorum. Genelde balkan halklarindan gelen paylasimlar oluyor. Dolayisiyla bu durum bende bir cesit ic sikintisi yapiyor.

Mesela 2010'lara dair yazilanlara bakin, gene bir karamsarlik var. Ekonomik kriz baglamindaki soylemler daha zayif bugune kiyasla ama gene var.
0
mbond
(02.12.25)
@mbond twitter, facebook, instagram kullanmıyorum. Burası, reddit ve sayılıyorsa YouTube sadece. Redditte de yabancı sublara bakıyorum. Hemcinslerimin yoğun olduğu sublar, hobiler vs. Hayat başka ülkelerde daha güzel yanılgım yok. Dünya genel olarak kötüye gidiyor bence.

"Bir çocuk yaptık, şimdi durumumuz çok iyi değil, zor geçiniyoruz ama gelecek yıllarda daha iyi olacağına inanıyorum. Bir tane daha yaptık." diyen var mı mesela?
0
🌸gnosis
(02.12.25)
(12)

Buradan İlişki Tavsiyesi Almak Ne Kadar Doğru?

lapetitemort
Sizin tecrübeniz nasıl? Duyurudaki yorumları ve yönlendirmeleri faydalı buluyor musunuz?
Sizin tecrübeniz nasıl? Duyurudaki yorumları ve yönlendirmeleri faydalı buluyor musunuz?
0
lapetitemort
(01.12.25)
İnsanlar ne olursa olsun zaten kendi bildiklerini okurlar bu yolda gelebilecek farklı yorumları görmelerinin iyi olabileceğini düşünüyorum.
En nihayetinde arkadaşlarımızdan da ailemizden de fikir alabiliyoruz bazen görmediğimiz bir detayı görebiliyoruz bu sayede ama tepkiler ne olursa olsun sonunda kendi istediğimizi yapıyoruz.
Yönlendirmeleri değil ama yorumları faydalı buluyorum.
+2
mutekebbir
(01.12.25)
aklına gelmeyen bir düşünce patternini buradan fark edebilirsin. onun üzerinden değerlendirme yaparsın bir de. ben faydalı buluyorum.
+9
archmeister8
(01.12.25)
Doğruluk kısmı şöyle; buradan aldığınız tavsiyeyi körü körüne uygularsanız tabii yanlış olur. Her ilişkinin kendine has dinamikleri vardır. Burada verilen tavsiye ilişkiye dışardan objektif olarak bakmanı sağlar. Önerileri kendi ilişkinin dinamiklerine göre uygulayıp filtrelemen gerekir. Yoksa herkesin tavsiyesi farklı olur. Ez cümle 3. Göz iyidir. Göremediklerinizi gösterir
+3
Rondak
(01.12.25)
İlişki içindeyken bazen iq düşüyor kolaylıkla görülebilir olanlar görülemez olabiliyor, o nedenle farklı bir gözün görmesi iyi olabiliyor bu anlamda.
+2
kizil karga
(01.12.25)
Bazı kişilerin evet.
+5
gabe h coud
(01.12.25)
bazı kişilerden alınır +1
0
Bir sıcak el uzanır tutmasam olmaz
(01.12.25)
Üniversite okurken aşık olduğum kızdan şu ana kadar (10 yıl) onlarca soru sordum. Sıkıntılı tipleri ciddiye almazsam dikkate aldım çoğunu. Ama şöyle bir şey var. En son kararı kendin vereceksin ve ilişkini millete malzeme etmeyeceksin. Bu konuda hatalarım oldu.
+1
arbre
(01.12.25)
buradan duygusal ilişki tavsiyesi almadım ama işle ilgili almıştım (duyuruyu sildim) ve cevaplardan birkaç aşırı derece kalp kırıcı olsa da, biri çok iyiydi, bildiğin bana bakış açısı kattı ve insanlarla mesafemle ilgili bir sınır kazandırdı bana. kimdi unuttum ama adını. gıyabında allah razı olsun diyelim :)

duygusal ilişkiler ile ilgili emin değilim ya, partnerinin kişiliğini ve aranızdaki yaşananları buraya her ayrıntısı ile aktaramayacağın için yorumlar yüzeysel kalabilir.
+1
Sadece soruyorum
(01.12.25)
bence aşırı mantıklı. burdaki arkadaşları dinleseydim hayatımdam bir buçuk saati boşu boşuna saçma bi insanla geçirmeyecektim. sanki ben değil, onlar adamla konuşmuşlar gibi nokta atışı yorumlar geldi hahaha
+1
euteamo
(01.12.25)
kendi mantik süzgecinden gecirmeden söylenen hicbir seye körü körüne uymayacaksin zaten.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(01.12.25)
yıllar önce evliliğim dağılma noktasındayken, burada ilişkiyi bıçak gibi kesmemi söyleyen , aksi takdirde başımıza gelecek senaryoları tahminen anlatan büyüklerim olmuştu. dinlemedim. söylediklerinin hepsi tam isabetle birer birer yaşandı. yıllarımı kurtarabilirdim. yapmadım. yapsaydım da diğer seçenek içimde kalırdı, haklı çıkacaklarını bilemezdim. hayat böyle bir şey ne yazık ki, bir yol ayrımına geldiğimizde deneyerek seçim yapamıyoruz.
+1
loch ness
(02.12.25)
içeriğe bakarak evet veya hayır. Kısa ve net hüküm içeren sırf yazmış olmak için yazanlar oluyor onları dikkate almıyorum ama çok bilgece tavsiyeler ve yorumlar da okudum. o kişileri zaten takibe de aldım.
+1
Kediyi üzdün
(02.12.25)
(3)

konut kredisi çekerek hata mı yaptım

asap raki
2.5m konut kredisi çekip ev aldım. kenarda 2m param kaldı, 500k borç yapıp evi öyle de alabilirdim kredisiz.şu an 86k kredi ödüyorum. para hep altındaydı hala altında duruyor. para kolay birikmiyor diyerek tüm altınlarımı satmak istememiştim. kredi 5 yıllık.sizce hata mı ettim? altınları satıp kredi
2.5m konut kredisi çekip ev aldım. kenarda 2m param kaldı, 500k borç yapıp evi öyle de alabilirdim kredisiz.

şu an 86k kredi ödüyorum. para hep altındaydı hala altında duruyor. para kolay birikmiyor diyerek tüm altınlarımı satmak istememiştim. kredi 5 yıllık.

sizce hata mı ettim? altınları satıp krediyi kapatsam mı? yoksa bu şekilde devam edeyim mi?

kredi maaşımın yarısı civarına denk geliyor.
-1
asap raki
(30.11.25)
bu enflasyonda ben altinlari bozmazdim. 1 sene sonra tl aldiginiz kredi eriyecek ama altin degerlenecek. bu sene sonra borcu kapamis olsaniz da, o borca ödediginiz para kadariyla seneye ayni miktar altin kenara koyamiyor olabilirsiniz. nacizane, dogru yapmissiniz diye düsünüyorum.
+1
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(30.11.25)
Çok iyi yapmışsın.
0
nickini vermek istemeyen uye
(01.12.25)
maaşının yarısına geldiği için yüksek faizli tüketici kredisi, ek hesap ve kredi kartı nakit avans finansmanına yönelecek olursan zarar edersin bu işten. işi sıkı tutarsan ve ayrıca borçlanmazsan iyi yapmışsın.
0
gabe h coud
(01.12.25)
(13)

Yapay zeka işleri bitiriyomuş, işsiz kalacakmışız

xephyr
Selamlar, Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu s
Selamlar,

Bizim beyaz yakaları böyle bi stres bastı. Yazılımcılar filan eskisi kadar ordan oraya zıplayamıyor. Neyse böyle bir görüş var, genel olarak 2025-2035 arası birçok kişinin işsiz kalacağı öngörüsü işte.

Hp, amazon, google gibi şirketler de baya işten çıkarma yaptılar. Piyasa destekliyor bu söylemleri yani.

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek. Herkes verimlilik için kelle kopartıyor ama o adam artık amazondan alışveriş yapmayacak. Hp laptop almayacak. Youtube premium almayacak vs.

Bu durumda kısır bir döngüye giriyor gibi oluyoruz. Tüketim yoksa bu sefer üretimin anlamı kalmayacak. O yapay zeka sunucuları yapacak iş bulamayacak.

Dünyayı yöneten aileler ne düşünüyor acep bu gidişatta? Herkesi asker yapıp, kuru fasulyeyi dayayıp, kavga mı ettirecekler? Ya da 3 kuruş işsizlik maaşı ile texas arazilerinde ırgatlık mı yapacaz?

Teşekkürler.
+1
xephyr
(30.11.25)
www.weforum.org

www.ebsco.com


Bu iki kavramı iyice anlarsan sorduğun soru da netleşir senin için. 70’lerde tek maaşlı fabrika işçisinin ev araba aldığı dünyadan buraya geldiğimiz gibi, ev arabanın sadece lease edildiği ve şirketler için yaşayacağımız bir evrene gidiyoruz. Ars forums vs zamanında 2000’lerde bunları çok konuşurdu
+3
avatar is back
(30.11.25)
Şahsi görüşüm ve şirketin de yaptığı yatırımları kullanmaktan öğrendiklerim (copilot entegre, palantir, kinaxis vs bir sürü şey);
Şimdi benim yeni bir ürün grubum var. Bu ürün grubunda eskiden reorder point denilen bir lanet ile yaklaşık 3000 tane komponent yönetiliyor, MRP yok. Her hafta raporla shortage hesaplanıyor.
Kinaxis ile bu tamamen ortadan kalkiyor, machine learning ile son iki senede ortalama bu komponentler ne kadar kullanilmis vs yeni forecast var mi derken bana resmen gelecek iki sene tahmini ne kullanacagimi çıkarıyor.
Önceden bunu supply chain manager yapiyormus. Satin almaci da takip ediyormus. Su an bu görev tamamen gitti.
Yapay zeka; bunu daha çok palantirde görüyorum. Bana "su itemler x zamandir satılmıyor, karlari da düşük. Bunlari öldür diyor product managera misal.

Yani benim şu an gördüğüm tedarik zincirinde bizim işimizi daha iyi yapmamizi sagliyor.
Yalnız normal islerde ben sıkıntıyı yapay zekada değil offshoreda görüyorum. Bizde bütün operasyon işleri hindistan'a gitti. Benim misal direkt satın alma, sourcing, indirekt satın alma, lojistik hepsi hindistan. Kısacası daha yapay zeka gelmeden bu kısım tamamen yok oldu.

Açıkçası ben tedarik zincirinde şu son 1 senede gördüğüm sorunlardan sonra 10 senede yerimin yapay zeka ile dolmasina şaşarım çünkü benim sirketim full yapay zeka olsa da tedarikciler, forwarderlar değil. Çok afedersin 10 kişilik Japonya'daki tedarikçiyi gel yapay zeka ile yönet yani ya da Fas'ta İngilizce maillera Fransızca yazan amcayi yönet.

Benim gördüğüm etki belli bir çerçeve içinde hareket eden ya da işi okumak, analiz etmek olan sektörlerde falan sıkıntı olabilir. Misal yazılım çok normal sıkıntı olmasi, sonuçta ortada işin alfabesi var. Milyon kaynak var.
Gene diğer sorun misal consulting. Bu consultinglerde işi analiz etmek, araştırma yapmak olan juniorlar olurdu. Onlarin yarisina gerek kalmıyor.

Onun dışında bugün bir tane kartonun eksikliği sebebiyle 6 tane kişiden değişim onayi isteği oldu üretim durmaması için. Bunun için bile 6 tane kişinin onayı istenen yerde sektörleri komple yapay zeka dönüştürmenin riskini alacak babayiğit yok şimdilik. Misal yapay zeka hatası sebebiyle kontrat yanlış çıktı ya da yapay zeka hatası sebebiyle 1 yerine 1 milyon alındı vs. Bunlarin riski kimde sorusunun cevaplanmasina daha var.
Ben açıkçası offshore'dan daha çok korkuyorum. Çünkü hindistan'da zehir gibi insanlar var, çok iyi çalışıyorlar ve elini sallasan binlercesini buluyorsun bir anda.
+1
logisticsmanager
(30.11.25)
Doğru, Türkiye'nin önde gelen yazılım şirketlerinden birindeydim. Geçtiğimiz haftalarda işten çıkardılar. Zannımca her 6 ayda bir en düşük performans gösterenleri çıkartıp yavaş yavaş eleman sayısında küçülmeye gidilecek. Artık herkese AI ile iş yaptırıyorlar ve gerçekten muhteşem sonuç çıkardığını ve verimliliğimizi %70'ye yakın arttırdığına bizzat şahidim. Artık sadece en iyilerin kalabileceği bir döneme girdik. Bir sonrakinde de en iyilerin en iyileri kalacak ve böylece az sayıda maksimum verime ulaşana kadar devam edeceğini düşünüyorum.
0
duyurunun bug'ı
(30.11.25)
Buna ek olarak çoğu firmanın geleceği düşündüğünü düşünmüyorum. Çoğu şu an productivity yükseltip revenue peşinde. Zuckerberg, musk falan 20 sene sonra ne olacağını umursamiyor. O sonraki jenerasyon sorunu onlara göre.
Gene de dediğim gibi herkesin işsiz kaldığı senaryoyu utopik görüyorum. Şahsi görüşüm tabi.
-2
logisticsmanager
(30.11.25)
Bu kadar uzun vadeli öngörülerde bulunmak kolay değil.

Ama bahsettiğiniz senaryo doğru.

yine de iktisatta en temel konulardan biri şu:
Bir ülkede ne bolsa o ucuzdur. Avrupa'da, ABD'de, Çin'de teknoloji bol, o yüzden teknoloji ucuz. Bazı ülkelerde insan bol, o yüzden insan emeği ucuz. Yani burada ekonomik tercihler devreye girecek. Bazı alanlarda ai daha ucuz olunca ona gidilecek, bazı yerlerde insan daha ucuz olduğu için o devam edecek.

Hindistan'da otomatik kapının tamiri daha pahalıya geliyor diye, vardiyayla kapıyı açıp kapatsın diye insan çalıştırıyorlar mesela. Otomatik kapı yine ama insan açıyor.

Şimdi biraz daha derine inelim.

Çok uluslu bir şirkette pazarlama alanında çalışıyorum.

Bu konuda çok ciddi yatırımlar yapan bir şirket.
Ve bu yıl şirketin global inovasyondan sorumlu yöneticisi şirketin geliştirdiği ai projesini anlatmak için geldi. Proje muhteşem. Birçok departmanın, bakın kişinin demiyorum departmanlardan bahsediyorum, işinin önemli bir bölümünü dakikalar içinde yapabiliyor. 2-3 gün süren bir işi 2-3 saate indirebiliyor. Ama tabii ki bu işlerin %40'ını yapabiliyor. Ama bu şu demek, o departmanda çalışan 10 kişiden 4'üne gerek yok gibi.

Öte yandan adam çok kritik bir şey söyledi, ai şu anda fikir üretemiyor, şimdilik. Yani hayal gücü yok. Senin ona çizdiğin sınırlar içinde analiz yapıyor, senin ona çizdiğin yol haritasını uyguluyor vs vs. Otomasyon konularında muhteşem bu arada.

İşte burada diyor ki, fikir üreten insanlar bu işten şimdilik en az etkilenenler olacak beyaz yaka dünyasında. Tabii ki rol değiştirerek. Fikir üreticisi değil, fikir küratörü olacaksınız. Yani terzi değil, gardrop için en ideal parçayı seçen küratörler. Bu ai'ın yapamayacağı bir şey. Ai'a nasıl fikir aradığını öğrettiğinde senin için denemeler yapabilir. Ama en doğrusunu yine sen seçiyor olacaksın.

Yazılımcılardaki durum da bu. AI sana sıfırdan bir proje geliştiremez. Ama sen bir projenin mimarisini oluşturursan ne yapacağını biliyorsan parça parça o projeyi inşa edebilirsin. Ama ai'ın sana üreteceği parçalar yine lego blokları olacak. O lego bloklarını kullanarak sen inşa edeceksin yine.

O yüzden istihdam azalacak bu da doğru. Otomasyona dayalı işler, robotikle de birleştiğinde daha az insana ihtiyaç duyulacak. Fabrikalar vs.

Şu da var, 21. yüzyıl fikri mülkiyet ve patent yüzyılı. Bu devrin ekonomik değeri bu. Üretim gücü değil. Patentin varsa, ürünü nerede ürettiğinin kimin ürettiğinin önemi yok. iPhone'u sen tasarladıysan ister çin'de ürettirirsin, ister abd'de. Üreticinin önemi azaldı artık. Ama o patent sende olduğu sürece para eden şey de o.

Avrupa, ABD, Japonya, Güney Kore zaten bunu uyguluyor yaklaşık 60 yıldır.
Gelişmiş ülkelere bakın, çoğunun patent gücü üretim gücünün üstündedir.
Çin de son anda bu treni yakaladı.

Bu ülkeler ve bölgeler dışında kalan bütün ülkeler, bu ülkelerde geliştirilen fikirleri ucuz iş gücüyle üreterek para kazanmaya çalışıyor. Montaj sanayisi, ucuz işçilikli tekstil atölyeleri, ucuz hizmet sektörü (tasarım hizmetleri vs. de dahil)...

Şimdi ipin ucunun koptuğu yer de burası.
Patenti bulan adam eskiden kendi ülkesinde üretemiyordu, çünkü pahalı ve maliyetliydi.
O yüzden gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerde ucuza malediyordu.

Şimdi ai ve robotik teknolojileri sayesinde belki bu üretimi de çoooook daha ucuza halledecek. Ai orijinal fikir bulamıyor demiştik ya, ama var olan fikirleri çok iyi uygulayabiliyor, üretim yapabiliyor, otomasyon yönetebiliyor.

Şimdi olası senaryolara bakalım: Avrupa için
Yani hani "nüfusu yaşlanıyor, nüfusu azalıyor avrupa batacak" diyorduk ya mesela, tam tersi azalan nüfus işlerine geliyor artık. Az sayıda nitelikli nüfus, o nitelikli nüfusun altyapı işlerini görecek ai ve robotik teknolojileri, onlar için üretim yapacak, onlar için sokakları temizleyecek, onlar için asfalt dökecek, çöp toplayacak vs. (Çin'de tamamen robotlar kullanarak yol inşaatı falan yapıyorlar artık). Yani bu işler için tuttuğu göçmen nüfusu da yavaştan ülkelerine gönderecek. Zaten mecbur gidecekler çünkü iş bulamayacaklar. Ha avrupa'nın bir handikapı şu, ağır sanayiye çok yaslandı ama teknoloji devrimini kaçırıyor. Onlar da çin ya da abd'ye bağımlılar şu anda ai konusunda.

ABD:
Nüfusun nitelikli kısmı refah içinde yaşarken, niteliksiz nüfusu ya göç edecek ya da bu varlıklı kesimin güdümünde çalışacak hayatını idame ettirecek. Avrupa'yla benzer senaryolar. Zaten artık mülk sahipliği giderek zorlaşıyor. Leasing sistemi, kiralama seçenekleri gündemde. Beyaz eşya firmaları bile spotify gibi abonelik sistemine geçiyor bazı bölgelerde. Servet sahibi değilsen, evini, arabanı, eşyalarını, kullandığın tüm hizmetleri kiralayacaksın, belki hatta şirketler sana iş yaptırmak için maaş yerine bu ödemeyi yapacaklar sadece. Bir de eline cüzi bir miktar kalıyor olacak. Dediğim gibi ai yüzünden işlerin tamamı kaybolmayacak ama işsizlik oranları artacak. Sistemin içinde kalmak isteyenler sermayeleri yoksa şirketlerin dayattığı koşullara razı olacak, uyumsuzlar da dışarıda kalacak. Şu anda da böyle zaten. Sadece daha görünür olacak bu netlik.

Japonya&Kore:
Bunlar zaten patent manyağı memleketler. Inovasyon konusunda çok ciddi seviyelerdeler. Kore hyundai sayesinde boston dynamics gibi bir devi satın aldı. yakın zamanda bu konuda çok ciddi atılımlar yapacaklar. Benzer senaryolar bunlarda da geçerli. Zaten dışa kapalı toplumlar çok göçmenleri yok nüfus nitelikli buralar şu ankinden çok farklı olmaz.

Çin
Ucuz iş gücüyken dünyanın bir diğer inovasyon merkezi olma yolunda ilerliyor. Çılgınlar gibi teknoloji geliştiriyorlar, patentler alıyorlar. Robotikte ve ai konusunda çok hızlı ilerliyorlar. Özellikle ai konusunda batılılara göre daha az regülasyonla uğraştıkları için etik metik yok bam bam geçiyorlar. Çin'de zaten nitelikli biriysen önün açık sistemde. Nitelikli değilsen bir şirketin bünyesinde ucuz işçisin. Hayatı fabrikalarda geçen insanlar var. Fabrikada yaşıyor, orada konaklıyor, orada yemek yiyor, orada çalışıyor. AI sebebiyle bu tip yapılar daha fazlalaşacaktır.

Geri kalan ülkeler:
Bu treni yakalayamayan ülkeleri zorluklar bekliyor gibi bir durum var. Mesela Türkiye tarım ülkesi diyoruz değil mi? Ama tarım ve hayvancılık ağırlıklı olarak insan gücüne dayalı. Çünkü insan emeği türkiye'de daha ucuz. Türkiye'de teknoloji yoğun bir çiftlik kurmak istediğinizde hem kurulum maliyeti yüksek, hem beşeri sermaye dediğimiz arge zayıf yani bunu da dışardan alacaksınız onun da maliyeti yüksek, hem de yatırımın geri dönüşü uzun.

Ama hollanda'da teknoloji ucuz. O yüzden adam insansız tarım yapıyor neredeyse.

Şimdi Türkiye bu aşamada rekabet ediyor. Maliyetler yakın birbirine. Ama bir noktada insanın kapasitesi sınırlı. Robotik teknolojileri hem daha da ucuzladığında, hem de verimliliği arttığında aradaki fark açılacak.

Mesela türkiye'de marul yetiştiriciliği nasıl yapılıyor? Topraktan.
Hollanda'da nasıl yapılıyor? fabrikada.

Senin 1 dönüm arazin var. 1 ton atıyorum mahsül alıyorsun. Tanesi marulun 10 cent diyelim.

Hollandalının da 1 dönüm arazisi var. Ama adam dikey topraksız tarım sistemi kurmuş. 10 kat çıkmış. Yani 1 dönümden 10 ton ürün alıyor. İlk fark burada.

Sen tarımda doğa koşullarına bağlısın.
Adam kapalı yerde yaptığı için otomasyonu yani yapay zekayı bağlamış iklimi kontrol ediyor. Hastalık var mı yok mu bin tane kamerayla ürünleri izliyor.

Sen insan işçiliği kullanıyorsun.
Adam tarım için uygun robotlarla çalışıyor. Saksıları robotlar ekiyor, saksıları robotlar suluyor, yetişen ürünleri robotlar topluyor, kasalıyor paketliyor.

Youtube'da belgeselleri var. 10 ton ürün veren marul çiftliğini 2 kardeş idare ediyor robotlarla. Bugün o da 10 sen de 10 cente üretiyorsun.

Ama yarın onun teknolojisi gelişince onun maliyeti 8 cente inecek belki. Üstelik sen 1 dönümde 1 ton üretmeye devam ederken, o belki 1 dönümde 20 ton üretmeye başlayacak. İşte o zaman fark açılacak. Onlar daha zenginleşirken sen yerinde sayacaksın.

Yani gelişmiş ülkeler ai'dan nasıl etkilenir bilmiyorum ama az gelişmişler özellikle ucuz iş gücüne yatırım yapanlar bazı riskleri görmeliler.
+7
anten
(30.11.25)
@logisticsmanager'e bir yere kadar katılıyorum ama biz hep şöyle düşünüyoruz; yapay zeka yanlış yaparsa sorumlusu "kim" (hangi insan)? burada kaçırdığımız olay şu; biliyorsunuz geçmişte yapay zekanın dil modeli geliştirip kendi aralarında bir bağ kurduğundan falan bahsedilmişti. yani şunu demeye çalışıyorum yapay zekayı da yapay zeka denetleyecek. mesela şu an yapılan "müzik devrimi" bu müziklerin iyi ya da kötü olduğuna kim karar verecek. yine yapay zeka verecek :)
+1
Rondak
(01.12.25)
Ben demek istediğinizi anladım ancak kurduğunuz mantık düşündüğünüz sonucu doğurmuyor aslında. Amazonun kendi personeli tarafından yapılan alışveriş amazonun yıllık hasılatının herhangi bir bindesine bile tekabül ediyor mu ki? Diyelim bu konuda hassasiyet gösteren insanlar bu şirketleri boykot ettiler, bu işten çıkarmalar artınca, şirketler çeşitlenince ve hatta genele yayılınca ne olacak? Hangi biri boykot edilecek?

Sizi amazon işten çıkardı ve siz de amazon kullanmamaya başladınız X şirketinden alışveriş yapmaya başladınız diyelim, kullandığınız X şirketi de kendisi için karlı olan bu yola eninde sonunda girdiğinde ne olacak?

Kafanızı kurcalayan nokta sadece bu temel üstüne kuruluysa sorunuzun cevabı net aslında. İşten çıkarmalar bu şirletleri zora sokmayacak.
0
akhenaten
(01.12.25)
@akhenaten; sanirim arkadas bu tarz isten cikartmalar sonucu coken orta sinifin keyfi harcamalara pay ayiramayacagini, ve dolayisiyla isten cikarma yapan firmalarin dolayli olarak mal ve hizmetlerini satin alacak insanlari bulamayacagini soyluyor. boykottan bahsetmiyor yani, orta sinifin cokusunden bahsediyor.

dedigi elbette olacak. late stage capitalisme kafa ustu cakiliyoruz hayirlisi olsun. ai gibi, otomasyon gibi verimlilik arttirici sistemlerin sefasini surecegimiz yeni bir dunya duzenine elbette gecilecek, ancak o vakte kadar yani muhtemelen onumuzdeki 10-20 sene bizi cok sikintili donemler bekliyor. sinif gecislerinin askiya alindigi, cok kisitli bir elit sinifin kendi varoluslarini milyarlarin sefaleti pahasina devam ettirmeye calisacagi bir doneme giriyoruz.

benim tahminlerim su sekilde.

1) varlik sahibi insanlar su ana kadar hep yaptiklari sekilde kendi guclerini daha da arttirmaya calisacaklar, ve dunya uzerinde siyaset ve medya mevkilerine yakinliklarindan dolayi bunda ilk once basarili da olacaklar. (bence su anda bu asamadayiz. amerika'da yoksul muhafazakar kesimin kendi elleriyle trump'i secmesi, ve trump'in onlarin ulasabilecegi egitim ve saglik hizmetlerini budamasi, kendilerini hukumet islerinden kovmasi dunyanin en komik fikrasi olabilir)
2) ancak durum oyle bir noktaya gelecek ki insanlarin ezici cogunlugunun hayattan bir beklentisi kalmayacak. kaybedecek seyi kalmayan insanlar ciddi bir sosyal calkanti yaratacak.
3) ic savaslar, veya dupeduz savaslar sonucunda toplumlar uzerinde biriken gerilim bosalacak. bu bosalma sonucunda bir 100 sene daha gidecek yeni bir toplumsal duzen olusacak. bu duzende insanlar verimliligin tavan yaptigi bir gerceklikte, daha guzel bir dunyada yasayacaklar. gelismis ulkelerde cokmekte olan nufus ciddi bir bolluk yaratacak kisi basina dusen varliklarin artmasindan dolayi.

velhasil uzun vadede ne olacagini kestirmek guc, ancak ayni gectigimiz 10 senede yasadigimiz gibi kisa vadede onumuzdeki yillar da hep bir oncekinden daha kotu olacak maalesef.
+1
antikadimag
(01.12.25)
yazılımcılar işsiz kalınca tüm işliler işsiz mi kalıyor? onun için mi aşağıdakini yazdın?

Lakin anlamadığım şey şu, nüfus belli, bu adamların işsiz kalması aslında tüketim tarafının kısılması demek.

yazılımcılar işsiz kalınca yazılımcıların işsiz kalmaları öncesi ve sonrasında buldukları işten elde ettikleri gelir ile arasındaki fark kadar ekonomide (kısır bir bakış açısıyla) eksilme olur. kira yiyen yine kira yiyecek. pazarda don satan yine kafasına geçirmeye devam edecek. dönüşüm her zaman vardı, her zaman olacak. bu taksiciler ne yesinden farkı yok dediğinizin. ne yerlerse yesinler. who cares. yazılımcıların toplam işgücündeki oranı nedir? aşağıya yuvarlarsak sıfır.
0
gabe h coud
(01.12.25)
@antikadimag demek istediğimi özetlemiş. yazılımcı, beyaz yaka birer örnekti aslında. konu orta sınıfta işlerini kaybedecek kişilerin harcamalarını kısacağı, verimliliği arttıran firmaların ise mal/hizmetini satacak müşteri bulamaması. kısır bir döngü olacak sanki.
0
🌸xephyr
(01.12.25)
yazilim bundan 50 yil once sirketlerin ar-ge departmanlarinda deneysel calisan, daha cok bilim alanina yakin bir isti. o nedenle sirketlerde elle sayilacak kadar az sayida yazilimci calisirdi. daha sonra yazilim problemlerine kitlesel cozumler bulundukca herkesin yapabilecegi ve ogrenebilecegi bir alan oldu. bu sayede sirketlerde cok buyuk oranda yazilimci calismaya, yazilimci talebi artmaya, ve bu is populer olmaya basladi. simdi yazilim yine eski haline donuste, yani daha cok bilim ve arastirma alanina kayacak gibi gozukuyor. hala cozulmemis yazilim problemleri var, yapay zeka ile dogrudan cozulemeyecek problemler de olacak. yazilimcilar bu dar alanda yapay zeka yardimi ile bu tarz problemlere cozum arayacaklar. bu nedenle de sirketlerde daha az yazilimci ihtiyaci olacak, bircok sirket icin gereksiz olacak. yani iyi olanlar kalacak, digerleri baska alanlara yonelecek.

ama veri bilimi, devops gibi alanlar yapay zeka ile gelisim yasar, yani yine iyi yazilimcilar bu alanlarda verimli olurlar.

insanlik tarihinde de ekonomik donusumler hep var, hala bunun icindeyiz. hatta su anda dunyada hem bundan 100 yil oncesini yasayan hem de 100 yil sonrasini yasayan bolgeler var. bunlara bakarak cikarim yapabiliriz. ornegin teknolojik gelisimin tamamlanmamis oldugu yerlerde is gucu, emek on planda. ornegin tarim ile gecinen bir toplulukta iyi kazma kullanan, agir kaldiran degerli. makina tamir edebilmek, demir uzerinde calismak yuksek nitelik. simdi bu toplumlarda yonetim, strateji, planlama gibi isler yok denecek kadar az.

modern toplumlarda ise kaba kuvvet yerine, yoneticiler ve stratejistler degerli ve yogun calisan kesimi olusturuyor. yuksek degerli isler ise daha cok sanat ve eglence ile yer degistiriyor. gunumzde bakin ekonomik olarak rahat, yasamak icin kosturmak zorunda olmayan kesimim deger verdigi seyler guzel bir tablo, nadir bir saat, iyi tasarim bir yat.

yani tahmin ettiginiz uzak gelecekte, beslenme, saglik, barinma gibi temel seyler herkes icin rahat ulasilabiir olursa, insanlar temel olarak rahat bir hayat yasar, bol zamanlari olur, bu sayede farkli isler populer olur. ornegin bundan 30 yil once eglence sektorunde youtuber olmak gibi bir is yoktu, simdi insanlarin daha cok bos zamani oludugu icin bu bos zaman youtube uzerinden eglence ile doldurulma ihtiyaci dogudu, artik bu tarz eglence isleri artti. spor gibi alanlar da populer olur, cunku kisisel zaman artinca insanlarin spor takip etmeye, spor uzerinden eglenceye, ve ek olarak spor yapmaya daha cok zamani olur. tarim toplumunda spor alaninda "personal trainer" ihtiyaci yok, ama yeni modern hayatta bu isi yapan cok.

kisaca babalarimizin, dedelerimizin bos beles isler dedigi isler ilerde populer profesyonel isler olur. ekonomi bu isler uzerinden doner, direkt kaba isleri ise makinalar yapar, yapay zeka planlar.
+2
emrahday
(01.12.25)
Bu şekilde uzun vadeli öngörülerde bulunmak zor çünkü modellemeyi etkileyen parametreler değişebilir ve genellikle mevcut koşulları düşünerek bir öngörü oluşturmaya çalışıyoruz.

Öncelikle yapay zekada henüz zannedildiği gibi bir gelişme yok. Hala daha eski algoritmalar kullanılıyor. Son birkaç senedir bu algoritmaları çalıştıran işlemciler geliştirildi, elimizdeki veri arttı ve bu veriyi işlemeyi daha verimli hale getiren bazı düzeltmeler yapıldı. Yani ortada bir yenilik yok, sadece daha hızlıyız. Bundan 30 yıl önce de benzer çıktıları alırdık ama cevabı almamız belki 1 gün sürerdi.

Yeni algoritmalar ortaya çıkmadan yapabileceklerimiz bu kadar. Mevcut durumda devrimsel gelişmeler yaşanmayacak, sadece veriyi daha iyi kullanacağız ve sistemler biraz daha hızlanacak. Yapay zekayı eğitip kendi sektörüne, kendi işine adapte edenlerin maliyetleri düşebilir.

Yapay zekadan asıl beklenen fikir üretme, daha önce hiç yaşanmamış deneyimlerle karşılaştığında yorum getirebilme, çözüm üretebilme, gerektiğinde çözüm sunabilme, kendi kendine öğrenme gibi konulara şimdiki durumla ulaşılamaz. Yarın yeni bir algoritma geliştirilirse, yeni durumun sınırlarına bakarak yeniden yorum yaparız.

Hal böyleyken nasıl bir ekonomik düzene geçeceğimizi kestirmek zor.
0
iustitia omnibus
(01.12.25)
Cevaplara hızlıca göz gezdirdim. Allahtan : "Yapay zeka işimizi almayacak, işimizi kolaylaştıracak" diyen arkadaşlar gelmemiş. Muhtemelen kendileri issiz kaldı. O yüzden gelip burda yazmaya utanıyorlar. Sürecin nasıl olacagı belli işini kaybeden arkadaşlar beden gücü gerektiren işlere yönecek. Tabi o tarafta da yıgılma olunca ne olacagı muamma
0
limonlu eksi
(01.12.25)
(19)

İstanbul Dünyanın en güzel şehri sözüme inanıyor musunuz?

tahirkemalbozoglu
Bu masala inanan var mı gerçekten.Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
Bu masala inanan var mı gerçekten.
Adam onlarca ülke, şehir gezmiş. İstanbul en iyisi, en güzeli diyor. Abi şehirde nefes alacak, yürüyüş yapacak ne park var ne kaldırım var. Her yeri sıkışık , dar, nedir bu İstanbul masalı gerçekten ogrenmek için soruyorum.
-6
tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
Istanbul bir turist icin muhtesem bi sehir ama onun disinda yasamak icin cok guzel diyemeyiz evet. Her seyden once bir kere cok kalabalik, korkunc bir trafigi var, bir yerden bir yere gitmek zulum. Belli basli yerler disinda da cok kotu sehirlesme ve ayni zamanda dediginiz gibi yesil alan sikintisi var.

Tum bunlarin yani sira surekli yasayan, aktif, kultur sanat etkinlikleri olan, bogaza sahip, keyifli bir deniz ulasimi olan, tarihi ve kozmopolitligiyle de muhtesem bir sehir.

Bu tarz isler subjektiftir aslinda, cok da fanatik gibi savunmaya gerek yok, bireysel olarak ben de yasamak icin cok uygun bir sehir olarak gormuyor ve size katiliyorum.
+1
bosver nicki
(30.11.25)
Aslında cidden çok güzel bir şehirdir fakat hem toplum halk olarak hem devlet-hükümet olarak senelerdir güzelim şehrin içinden geçtik, geçiyoruz. Sadece Akp özelinde değil, öncesinde de içinden geçilmişti. Akp geldi onlar da içinden geçti, biz halk olarak da içine ettik.

İstanbul'un Roma'dan aşağı kalır yanı yok. Hatta iddia ediyorum, fazlası bile var; Boğaz Köprüsü.

Yabancılar çok seviyor İstanbul'u. Avrupa ülkelerine gittiğimde lokal turlara katılıyorum, İstanbul'dan geldim dediğimde akılları çıkıyor. Güzelim şehrin içine ettik hep birlikte.
+1
put it in your appropriate place
(30.11.25)
Bunu diyen hayatında başka bir yer görmemiştir. Ancak nufusu 5 milyondan az bir istanbul için güzel derdim. Bunun için de 1920 lerde falan olmamız lazım. Full stres, trafik, kişisel alan yok gibi
-1
michael harddd
(30.11.25)
dünyanın en güzel şehri mi bilmiyorum ama senin kötülediğin kadar da değil. baya iyi bir şehir, dünyanın en eğlenceli ve güzel şehirlerinden birisi. böyle oldugu için kalabalık zaten. güzel olup kalabalık olmayan yok ki. new york, londra kalabalık değil mi? ayrıca kalabalık olmayan yerler de var. hafta içi gündüz gezmek baya keyifli. yürüyüş yapacak yer çok var. on tane sayarım şimdi. avrupa yakasında maçka parkı, bebek sahili, istiklal caddesi, gülhane parkı, yenikapı, florya ve yeşilköy sahil şeridi, anadolu yakasında üsküdar sahil, caddebostan sahil, fenerbahçe parkı, bağdat caddesi, maltepe sahil şeridi, ve daha pek çok yer var. şehir içi olarak kadıköy moda taksim beşiktaş nişantaşı. kültürel etkinlik olarak yine zorlu, vadistanbul, pek çok spor salonu konser ve etkinlik alanları ile dolu bir şehir. bu şehri beğenmiyorsan güngörenden dışarı çıkmamış olman lazım
0
abelardo
(30.11.25)
Senin için dünyanın en güzel şehri neresi?
O şehrin bulunduğu ülkenin reddit sub'ına gidip burası dünyanın en güzel şehri bence, katılıyor musunuz diye yerel dilde sor; sen İstanbul için ne kadar negatif düşünüyorsan onlar da o kadar negatif konuşacak.

Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.
E demek ki onlar senin için önemli değil bunlar önemli, demek ki İstanbul "sana göre" dünyanın en güzel şehri değil.
Aynı şekilde, başkaları için öyle.

Dünyadaki insanların İstanbul'u neden bu kadar beğendiğini anlayamayacak olmak bana biraz kıt fikirlilik geliyor üzgünüm, o yüzden böyle Bilale anlatır gibi yazdım. Yoksa bu sorunun olması gereken cevabı: sana göre değil ama bazılarına göre öyle.
0
Bruce
(30.11.25)
"gelirin yıllık 200 bin dolardan fazlaysa evet mis gibi şehir. ayda 80-100k tl kazanıp abi istanbul yeaa diyenler özellikle beyaz yaka tayfa bence biraz salak
0
f02561
(30.11.25)
istanbu'da doğdum büyüdüm ve onlarca ülke, yüzlerce şehir gezdim. istanbul'u ilk 10'a bile sokmam. ne yaşanılabilirlik olarak, ne ekonomik olarak, ne sağlık açısından vs. vs.

ama istanbul'u 5-10 gün geçirmiş çok yabancıyla tanıştım. avrupa'lısı, amerika'lısı. çoğundaki izlenim çok başka. yani en sevdiği şehir mi dersin, bi daha gitmek için plan yapanlar mı dersin, heyecanlı heyecanlı fotoğraflarını gösteren mi dersin. batılı bir turist açısından hem bu kadar oryantal ve orta doğu yanı olup hem de bu kadar batıya adapte, modern ve güvenle gezebildikleri çok az yer var.

keza iddia ediyorum, oligarkından arap emirlerine, abd'li milyonerlerden uzak doğunun kilit isimlerine pek çok kişi şu an istanbul'da ve onların gözünden de çok başka bir şehir. çünkü parayla deneyimin bu kadar değişebildiği fazla şehir yok. bu apayrı bi konu.
0
gitdaddy
(30.11.25)
soylenenlere bir sey eklemek istiyorum. istanbul kozmopolit bir sehir degil. istanbul'da yasayanlarin ne kadari yabanci? resmi rakamlara gore bir milyon civari. yani neredeyse %5 civari. birincisi bu cok dusuk bir oran. ikincisi bu %5'in zaten cok buyuk bir bolumu ulkesinden kacmis ama avrupa'ya gidememis siginmacilar ve gocmenler. kucumsemek icin soylemiyorum. fakat kozmopolit sehir boyle olmaz. yani guzel, eglenceli vs. oldugu icin kalabalik diyorsunuz ama yabanci yok denecek kadar az (yani tercih edilen bir sehir degil). ayrica ic gocun nedeni de istanbul'un guzel, eglenceli vs. olmasi degil maddi kaynakli. bunu zaten istanbul'daki carpik kentlesmeden gorebilirsiniz.

ikinci deginmek istedigim konu da dunyanin en guzel sehri diyenlerin kimler oldugu. yani bunu soyleyenlerin cogu turk, yabanci birinden istanbul'un dunyanin en guzel sehri diye bir sey duymadim. evet, guzel sehir cok duydum ama turistik olarak gittiginde cogu yer guzel zaten, nihayetinde sinirli bir sureyle gidiyorsun, turistik yerleri geziyorsun, planin programin oluyor, butcen oluyor vs. elbette bu kaos, carpiklik, tuhaflik yabancilara da otantik, enteresan geliyor.

ucuncusu mesela hangi ranking'te istanbul birinci cikmis bilen var mi? ben bilmiyorum. ayrica soyle bir durum var. bazen en cok ziyaret edilen sehir cikabiliyor. ama bu rankinglerde transfer yolcularinin seyahatleri de eklenebiliyor. soyle ki turk hava yollari'nin bir servisi var, biliyor muydunuz bilmiyorum ama transfer yolcusuysaniz ve ucaklariniz arasinda belirli bir saat farki varsa ucretsiz sehir turuna katilabilirsiniz. ustelik yemek, muze girisleri vs. dahil ucretsiz. bilmiyordunuz degil mi? asagida kaynak verdim. iste bunlar da genelde ziyarete dahil ediliyor. tabii ziyaret etmek en guzel sehir oldugunu dusundukleri icin olmayabilir veya ziyaret sonrasi bu dusuncede olmayabilirler.

kisacasi bu goruse katilmiyorum, ama zevkler ve renkler tartisilmaz tabii.

kaynak: www.turkishairlines.com
0
Sour
(30.11.25)
@bruce

“Dünyanın nefes alması, park etmesi en kolay, parkları yeşili en bol şehrinde(neresiyse fark etmez) İstanbul'un sahip olduğu güzelliklerin hiçbirini bulamayacağını iddia ediyorum.”

Ne alakası var abi. Senin yapılaşman rezaletse, insana verilen değer yerlerdeyse, yapılaşma, ulaşım ve bireysellik vs kimsenin umrunda değil herkes olabildiğince vurdumduymaz ise tarihi alandan yok, geçmişten gelen mirastan filan da kurtaramazsın bu işi. Hoş o da kalmadı da. Yapılan restorasyonlara bak be bi. Her alanda şehrin içine edilmis. Gayet de örnekleri var. Sen becerememissin ve rezil etmissin. Roma, Londra, Viyana, Paris bu şehirlerde hem tarih var hem yaşam var. İnsanca yaşam.
0
🌸tahirkemalbozoglu
(30.11.25)
istanbul büyük ihtimalle dünyanın en güzel şehri. baya da yer gezdim, karşılaştırılabilecek bir yer bulamadım.
0
tchuck
(30.11.25)
bu tamamen bakış açısı, beklenti ve maddiyatla alakalı bir ikilem. çok trafik var, çok kalabalık vs gibi söylemleri dünyanın sayılı metropollerinden biri için söylemenin bir manası yok, zira bütün metropoller böyle. metropolleşmeye çalışan yeni kurulan şehirler de böyle, Dubai vs.. İstanbul'u diğer metropollerle kıyasladığında çok önemli artıları var, bu yadsınamaz bir gerçek. yemeğinden sporuna, denizinden-boğazından kültürel aktivitelerine, tarihinden tut havasına (temizlik demiyorum sıcaklık diyorum), dünyanın her yerine uçuş bulabildiğin harika bir lokasyon ve hava yolu imkanından, uluslararası bir çok işin hubı olmasına bir çok anlamda kıyas götürmez avantajları var. maddi açıdan iyi bir durumda olmayıp, iyi bir semtte yaşamıyorsan, işinle evin arasında mesafe çoksa bunlar her metropolde olduğu gibi problemdir. ama istanbul'da villa hayatı yaşayan da binlerce insan var. Ya da Fenerbahçe'de ev, Kalamış marina'da tekne, caddede ofisi olan bir insanın hayatına kötü diyebilir misin? Böyle bir imkan kaç metropolde var? Çok iyi restoranlar, iyi bir gece hayatı, durmak bilmeyen servis ve hizmet sektörü, bürokrasiyi hızlı hallettirebildiğin bir sosyal hayat.. İstanbul'da ortalamanın üstünde geliri olan insanlar gerçekten çok iyi bir hayat yaşıyor.

ayırca yürüyecek yer yok demek biraz haksızlık olur. evet şehrin eski bölgesi bir miktar dar doğal olarak ve tabii ki Mecidiyeköy Esenyurt vs gerçekleri de var ama iki yakasında da hala mis gibi kilometrelerce sahil var, boğaz da keza öyle, ayrıca ormanları var, tarihi yarımadada yürümenin verdiği keyif var. biraz tek taraflı bir yorum olmuş.

Ayrıca İstanbul'a gelip de beğenmeyen, etkilenmeyen birini görmedim bu güne kadar ki yıllardır uluslararası ticaret alanındayım yüzlerce misafirim oldu. Kendim de 40 ülke gezdim, yüzlerce şehir. Dünyanın en iyi şehri sorusu zor bir soru, bir çok katman var, bunu bilemem. Ama İstanbul kesinlikle bu soruya aday bir şehirdir.
+2
awlmi
(30.11.25)
Yurtdışındayım, bence İstanbul çok güzel.
-1
Kahvedesu
(30.11.25)
O efsane soz: Vatandasi olmasak guzel ulke aslinda. Fonda: www.youtube.com

Bunu diyen yabanciysa kisaca nedenleri:
- Resepsiyonist, garson, hizmet sektoru bir iki hello ceker, guler yuz gosterir hemen tav olurlar. Hizmet sektorunde ustumuze yoktur. Taksicimiz turist musteri icin adam bicaklar gozunu kirpmadan. Bir cok ulke hizmet sektorunde berbat, guler yuz hak getire. Iyy yabanci geldi, bunla mi ugrasicaz, dilimizi konussun, dilimizi niye ogrenmemis diye turist adama multeci, vergimizle gecinen siginmaci muamelesi cekip irkcilik bile yaparlar.
- Yemeklerimiz, mutfagimiz cok buyuk arti. Londra'da Turk restoranlarinda calisan tanidiklarim var. En sevmedikleri Turk musteriydi. Turk musteri cunku o yemegin nasil olmasi gerektigini, kivamini, tadini biliyor. Yabancinin onune ne koysak yiyor, herseyi begeniyor mallar diye dalga geciyorlardi. Cogu ulkenin damak zevki yok, patates kizartmasini, sosisi bile yemek saniyorlar.
- Ulkedeki cinsel aclik nedeniyle yabanci kadin turistler kendini burada Bella Hadid zannediyor. Rahatsiz olan da vardir ama begenilmek, ilgi gormek dunyanin en guzel seyi hele bir de kendi ulkenizde ortalama veyahut ortalama alti bir tipseniz hoslarina gidiyor. Ayni durum erkekler icin de gecerli. En ortalama sarisin batiliyi koy, Kivanc muemelesi gorur yani. Maalesef fizik, guzellik, kendine bakma gibi durumlarda ulke ortalamamiz cok dusuk.
- Haklarinini asla odeyemeyecegimiz sokaktaki kedi, kopek dostlarimizin yaptigi pr. Yabanci zaten sokakta basibos bir kedinin, kpegin oldugunu gorunce mavi ekran veriyor. Sen bunun onune yatip, sev diye kucagina oturursan eriyorlar.
- Bogaz, Tarihi yarimada'nin guzelligi.
- Sehrin canli civil civil hareketli olmasi. Atiyorum bugun pazar, Avrupa'da yaprak kimildamaz. Bizde hafta ici hafta sonu, gecmis erkenmis farketmez sehir yasiyor dersin yani.
- Saglik turizmi, estetik turizminde de ucuyoruz zaten.
- Turk dizileri. Belki de en onemlisi sona kaldi. Ulkeye turisti ceken en buyuk etmen kanimca.
0
freedonia
(30.11.25)
İstanbulun bazı bölgeleri çok güzel doğru turistik gezersen güzel diyebilirsin ama bütüne bakarsan güzel diyemem.
0
basond
(30.11.25)
Turistik olarak istanbul dünyanın en güzel 10 şehri arasında. bunu birçok seyahat dergisi de sık sık listelerde söylüyor.

Ama en güzeli mi? Tartışılır.

Yaşamak içinse yaşam endeksi sıralamalarında epey gerilerde.

Evet turist olarak gelip bir süre kalıp gidenler tabii ki bayılır. Hindistan'a gidenler de bayılıyor ay ne otantik diye. Ama bir de yaşayana sor.

Batılılar istanbul'u otantik ve değişik bulduğu için seviyor. Müslüman ağırlıklı nüfusa sahip şehirler içinde en güvenilir gezebildikleri yer çünkü. Bir de batıda alıştıkları konfor da var. Yani alıştıkları birçok şeyi istanbul'da bulabiliyorlar. Tarihi mirası kuvvetli vs... Bir de ucuz. Batılı turisti cezbedecek her şey var.

Ama bu dediğim 90'lar 2010'larda daha belirgindi. Şimdi biraz daha farklı turist profili de değişti. Biraz hala bir popüleritesi var ama eskisi kadar değil. Biz biraz geçmişin mirasını yiyoruz.

Yani dubai ile istanbul'un yıllık turist sayıları neredeyse kafa kafaya. Dubai dediğin 15 senelik bir şehir. Buradan biraz ders çıkarmak lazım.

Bir defa istanbul sanıldığı kadar kozmopolit değil artık. Zaten öyle bir nüfus çeşitliliği yok. Yani New York'a bakıyorsun, yedi milletten adam bir arada. Bir yanda Çin lokantası, karşısında dönerci, yanında hamburgerci... Otobüse biniyorsun şoför senegalli, taksiye biniyorsun şoför hintli, restorana gidiyorsun garson italyan, şef fransız... Bu çeşitlilik kültürel zenginliktir.

Eskiden global şirketlerin doğu avrupa ya da orta doğu merkez ofisleri buradaydı. Şimdi doğu avrupa merkezleri varşova'ya kayıyor, orta doğu merkezleri dubai'ye.

Kültür sanat arenası da rekabet ettiği şehirler gibi öyle çok parlak değil. Dünya çapında meşhur sahneler yok, hiç olmadı. Galeri ve müze koleksiyonları sınırlı. Yani dünyanın en güzel şehri diyorsak turistik manada, new york'taki müzeleri düşünün, londra'yı, Paris'i bir de istanbul'dakilerin koleksiyonlarını düşünün.

Gastronomi, mutfağımızla çok övünüyoruz ama... Biz kendimizi övüyoruz. Evet güzel mekanlarımız var, güzel bir kültürümüz var. Ama daha birkaç sene öncesine kadar michelin yıldızlı restoran bile yoktu İstanbul'da.

Bilmemkaç kilometre sahilden bahsediyoruz şehirde, ama barcelona'ya bakıyorsun, şehir boydan boya plaj neredeyse. İstanbul'da denize adım atabileceğin yer sınırlı. doğru düzgün deniz ulaşımı bile yok.

Elde sadece bir boğaz manzarası kalıyor.

Yani bütün olası rakiplerle kıyaslayınca... Güzel şehir ama en güzeli mi?
+1
anten
(30.11.25)
Yedi göbek İstanbul Tarabyalıyım ve İstanbul dünyanın en güzel şehri diyen birine tek önerim google mapsden Genoa’da herhangi bir yerin sokak görüntüsüne bakmasıdır..
0
suicides underground
(01.12.25)
istanbul gerçekten taşı toprağı altın eşsiz bir şehir. belediyelere kızıp kenti boklamaya gerek yok. arada metrobüsten cık gozlerini baska yerde aç belki güzelliklerini fark edersin.
-1
koela
(01.12.25)
Gezmesi güzel, yaşaması kötü. Yine de Beşiktaş-Kadıköy vapuruna binince insan iyi ki burada yaşıyorum diyor. Sonra Marmaray'a balık istifi binince severim bu aşkın ızdırabını diyor. Dünyanın en güzel şehri değil bence İstanbul ama nevi şahsına münhasır bir şehir. Benzeri yoktur dünyada bence.
0
peki madem
(01.12.25)
inanıyorum. Acarkent'te yaşıyore.
0
gabe h coud
(01.12.25)
(7)

1 milyar sperm arasından yarışı nasıl kazandık?

messina123
şu an yaşayan tüm insanlar 1 milyar spermle yarıştı ve kazandı. bazen aklım almıyor. Ki babalarımız allah bilir bu yarıştan kaç tane yaptırdı. Belki 100’lercesinde bir yarış dahi olmadı. Öyle olduğunda sayı trilyonda 1’lere iniyor. Dünyaya bugün uzaylı bir ırk gelip tüm insanlığı yarıştırsa hepi top
şu an yaşayan tüm insanlar 1 milyar spermle yarıştı ve kazandı. bazen aklım almıyor. Ki babalarımız allah bilir bu yarıştan kaç tane yaptırdı. Belki 100’lercesinde bir yarış dahi olmadı. Öyle olduğunda sayı trilyonda 1’lere iniyor.

Dünyaya bugün uzaylı bir ırk gelip tüm insanlığı yarıştırsa hepi topu koca dünyada 6-7 kişi kazanacak.
-2
messina123
(30.11.25)
çelme taktım.
0
Karim iceride uyuyor ben seni dusunuyorum
(30.11.25)
tamamen tesadüf.
+1
orpheus
(30.11.25)
içerde tanıdık vardı (anne) ona torpil yaptırdık
+1
f02561
(30.11.25)
Yarışa pol pozisyonundan başladık. Başka bir şey değil. Geriden gelip bir milyar spermi geçmek diye bir şey yok. Yani bu işler sırayla.
+1
gabe h coud
(30.11.25)
Asıl kazanç ahirette diye bakıyorum.
Her türlü bu hayatın sonunda ölüm var .
Geçmişte alim birinin dediği gibi :
Bu dünyaya geldik ya, yakayı ele verdik .

Hal böyleyken , görünen o ki kazançlı görünmenin yanında aslında borçluyuz.
-1
diyecevaplandı
(30.11.25)
diğer spermler de bizdik be abi. baba aynıysa çocuk da aynı.
+1
yurtsuz john
(30.11.25)
Bence ben tuzak kurdum.
Kalanlar arasında da bir katakulli ile kazandım.
Sonuçta onlardan daha akıllıydım, sonuç normal.
0
baldan kaymak
(01.12.25)
(17)

harcamak için para kazanmak, sıfırı tüketmek

gezer
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum. evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok
kasım indirimleri ile birlikte biraz fazla alışveriş yaptım ve ben napıyorum diye sorgular oldum.

evliyim. kadın tarafıyım. maaşım net 46 bin, nadiren mesailerle biraz fazla oluyor. senede iki maaş ikramiye. eşimin maaşı de 190 bin'e yakın sanırım. ev kredimiz var, çocuk özel kreşe gidiyor, araç yok.

kredi, kreş vs tüm büyük kalemler eşimde. ben bir iki fatura, aidat ödüyorum. onun dışında kendime, eşime, çocuğuma bir şeyler aldıysam onların taksitleri oluyor. kalanı da günlük market alışverişi veya dışarıdan yemeğe gidiyor. ay sonu sıfırı tüketiyorum. gelirimi aşmıyorum. birikim yapmıyorum ama ikramiyelerimi eşime veriyorum, o da harcamıyor tabi birikimde filan değerlendiriyor sanırım. zaten eşimin kendine göre ayrıca bi birikim planı var. alışveriş vs yapmadan önce de birbirimize danışırız. şu anki maddi durumda eşimin benden bir şikayeti yok. bir keresinde maaşının yüzde yirmisini kendin için biriktirsen iyi olur filan demişti, onun üzerine biraz denedim. şansıma biraz mesai de almıştım, çocuğun kreşinin kırtasiye ücretini ayarladım, biraz da kenarda kaldı. kalan da 12bin filan :D

dün akşam yine bi indirimden alışveriş yapınca ben ne yaşıyorum dedim. kazanıyorum, harcıyorum, eee? yanlış anlaşılmasın. çalışmak konusunda sorunum yok, çalışıyorum, çalışacağım da. şöyle düşündüm ve çok mantıksız geldi yaşanan her şey. çalışmasam zaten bu kadar kıyafete, ayakkabıya, şuna buna ihtiyacım olmaz. zaten param olmadığı için alamam da. çalışmadığım için zırt pırt eşime hediye almam, bi sene ben tatile götürmüştüm mesela böyle bi girişimim de olmaz. eşimden harçlık alsam, çocuğu alma bırakma işi bende olacağı için özelden alıp devlete veririz ve ordan bi kara geçeriz. eee yani gerçekten işten çık evde otur daha mı iyi yani?

tekrar söylüyorum, işten çıkmak bi seçenek değil. sadece gerçekten çok saçma değil mi?
iki ikramiyem de olmasa elle tutulur bi faydam yok. evde olsam her seferinde trendyol kuryelerine para vereceğime markete gider kendim alırdım belki.

şu anki iş yerimde beşinci yılım. başka iş bakmak da bi seçenek ama kalifiye biri değilim, üniversitede okuduğum bölümle alakalı bi iş yapmıyorum, yaptığım işin dışarıda tam karşılığı yok. cumartesi-pazar, resmi bayramlar tatil, bir saat fazla çalışsan mesai ücretini alıyorsun, genel merkezden farklı bi konumda çalıştığım için izin konusunda rahatım, geç gel, erken çık vs problem olan bir yer değil, iş arkadaşlarımla iyiyim vs vs yani konfor alanındayım. seneye değişmekle birlikte eve ve kreşe çok yakın, acil durumlarda her şeye ben gidiyorum.

dediğim gibi eşimden yana bir eleştiri durumu yok. çalışmamak da seçenek değil. maaşım da düşük bir maaş. ama yine de birikim yapılabilir mi? ha genel olarak evin durumu ne derseniz tabi ki zengin değiliz ama genel olarak bakınca eksik bi şeyimiz yok. yeme içme gezme, bizim görmediğimiz hayatı kızımız görüyor. sanırım biraz da bu yüzden. yani üniversitede nispeten rahattık ama onun öncesinde fakirdik ve yeni bir şey almak, dışarıdan yemek vs hayaldi benim ailemde. meyve bile kısıtlıydı. denizi çalışmaya başladıktan sonra gördüm. sağolsun genel olarak eşim sayesinde hayat standartım yükseldi, hep söylüyorum. ama yine de mesela eşimin yaşayış tarzına yetişemiyorum. onun beğendiği ve para verdiği bir şeyi ben kendime almıyorum. kıyafette vs bi üst sınırım var yani atıyorum eşim 10.000e ceket de alsa ben bi parça kıyafete atıyorum levis pantolonsa 2000 tl veririm filan diyorum. ya da otel bakarken eşimi frenliyorum o kadarına da gerek yok diye. ikinci bi tatile çıkalım dese biri neyimize yetmiyor diyorum. yani kendi sınırlarım içinde kalmaya çalışıyorum. ama o benim hayat standartımı yükseltirken ben onunkini düşürüyorum gibi hissediyorum her zaman. ben de senin kadar kazansam şöyle olurdu böyle olurdu filan diyorum bazen.

ay ne uzun anlattım. ne sorduğumu da bilmiyorum. yani kenara 5000 tl de mi koyamıyorsun diyorsanız evet genel olarak koyamıyorum. biraz dayak yemeye ihtiyacım var sanırım bu konuda. eşine güvenerek yaşayan kadınlardan oldum diye hayıflanıyorum bazen. onun benden harçlık aldığı da olmuştur nadiren :) olabiliyor yani.

yanlış mı yapıyorum, ne yapmam lazım? konuştuk yine eşimle kalem kalem yaz harcamalarını bi bak durumuna dedi, ne desin.
+3
gezer
(28.11.25)
Mert Başaran'ın youtube konuşmalarını dinlemenizi öneririm . 2 kitabı da var okumak isterseniz .
iş değiştirmenize gerek yok bence
farkında olmadan küçük küçük rakamlarla harcıyoruz toplam büyük oluyor.
Ben bu sene kredi kartı kullanmayı bıraktım , planlı ve çok az harcıyorum , öneririm
0
devilone
(28.11.25)
esiniz kendi parasiyla kendine, siz de kendinize mi birikim yapiyorsunuz? bence oyleyse garip. evlilikte kazanilan ortaktir. esinizin birikim icin ne yaptigindan haberiniz olmamasi da normal degil. mesela ne kadar birikiminiz oldugunu biliyor musunuz?

alisveris yaparken sadece kendi paranizla mi yapiyorsunuz?

yani genel olarak esinizin daha rahat, daha para dusunmeden yasayip, sizin ufak bir butceyi ayri yonetmeye calisiyor olmanız bence garip. evlilikte butce ortak olur ve ortak yonetilir bence. birikim de ortak yapilir, buyuk harcamalar da.

tabi ben eski kafali olabilirim. ya da esimle gelirlerimiz benzer oldugu icin oyle bir derdimiz olmayabilir. bizde mesela neredeyse tum harcamalari ben yapiyorum, esimin gelirini biriktiriyoruz. gerektiginde ondan da harciyoruz. ikimiz de birbirimizden para alabiliyoruz vs. benim param onun parasi, onun parasi benim param :)

calismamak bir secenek olmamali dediginiz gibi. ne zaman ne olacagi belli olmaz, calizmazken ortada kalma ihtimali her zaman var. insan kendini gecindirecek kadar calisabilmeli mumkun oldukca.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
@lemmiwinks yazdıklarımı okumadan mı yorumladınız acaba?
aslında sorduğunuz her şeyin cevabı yazımda var. zaten bazı kısımları yanlış anlamışsınız.

yazının ana fikri maaşımdan birikim yapamamam zaten. sadece elime toplu geçen ikramiyeleri eşime veriyorum. eşim birikime ekliyor. ne kadar birikimi var bilmiyorum da adamın bu kadar gider içinde milyonlar biriktirmediğini tabi ki biliyorum. zaten söylüyor şu kadar şunu aldım, şunu yapacağım vs diye ama ben didik didik sorgulamıyorum, gerek görmüyorum. evet sadece kendi paramla alışveriş yapıyorum, param yoksa eşimden de istiyorum, ay sonu birbirimize pasladığımız dönemler oluyor zaten. eşim sefa sürerken ben cefa çekmiyorum. o et yerken ben soğan kemirmiyorum.

ya cidden beni hiç anlamamışsınız bence. sorum eşimle aramızdaki para dinamikleri filan değildi. genel hatları ile şu an durum bu ve ben maaşımla birikim yapamıyorum dedim. ayda kenara 10.000 tl koyup, param bittikçe eşimden de isteyebilirim ki kendisi de söylüyor zaten bunu. ama ben tercih etmiyorum çünkü ha ondan çıkmış ha benden. kenara koyabiliyorsam o para mantıken kimseden çıkmıyor ve orada kalıyor olmalı. olay bu.
0
🌸gezer
(28.11.25)
ablam durumun varsa al canın istiyorsa al seni etkilemiyorsa al. ilerde almayı bırakır birikime geçersin. nasıl hissediyorsan öyle yaşa. madem eşin karışmıyor sen kendini frenleyeceğin zamanı bilirsin.
+1
koela
(28.11.25)
yani bazen bunu ben de dusunuyorum, durumum sizden epey farkli gerci ama ozellikle su dediginiz kisim ' calismasam kiyafet almam, ona gore harcarim' bende bir de su ekleniyor, seyahat harcamalarim cok fazla, istedigim yerde yasasam bu kadar paraya ihtiyacim olmayacak.

neyse benim durumum farkli da, neden calisiyoruz kismini ben de cok dusunuyorum.

sizin neden calistiginiza gelince, anladigim kadariyla yasiniz epey genc (calistigim yerde 5.yilim dediginiz icin oyle yazdim) siz neden calisiyorsunuz; 1. emeklilik, calismazsaniz bir gun eger emekli olursaniz hic geliriniz olmayacak, esinizinki de ikinize yetmez, 2. bugun az kazaniyorum diye isi birakirsaniz, tekrar is gucune katilmaniz ve 'iyi' kazanmaniz cok zorlasak, yani teorik olarak bir noktada daha iyi kazanmaya baslamaniz lazim, su anda evde cok is var simdilik ben yapayim, tasarruf edelim 5 sene sonra cocuk bi tik buyuyunce bakayim derseniz o is pek oyle olmuyor (turkiye'de), dolayisiyla is gucunde kalma halinizin sureklilik arz etmesi gerekiyor, 3- insanin kendi parasini kazanmasi, hele hele de kadin icin cok onemli. bosanma, allah korusun vefat vs. gibi durumlarda dimdizlak kalirsiniz. olmayabilir ama oladabilir. ayrica, bir gun isler kotuye giderse esinizle, iste o 'herseye ragmen kalmak zorunda olan' esler calismayan esler oluyor oncelikle.

bu tarz nedenler var. bunun disinda, esinizi frenlemenizi ve dunyada hicbir onemi olmayan marka kiyafetlere filan para yatirmamanizi tavsiye ederim. sistem zaten boyle isliyor, daha cok kazandikca pompalanan sacma sapan seyleri tuketip, bu tuketim halini surdurmek icin daha cok calisiyoruz. yani benim hedefim bu sistemden tamamen cikmak elbette sizin oyle bir amaciniz yok ama sistem sizi borclu ve harcama halinde tuttugu icin bu kadar cok 'calisiyoruz'.
+2
kassiopeia
(28.11.25)
@gezer: hepsini okudum. sizin istediginiz gibi anlamamis olabilirim. ama bence esiniz zaten birikim yaparken, sizin birikim yapamiyorum diye uzulmenize, kendinizi kisitlayip birikim yapmaya calismaniza cok gerek yok gibi gorunuyor bana. gereksiz yine harcama yapmayin tabi, har vurup harman savurun da demiyorum ama bu kadar maas alirken kendinizi birikim yapamadiginiz icin kotu hissetmenize de gerek yok.
0
lemmiwinks
(28.11.25)
Evet o da bir seçenek ama eşinizin işinde bir ters durum olsa tutunacak dalınız olmalı. Sadece para da değil. İşinden ayrılmak istese ayrılamaz. kapana kısılmış gibi hisseder. Psikolojik etkileri daha önemli burada. İşsiz kalsa, evde iki işsiz, buhranı hissedersiniz. Sonra çocuğu satışa çıkarırsınız :))

upload.wikimedia.org

Devam edeyim. 46'ya 190 ciddi bir fark ama 46'dan 10 ayırabilmek de çok büyük moral olur eşinize. 190'ın içinden büyük kalemleri çıkarınca "disposable income" yine aynı yere geliyorsunuz büyük ihtimal.

Bir de tavsiyem, senede bir kaç kere sıfır harcamalı ay yaşayın. Şirketlerde olur. Ödemiyoruz abi, kimseye para ödemiyoruz diyebiliyor bazı şirketler.

Siz de zorunlu harcamalar dışında sıfır harcamalı mesela 2 ay koyun bütçenize. çok rahatlatır ve gerekirse minimumda yaşayabildiğinizi gösterir, güven verir.
0
gabe h coud
(28.11.25)
Hocam merhaba, maaşınız birikim yapılmayacak bi' rakam değil, sizin öncelikle birikim alışkanlığı kazanmanız lazım bana kalırsa,

Eşinizin dediği mantıklı, kalem kalem yazın, ay sonunda ne kadar gereksiz şeylere - size göre tabi - ne harcamalar yaptığınızı görün, eşinizin finansal okur yazarlığı size göre daha iyi gibi geldi bana. Harcamaları yazdıktan sonra kendisiyle beraber inceleyebilirsiniz.

Bir de birikim 101 şudur ; " harcadığından kalanı biriktirme, maaşı alınca belli bir yüzde birikime ayır, kalanını harca."

bunu deneyin 1-2 ay bakalım ne sonuç alacaksınız.
0
kumandanim
(28.11.25)
Kasım indirimleri tam bir hayat sorgulaması değil mi ya, ben de geçen benzer sorgulamalara girdim bi cilt bakım seti ile sepetimde bakışırken. Durumlarımız farklı ama lan dedim ben şuan bunu niye alıyorum tam olarak. Evdekileri kullandım mı yööö. Ama çok uygun. Zaten ikibin tele harcasam ne harcamasam ne. Ev mi alabiliyoz bişey mi yapabiliyoz ikibin tele ile. Ama yani indirim olmasa böyle bişey alıcak mıydım yööö. Ama insanın lendine bakması da önemli şimdi özbakım sonuçta.
Neyse böyle uzun bi diyalogdan o gün tasarruf galip çıktı ve sepeti boşaltıp uyudum. Ama ertesi gün gittim tencere aldım. Çünkü çok uygundu.
Burdan bi hayat dersi çıkmaz tabi. Ama bi kadın olarak evliliğinin nasıl olduğundan bağımsız kenara bir miktar para koymak gerektiğini düşünüyorum. Elimden geldiğince yapıyorum. Bazısı gizli biriktiriyor, benimki gizli değil. Onun da doğrusu değişir. Ama bi miktar koymakta fayda var.
0
benim bir gizli bildiğim var
(28.11.25)
46 maaş, fatura aidat 10 desen kalır 36.

Bence sizin sorun harcamak ve sonrasında biriktirmek, bence mantıklı olan bir tutar belirleyip paranızı biriktirmek sonrasında harcamak.

her ay 500 USD veya 6 gram altın alacagım gibi veya her ay 30.000 TL'lik altın s1 alacagım gibi bir hedef verip kalan parayla da alışveriş yapman.

Senin sorgulamalarını herkes yapıyor.

eşinizin kagıda yaz taktigi çok doğru. Harcadıgınızı görmüyorsunuz, bir de kredi kartı kullanımını bırakın bence
0
liberal
(28.11.25)
Bizdeki durum şu.eşim maaşlı çalışan,ben serbest çalışıyorum maaşım yok.eşimin maaşı türkiye koşullarında oldukça iyi ama iki kızla beraber ay sonunda maaşının hepsini yiyordu.ona hisse senedini anlattım bir kaç yıl önce.kendisine bir kaç hisse belirledi.aklına geldikçe girip fiyatına bakmaksızın farkına varmayacağı miktarlarda hisse senedi alıyor.şu an ne kadar oldu bilmiyorum ancak cnbce seyretmeye başladı,halka arz,temettü falan diye dolaşıyor evde.banka özel temsilci atamış onunla konuşup duruyorlar.

Burada hisse senedi konusunda bayağı bilgili arkadaşlar var,bir danışıp ufak ufak uzun dönem hisse senedi alabilirsiniz atıyorum bu ay 1-2 bin liralık ya da teknik boyutunu bilmiyorum ama bankadan çok mesaj geldiği için bes te devlet katkısı bitmeden girin falan deniyor aynı minik miktarlarda çocuğunuza kendinize bes yapabilirsiniz.

Benim kafam ye gitsin dünyaya bir daha mı geleceksin şeklinde çalışıyor ama hanım bu para değerlendirme işinden çok keyif alıyor,sizede iyi gelebilir diye düşünüyorum.
0
duptıs
(28.11.25)
Eşin hem birikim hem harcama kontrol yöntemi olarak doğru tavsiyeler vermiş. Senin de sorguladığın nokta çok doğru. Kazandığını önemsiz şeylere harcıyorsan hiç çalışmamak daha tatminkar bir hayat bile sağlayabilir çünkü kendine ve sevdiklerine ayırabileceğin zaman artacak. Ya çalışıp harcamalarını yöneteceksin, ya gelirini arttıracaksın, ya da çalışmayıp biraz küçülecek fakat zaman arttıracaksın. İşte rahatın iyiyse en kolayı ve en mantıklısı biraz harcama kısıp aylık birikim yapan noktaya gelmek.
+1
osssy
(28.11.25)
Maaşınız birikim yapılabilecek bir tutar. Çocuklu ailesiniz şirket arabası yoksa ayağınızı yerden kesecek bir araç hedefi güzel olabilir bence. Ben kendimi kısıtlamak için internetten taksitli bilezik alıyorum paşa paşa birikmiş oluyor. Bu yöntemle araba aldım mesela şimdi hedef başka yavaş yavaş birikiyor. Şuan genciz çalışıp kazanıyoruz ilerisi kötü olacak emekli maaşları kuş kadar, pasif geliri olmayan insanların birikim yapmaması bana çok cesurca geliyor.
0
cilekli pasta
(28.11.25)
Enişte çaktırmadan 50-30-20 kuralından bahsetmiş. Dünyanın bin türlü hali var , bence denenir.
0
ketcapli dondurma
(28.11.25)
üzülerek okudum. maalesef çok kişi bunu yaşıyor. çok olumsuz bir devirde yaşıyoruz. genç insanların birikim yapması çok zor. ülkemiz 20 yılda inanılmaz kötü bir duruma gitti. şu an maaşlar dolar olarak fena değil (geçmişe kıyas ediyorum), ama alım gücü yerlerde geziyor.

eşinizin biraz kenara koyduğunu tahmin ediyorum. zaten iki para da aynı şey. O maaşla birikim yapamamanız bence normal. son olarak bence çocuğu özel okula göndermeyin.
0
ebabil curnatasi
(28.11.25)
para harcamak hepten kotu degil de amacli bir sekilde harcamak lazim. hepimiz alisveris bagimliligindan muzdaribiz zira dogdugumuzdan beri 4 koldan o pompalandi. ben son 5-6 senede cok cok az alisveris yapmisimdir, buna ragmen hala dolabimda etiketi uzerninde duran pantolonlar, ceketler, hic giyilmemis ayakkabilar var. cunku sira gelmiyor hepsini giymeye, keske bunlara verdigim 30-40 bin lira alimde nakit olsa su an diyorum bakip. senin de muhtemelen her ay ala ala kiyafetler ayakkabilar yigiliyordur, mevcuk stogundan giyinmek yerine calisiyorum o yuzden habire kiyafet almaliyim varsayimini biraz daha sorgulaman lazim.
0
hot potato
(28.11.25)
Maalesef ülkemizde tasarruf bilinci çok kuvvetli değil.
Uzun vadeli düşünmediğimiz için.

Basit bir örnek vereyim. Ufak dediğiniz meblağ, mesela 200 TL. Günde 200 TL saçma sapan harcanıyor, abur cubur alıyorsun, kahve içiyorsun, sipariş uygulamasında komisyon olarak ödüyorsun... Fark etmeden harcıyorsun. Peki bu 200 tl'yi harcamazsan ne olur? Çok değil günde 200 tl daha az harcasan. 200*365=73000 TL. Neredeyse 2-3 günlük mütevazı bir tatil parası. Sana 73000 TL'yi sokağa at desem elin titrer. Ama gün içinde titremeden yapıyorsun gibi düşün.

Şimdi daha uzun vadeli düşünelim. Yılda 73000 TL, 10 yılda 730000, 20 yılda 1.460.000 TL. Bu hesabı yaparken enflasyon yokmuş gibi düşündüm. Çünkü bugün 200 TL harcadığın şeylere seneye belki 250 300 harcayacaksın, o dengeleyecek gibi düşündüm. Bu 730000'i o günün 730000'i gibi düşündüm yani. Ya da harcamadığın parayı enflasyonun biraz üzerinde değerlendirmişsin gibi düşündüm.

Anlatabildim mi? Yani günde harcadığınız fazladan 200 tl, 1 yılda 1 tatil, 10 yılda iyi kötü bir 2. el araç, 20 yılda ufak bir arsaya denk geliyor belki de. Böyle düşünerek işe başlayın.

Açıkcası tüm büyük masraflarınızı eşinizin karşıladığı bir ortamda 46000 TL çok da ufak bir meblağ değil. Çünkü görünür ciddi bir masrafınız yok. Yani her ay kenara 10.000 TL atsanız, yine cebinizde doya doya harcayabileceğiniz bir 36000 TL kalır diye düşünün.

sizin yaşadığınız şeyin adı yaşam tarzı enflasyonu. İnsanlar geliri arttıkça harcamalarını da arttırıyor. Mesela eşiniz çalışmasa siz o parayla geçinmek zorunda kalsanız bu harcamalara dikkat edersiniz. Ama şu an konfor alanındasınız ve bu yüzden statü için harcıyorsunuz. Biraz psikolojik sebepleri de var bu harcama dürtüsünün. Dopamin bağımlılığı gibi, hızlı tatmin. bunlarla ilgili kitaplara bir bakın.

Bir de parayı kenara atıp unutmak değil, enflasyondan koruyacak hatta enflasyonun bir miktar üstünde getiri sağlayacak şekilde değerlendirmenin de önemini vurgulayayım.

Şimdi gelelim niye çalışıyoruz?
Para kazanmak için.
Parayı niye kaznaıyoruz? rahat bir hayat için.
Peki tüm kazancımızı niye harcamamalıyız?
Çünkü bugün kazanabiliyorsunuz ama ilerde kazanamama riskiniz var.

Eşiniz de siz de özel sektördesiniz anladığım. Özel sektörde görünmez bir yaş bariyeri vardır ve bir yaştan sonra insanlar eskisi kadar çok kazanamamaya başlarlar. Sonrasında da emekli maaşları malum.

Yani paraya belki de en çok ihtiyaç duyacağınız yaşlarda, geliriniz bugüne göre daha az olabilir.

Allah korusun ama sağlık problemleri, çocuğunuz varmış onun üniversite masrafları, evlenmek istediğinde yuva kurmanın maliyetleri...

Daha geçen gün bir arkadaşımın annesi ameliyat oldu. 900bin tl'ye yakın harcama yapmak durumunda kaldılar. 2 arabaları vardı, 1'i gitti bu ameliyat için.

Anlatabiliyor muyum?

Geçenlerde bu konuyla ilgili bir sitede şöyle bir yazı vardı:

"Bugün giydiğin ayakkabının markasını 10 sene sonra kimse hatırlamaz. Ama sen 10 sene sonra o ayakkabıya harcadığın paraya ihtiyaç duyabilirsin."

Bu şu demek değil, ot gibi yaşayalım. Ama 10 harcıyorsan eğlenmeye, alışverişe, atıyorum 8 harca, 5 harca. Eğlenceni de yap, birikimini de.

Hayat hep böyle gitmez. Akarken doldur demişler.


Aşağıya bu konuda ilgi duyanların seveceği 3 site ve güzel yazı bırakıyorum.
www.paradurumu.com
akillibutce.com
monay.com.tr
0
anten
(28.11.25)
(9)

Anneniz kaç yaşında ölürse normal karşılarsınız?

tahirkemalbozoglu
Daha doğrusu kaç yaşında vefat ederse kabul edilebilir olur sizin için?
Daha doğrusu kaç yaşında vefat ederse kabul edilebilir olur sizin için?
-4
tahirkemalbozoglu
(28.11.25)
300 milyon yaşında da ölse içim burulur.
+2
kizil karga
(28.11.25)
Yahu orası öyle tabi ama sormak istediğimi anla işte offff
0
🌸tahirkemalbozoglu
(28.11.25)
Abi her ölüm erken ölüm derler, yani ölen kişi anneyse ciddi söylüyorum 93 yaşında ölse mesela yine kabul edilebilir gibi olmaz sen de beni anla lütfen anne bu.
+1
kizil karga
(28.11.25)
87 ve üzeri sanırım. niye 85 değil bilemiyorum. 90 yaşlar istisnai zaten. o sebeple 87 sanırım. tabi dinç ve yatağa düşürecek bi hastalığı olmadığını varsayıyorum.

lisedeyken filan 65 yaş civarı ölenler için annem genç öldü derdi. ben de anne 65 diyosun neresi genç derdim. annem şu an 65 yaşında :/ haklıymış kadın.

ayrıca soru duygusal açıdan sorulmamış ki. normall karşılarım = eşittir üzülmem demek değil. toplumsal gerçeklik açısından düşündüm.
+2
elorelia
(28.11.25)
110.
0
konusma ben konusuyorum daha bitirmedim
(28.11.25)
anneannemin 100'e yakın yaşı.
yatalak değilse de bir kaç yıldır evde yalnız bırakılmıyor, hep yanında biri var. 3-4 yaşlarındaki bebeğe gösterdiğin ihtimamı gösteriyorsun.
90'a kadar yemek falan yapar, ev işlerini ufaktan götürebilirdi.
o zaman bile ölmek istiyordu.
kadın sürekli acı çekiyor, bazen ağlıyor. aklı çoğunlukla yerinde. acısı olmadığında neşeli, esprili bir insan ama "bugün de geberemedik" diye gün sonunda. bu kadar uzun zamandır uzatmaları oynuyor olmak onun için çok trajik.

anneannemi gören annem (ve kardeşleri) hiç uzun yaşamak istemiyorlar.
elden ayaktan düşmeden, sağlıklı şekilde ölmek istiyorlar.

keza baba tarafındaki büyükler de 90'lara geldiler.
onlar da yatalak değilseler de bir odadan diğerine geçince nefes nefese kalıyorlar.

aynısı onlar için de geçerli.
kişi sağlığını yitirip elden ayaktan düşünce artık ölmek ister.

80'lere gelince anneannem, babaannem, dedem için herkes artık vakti geldi gibi düşünmeye başlamıştı. sanırım sorunuzun cevabı için 80'ler derdim.
0
biseysorcaktim
(28.11.25)
anneannem 95 yaşında. ölürse genç öldü derim. çünkü hala çok dinç. maşallahı var.

hastalık, güçten düşme gibi bir şey olursa başka olabilir. Yani konu hayatını ne kadar rahat yaşadığı.
0
gabe h coud
(28.11.25)
kabul edilemeyecek yaş yok. kardeşim 26 yaşında vefat etti. üzüldük, çok sarsıldık ama kabulleniyor insan bir süre sonra. Allah sıralı ölüm nasip etsin derler, çocuklar annelerinden önce ölmesin yeter. evlat acısı, anne-baba acısından çok daha ağır.
+2
faberkastelli
(28.11.25)
Allah elden ayaktan düşürmeden kurtarsın herkesi.

Yaşı yok bence.
0
en bi orijinal
(28.11.25)
(5)

görebildiğiniz black friday indirimleri neler?

messina123
var mı şöyle dişe dokunur bir şeyler?
var mı şöyle dişe dokunur bir şeyler?
0
messina123
(28.11.25)
mavi'nin indirimi gerçek.
yves rorcher yalan sanırım. bildiğim iki ürüne baktım, net yüzde otuz indirim filan yoktu.
zara da gerçek diyorlar.
0
elorelia
(28.11.25)
adidas ek %25 yapmış onu bi gördüm başka adam gibi indirim yok gördüğüm takip ettiğim
+1
eja
(28.11.25)
hepsiburada yalan. önce fiyat artışı sonra indirimle eskisinden de pahalı her şey.
+1
gabe h coud
(28.11.25)
zara'da %40 indirim ve gerçek.
0
koela
(28.11.25)
İnditex grubu gerçek. Yves rocher iki gün önce gerçekti bugün yalan olmuş.
0
ekimoloji
(28.11.25)
(3)

ev sahibinin tutanak istemesi

asap raki
evi boşaltacağımı 3 ay önce söylemiştim. bu ayın başında ekim sonu itibarıyla çıkacağım dedim. bugün çıktım, adamı 6 yıldır hiç görmedim. anahtarı evin altında züccaciyeye bıraktım. gelip bakacağım falan da demedi.emlakçı şimdi benle anahtar teslim tutanağı tutmak istiyormuş, çıkacak borç ya da eve
evi boşaltacağımı 3 ay önce söylemiştim. bu ayın başında ekim sonu itibarıyla çıkacağım dedim. bugün çıktım, adamı 6 yıldır hiç görmedim. anahtarı evin altında züccaciyeye bıraktım. gelip bakacağım falan da demedi.

emlakçı şimdi benle anahtar teslim tutanağı tutmak istiyormuş, çıkacak borç ya da eve verilen ziyan durumunda ev sahibi tazminat alabilir falan diyor. ev aşırı eski bir ev, kırık falan yok ama biraz pis bırakmıştım. pis de teslim aldım zamanında.

evin fotoğraflarını ay ortası gibi çekip adama attım. her detay görünmüyor ancak genel fotoğraflarda evde kırık dökük olmadığı görünüyor.

bunu imzalamazsan kira sürecin devam eder falan dedi. ne yapmalıyım?

whatsapp’tan remax’ın benim muhatapım olmadığını yazdım. istersen ay sonuna kadar gel evde buluşalım şu tarihte anahtarı aldım, alacak borç yoktur diyerek devam edelim dedim. cevap yazmadı. kendimi kanunen nasıl garantiye alabilirim. dava açsa bile bundan bi şey çıkar mı?
0
asap raki
(27.11.25)
Doğru diyor. Tutanak senin hayrına. Borcum alacağım yoktur da yazdır.
0
gabe h coud
(27.11.25)
işin yasalı anahtar teslim tutanağı. ama emlakçıyla değil evin sahibi kimse onunla yapılması lazım. Ya da kime vekalet verdiyse onunla.

Ama kimisi senin gibi anahtarı yönetim-komşuya-bakkala bırakıp geçiyor. Ev sahipleri de bunun peşinde düşmüyor dava dosya bir sürü iş. Dava açsan bile kazanacağın ne malum. Yani muhtemelen birşey olmaz. Ama yasalını yapmak isterim dersen anahtar teslim tutanağı.
0
nuevo
(27.11.25)
kiracılar ev sahiplerini o kadar korkuttu ki normal, sorunlu olmayan işlemlerde bile artık bütün resmi işlemleri uyguluyor insanlar.

Birisi evi boşaltıp gitse ev sahibi gelse evden çıkan kiracı da ben evden çıkmamıştım ve evimde bir sürü para vardı ben ev sahibinden davacıyım diye dava açabilir.

Bu yüzden artık insanlar ev teslim tutanagı imzalatıyor.

Tarafların kendisini düşünüp bunu yapıyor.
0
liberal
(27.11.25)
(7)

didim'e haziran başı ya da eylül sonu gidilir mi?

elorelia
1-20 haziran arası fiyatlar uygun. sonra artıyor. eylül 23'ten sonra yine aynı fiyata dönüyor. ege olduğu için deniz suyu sıcaklığı nasıl olur bilemiyoruz. 4 yaşında çocuk da var yanımızda ve soğuk su sevmiyoruz.korku sebebimizde şu;23-30 eylül 2023'te manavgat'a gittik. havuz, deniz sıcaklığı çoook
1-20 haziran arası fiyatlar uygun. sonra artıyor. eylül 23'ten sonra yine aynı fiyata dönüyor.

ege olduğu için deniz suyu sıcaklığı nasıl olur bilemiyoruz. 4 yaşında çocuk da var yanımızda ve soğuk su sevmiyoruz.

korku sebebimizde şu;
23-30 eylül 2023'te manavgat'a gittik. havuz, deniz sıcaklığı çoook iyiydi. ama 1-5 ekim 2024'te muratpaşa'ya gittik. ortak havuzlar ve deniz soğuktu. çocukla zorlandık. kapalı havuzlarda takıldık. yani bir haftada bu kadar fark olması şaşırttı. o sebeple şimdi yine soğuğa denk gelmek istemiyoruz. ama fiyat farkından kaçınmak istiyoruz.

ilgili haziran tarihlerinde ya da 23 eylülle başlayan 5 günde nasıl olur acaba?
0
elorelia
(26.11.25)
jollyde indirim var şuan erken rezervasyon, 8 aralığa kadar bu fiyatlar, ben açıkçası 1 kere haziran 20 sinde ege denizine girdim bir dahada egeye temmuz ortasından sonra gitmememeye yemin ettim, havada soğuk oluyor denizde, bebek varsa haziranda en iyisi antalya

hatta bir ara sadece 1 temmuzda çıkardım, antalya hep inanılmaz sıcak olurdu izmirin ağustosu gibi düşün antalyanın haziran sonunu
0
eja
(26.11.25)
didim, ege'nin en sıcak denizlerinden birine sahip. fakat şansınıza o hafta soğuk olabilir ufak bir risk var. bu yaz o tarihlerde inanılmaz sıcaktı. ama mevsimler karman çorman oldu biliyorsunuz. yüzde 70-80 deniz suyu çok iyi olabilir diyebilirim.
+1
cisimcik golgi
(26.11.25)
1 haftada sıcaklık bir anda düşüyor.bu sene ekim 2. hafta gittik soğuktu, ama her sene eylül ekim gideriz. ekim ilk haftaya kadar sıcak oluyor deniz. eylül sonuna kadar çocuğun girebileceği sıcaklıkta olur. haziran 20 ve eylülde off sezon o sebepten rahat olur. ancak sezonda didim ortamı leş ötesi.
0
mikahakkinen
(26.11.25)
Bu sene Eylül'ün başından sonuna oradaydım. Mükemmel olur.

Her sene Ekim hatta Kasım'da bile giderim.
+2
gabe h coud
(26.11.25)
Didim’de yaşayan biriyim Haziranda su daha soğuk hava sıcak olduğu için kimse şikayet etmez, ama Eylül başladı mı su kasıma kadar sıcak fakat havalar bi tık serin o yüzden denize girilmez havası var. Bana sorarsanız Eylül ayında su hala baya sıcak kalıyor ama Eylül sonu gibi anca soğuyor
0
olaylar olaylar
(26.11.25)
her hakülârda ısınmadan önce değil, ısındıktan sonraki durumu tercih edin. yani eylül sonuna bakın yine de.
+2
sanal hayvan
(26.11.25)
Her sene haziran-kasım arası didim'e çok yakın bir bölgede kalıyorum.

Haziran ayında su hala soğuk olur, deniz gibi devasa su kütleleri geç ısınıp geç soğur çünkü.

Eylül ortasından sonra da su yavaş yavaş soğumaya başlar.

Yani bahsettiğiniz tarihler 4 yaşında bir çocukla deniz tatili yapılacak dönemler değil özellikle ege için. (Manavgat'la didim çok fark eder bu arada, ekim ortasına kadar oralarda çocukla hala girilebilir)
0
makbur
(26.11.25)
buraya yazılanların hakları Sir Anthony Hopkins'e aittir.
yazan eden compumaster, ilgilenen eden fader
modere edenler basond, compumaster, fraise, kibritsuyu, rakicandir
bu sitede yazılanların hiçbiri doğru değildir. site içeriği küçükler için sakıncalı olabilir. yazılardan yazarları sorumludur. kaynak göstermeden alıntılanamaz. devlet tarafından atanmış bir kurumun internet üzerinde kimin hangi bilgiye ulaşıp ulaşamayacağına karar vermesi insan haklarına aykırıdır. web siteleri kullanıcıların istekleri doğrultusunda bağlandıkları yerlerdir. kullanıcılar isterlerse bir web sitesine bağlanmayabilirler. bu güçleri ve imkanları mevcuttur. bir kullanıcı bir siteye bağlanmak istiyorsa bu onun tercihi ve hakkıdır. bağlanmak istemiyorsa bu yine onun tercihi ve hakkıdır. halkın kendisine hizmet etmesi için görevlendirdiği kurumlar hadlerini aşıp halka neye ulaşıp ulaşmayacağını bilmeyen cahil cühela muamelesi edemezler. ebeveynlerin çocuklarını sakıncalı içeriklerden koruması için çok sayıda bedava ve ücretli yazılım mevcuttur. bu yazılımlar bir web tarayıcısını kullanmaktan daha karmaşık teknik bilgi gerektirmemektedir. devletin milletini küçük düşürmesi ve ebleh yerine koyması yasaktır.